İnternet yaşamı önemli ölçüde değiştirmeye başladı. İnsanlığı yeni bir toplum biçimine, bilginin, bireyin ve yığınların öne çıktığı, mesafelerin ve sınırların önemli ölçüde ortadan kalktığı, yeni paradigmaların öne çıktığı, adına “Bilgi Toplumu” demeye çalıştığımız geçiş her büyük değişim gibi sancılı olacak ve yıllara yayılacaktır. Bu değişim çözümü kolay olmayan sorunlar ortaya çıkartmakta ve eski dengeleri zorlamaktadır. İnterneti algılamakla, kendi paradigmaları, alışkanlıklarına uydurmakta zorluk çekenler, kendileri için bir tehlike olarak görenler, İnterneti yasaklarına başvurmaktadır. Bu Türkiye’ye özgü bir olay değildir. Çin başta, pek çok ülke bunu yıllardır yapıyordur. Ülkemiz, İnternet yasaklarına, “Dünyaya önder olmak”, ve “kirli bilgiyi temizlemek” söylemleriyle başlamıştı. Gelişmiş batıda, başta çocuk pornografisi ile bu yola biraz daha utangaç bir şekilde girmeye başlamıştır. Fransa, Almanya ve İlgiltere’de benzeri eğilimler ortaya çıkmıştır. Tüm dünyada, İnterneti denetlemek savaşı epey hız kazanmıştır.

Ülkemizde ise, İnternet Yasakları büyük ölçüde kanıksanmış durumda. Başta Siyasal kadrolar olmak üzere, toplum önderleri, İnternet Yasaklarını gündeme getirecek bir sorun olarak görmüyorlar. İnternet camiasin önemli bir kısmında, kendileri kolaylıkla aştığı için bu yasakları önemsemiyorlar.

“İnternet Yaşamdır!” sloganın belirtiği gibi, yaşamın tüm boyutları internetle içice geçmiştir. İnterneti sadece bir medya ortamı olarak değerlendirmek, ve gazete, kitap, dergi gibi yasaklamak; internetin boyutlarını kavramamak isteği ile mümkündür. Nasıl koca bir kütüphaneyi, içindeki bir kitap, hatat bir kitabın bir sayfası nedeniyle kapatmayı; kanunsuz mallar satan bir dükkan yüzünden bir iş hanını kapatmayı düşünmezse, bir apartmanda suçlu bir var diye, bir mahalleyi kapatmayı aklı başında hiç kimse düşünmezse, bizimde ülke olarak İnterneti yasaklama fikrinden vazgeçip, makul çözümler aramız gerekir. İnterneti bir düşman, içinden kötülük akan bir ortam düşünmek yerine; yaşamın bir parçası olarak düşünmeli; yaşamda riskleri nasıl alıyorsak, internetdeki risklerin farkında olup, gerekli tedbirleri almalıyız. Nasıl trafik kazaları nedeniyle trafigi yasaklamak aklımızın ucundan geçmiyorsa, kimsenin aklından bıçağı yasaklamak gelmiyorsa, telefonu suç çeteleri kullanıyor diye telefon şebekesi kapatmayı düşünmüyorsak, İnterneti Yasaklama fikrinden uzaklaşıp; insanı temel olan, ona yetki ve sorumluluk veren sistemleri düşünmeliyiz. Çözümleri, yönetişim ilkeleri ışığında bütün paydaşların ortak çabası ile aramalıyız.

İnternet Konferansında, İnternet Yasaklarını sürekli gündemde tutmak, bu mücadeleden vazgeçmemek kararı alındı. İlk olarak Yılbaşında bir “Özgür İnternetimi İstiyorum!” kampanyası fikri ortaya atıldı ve kabul gördü. Biraz geçikmiş de olsa böyle bir kampanya sürüyor. Önemsediğiniz toplum önderlerini (Devlet ve Partiler, Milletvekilleri, Sivil Toplum Kuruluşları, Gazeteciler, Internet Kurulu) kategorileriden seçip, beğendiğiniz bir tebrik kartıyla gönderebilirsiniz. Eksik bulduğunuz adresleri de ekleyebilirsiniz. Bir banner secip, uygun bulduğunu yerde yayınlıyabilirsiniz.

İnternet Yaşamdır!

http://tebrik.kampanya.org.tr/

TBD’nin Bilişim Dergisi Aralık Sayısındaki Röportaj: 2009 Değerlendirmesi ve 2010 Beklenti ve Istekleri

* Ülkemizin tutarlı, uzun vadeli, kapsamlı bir kalkınma, bilim, teknoloji ve bilgi toplumu politikası olduğunu söylemek biraz zor. Bu yönde projeler var, yasa ve yönetmelikler hazırlanıyor, teşvikler var; ama bir bütünlükten, örgütlenmeden, yönetişim ve geri besleme yapısından yoksunlar. Bu politikalarla, üniversite, insan gücü, İnternet politikaları uyumlu değil. Gelişmekte olan Bilişim Vadisi, teknokentler projeleri olumlu ama; ama liderlik, örgütlenme, eylem planı, yönetişim açısından ciddi eksiklikler söz konusu. Bir başka deyişle, Türkiye’nin Rotasını Bilgi Toplumuna döndürmek için yeterli çaba henüz yok.

* Bilgi toplumu hedefi kriz ortamında biraz gündemden düştü. 3G’nin gecikmeli de hayat geçmesi 2009’un en önemli gelişmesi oldu. Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı, sahipsizliğin kurbanı olmaya devam ediyor. Projenin 2010’da biteceğinin farkında olmayan o kadar çok kişi var ki! E-Devlet Ajansı’nın aniden ortaya çıkması, Bilgi Toplumu Projesi’nde tıkanıklığın hükümetçe kabul edilmesi ve çıkış yolu aranması olarak değerlendirmek gerekir. Şu anda, DPT Bilgi Toplumu Dairesi, Başbakanlık e-devlet çalışma grubu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Türksat arasında dağınıklık ve karışıklık var. BTK’ye, bilgi teknoloji sıfatını ve kapsamı net olmayan görevler verilmesi kanımca yanlış olmuştur. Gelişmiş batıda bunun örneği yok. FCC ve benzeri kurumlarda bizde olduğu gibi “telefon dinleme”, “İnternet sansürleme”, “Elektronik imza”, DNS ve bir bulut olarak bilgi teknolojileri verilmesi yaklaşımı yok.

İnternet sansürü ülkemizin “İnternetle Savaşı” olarak sürüyor. BTK, tek tek yasaklanmak istenen nesneleri yasaklamak yerine tüm web’i yasaklamayı bilerek devam ediyor. Bunu yapacak idari, teknik ve mali olanakları olmasına rağmen, uygulamıyor. Mahkemelerimiz, yetkisini tüm dünya olarak görmeye devam ediyor. Toplumun entelektüel kesimi ve İnternet dünyası yasakları kanıksadı. Mahremiyet ve bireysel özgürlükler ile güvenlik dengesi, bireylerin aleyhine bozulmaya devam ediyor.

Telekom sektöründe rekabetin eksiklikleri artık konuşulmuyor bile. Sabit telefondaki rekabet, numara taşımadaki sorun nedeniyle ölü doğdu endişesini taşıyorum. Cep telefonundaki numara taşınırlığı niye sabit telefonda olmuyor ki? Gerekli yazılım ve donanımı niye BTK sağlamıyor ki? Kişisel verilerin korunması yasası hâlâ çıkmadı.

Ülkemizdeki bilgi toplumu çabalarının düzgün yürümemesinin sonuçları uluslararası indekslerde kendini çok açık bir şekilde göstermeye başladı. Bilgi teknolojileri, rekabet etme yeteneği, inovasyon, insani gelişme, toplumsal cinsiyet konularında net bir şekilde geriye gidiyoruz.

* Adil bir rekabet ortamı istenildiğinden emin değilim. Bu toplum, serbestleşme ve özelleşmede sırayı karıştırdı. Hükümetler yıllarca Telekom’un satışından gelecek paraya odaklandı. BTK ve Rekabet Kurumu (RK) orasında yetki karmaşası yaratıldı; RK’nin rahat çalışması engellendi. Kablo devletleştirildi ve konu mahkemede. Sabit telefon tekelin kalmasından 5 yıl sonra hala adil rekabet konumunda değil. Kamu İhale Kanunu (KİK) bir yandan bilişim ürünlerine uygun değil; öte yandan kamu kurumları sürekli kapsam dışına çıkarılıyor; adil rekabetin koşulları zorlaştırılıyor. Ülkemizin bir yazılım stratejisi ve eylem planı olması gerekir. Özel sektörün teşvik etmek, teknokentler, bilişim vadisi gibi projelerle üniversite sanayi işbirliğini artırmak, ama insan gücü planlamasına bakmak, üniversite, yüksekokul, meslek liselerine ele atmak, açık kaynak dünyasından yararlanmak şarttır.

* Beklediklerim ve korktuklarımla, istediklerimi ayırmak istiyorum. Benim istediklerim gerçekleşmeyecek gözüküyor ama yine de istiyorum.

Bilgi toplumu konusunda yeni bir örgütlenmeye(E-devlet Ajansi) hızlıca gidilmesinden endişe ediyorum. TK’den BTK geçiş benzeri kozmetik, ama yapısal fazla bir şey getirmeyen, yönetişim ilkelerini dışlayan bir değişiklik endişesi var. İnternet’e ilişkin daha fazla yasağın gündeme gelmesi, şu an 5651 kapsamında olmayan ama fiilen uygulanan bazı yasakların yasalaşmasını endişesini taşıyorum.

3G ve telekom operatörleri nedeniyle genişbantın yaygınlaşmasını, yeni inovasyonel uygulamaların ortaya çıkmasını bekliyorum. DNS konusunda BTK’nın yeni düzenlenmesinin 2010’da hayat geçmesini bekliyorum, ama ciddi bir karışıklık endişesi taşıyorum.

İstediklerim ise, bilgi toplumu konusunda yeni bir yapılanma. Başında ana işi bu olan siyasal bir sorumlu. Katılımcı, kamunun yanında özel sektör, sivil toplum ve üniversitelerle birlikte çalışacak, saydam çalışacak, esnek bir yapılanma istiyorum. Topluma önderlik edecek, eleştiriden açıklıktan korkmayacak, sektörün ve sıradan vatandaşın sesini de dinleyecek, halkın içine çıkacak bir yapılanma. Esnek, açık ortamlarda gözden geçen eylem planları; yıllık konferanslar ve raporlar.

İnternet’e öcü gibi bakmayan bir yaklaşım istiyorum. Bireyi temel alan, aykırı sesleri yeşertecek; yaratıcılığı teşvik edecek politikalar istiyorum. Çocukları ana baba ve okulla birlikte koruyacak, ama vatandaşı kendi hür iradesine bırakacak, ama ona yol gösterecek, gerekli araçları sağlayacak bir kamu istiyorum.

İnternet’i toplumsal gelişmenin taşıyıcı yapacak, demokrasimizi geliştirecek, katılımcılığı teşvik edecek bir toplum istiyorum. Üniversitelerin, bilişim sektörünün, kamunun ve STK’ların bunun öncülüğünü yaptığı bir toplum istiyorum.

İnternet Teknoloji Derneği – INETD youtube yasağı konusunda iç hukuk yollarını tükettiği için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurdu. Başvuruyu 20 kasım 2009 tarihinde derneğin avukatlarından Nihad Karslı yaptı. Tam başvuru ve ilgili dokümanları http://inetd.org.tr/yasaklar.php üzeriden (html, odt, doc) formatlarında erişebilirsiniz.
Burada ana argümanları tekrarlıyoruz.

Tarihçe:
Youtube.com webi 05/05/2008 tarihinde sakıncalı bulunan 10 video nedeniyle 5651 nolu yasa yoluyla tedbir olarak kapatıldı. Söz konusu videoların bazıları youtube tarafından tamamen kaldırıldı. Bazıları ise sadece Türkiye’den erişime kapatıldı. Bu süre zarfında herhangi bir yargılama yapılmadı; dava açılmadı, savunma alınmadı. Tedbir kararı yenilenmesi gerektiği halde yenilenmedi. Ana ilgi alanı internet olan İnternet Teknolojileri Derneği – INETD, bu yasaklamadan zarar gören üyeler ve misyonu gereği tüm ülke ve bizzat kendisi adına bu yasaklamanın hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu düşündüğü için İnternetin doğum gününde yazılan bir dilekçeyle kararı veren mahkemeye itiraz edildi. Mahkeme, itirazın kararın ilk haftasında yapılması gerektigi gerekçesiyle itirazı reddetti. Bir üst Mahkemeye, gerekçelerimizle yaptığımız itiraz hiçbir gerekçe ve görüş belirtilmeden reddedildi. Ülkemizde itiraz edebileceğimiz başka makam kalmadığı için AİHM’ne başvurmak zorunda kaldık.

Gerekçe:
Youtube.com webi milyonlarca kişinin üye olduğu, tüm uluslardan bireylerin, sivil toplum kuruluşlarının, firmaların, uluslararası kuruluşların, siyasal partilerin, hükümetlerin, üniversitelerin yerleştirdiği milyonlarca videoyu içermektedir. Bir dakika içinde tam 20 saatlik video yüklendiği rapor edilmiştir. Bu videolar fikir ifade eden, sanat eserlerini, tarihsel belgeleri, çeşitli eğitim malzemelerini, ticari ve turistik tanıtım malzemelerini içermektedir. Yasaklama, en azından birkaç kitap yüzünden koca bir kütüphaneyi yasaklamak kadar adaletsiz ve kamu yayarına aykırıdır. İnternet yaşamın her alanına girdiği için, youtube.com’u, sakıncalı bulunan videoları nesne temelli filtreleme ile erişime engellemek mümkün iken onu uygulamayarak, tüm webi yasaklamak tüm ülke yurttaşları ve dünya vatandaşlarının temel haklarını hiçe saymaktır. Yasaklama ile Sözleşme’nin 10. maddesine aykırı olarak ifade özgürlüğüne sınırlama getirilmektedir. Youtube.com’a üye olan milyonlarca Türk vatandaşının kendini ifade etme ortamına sınırlama getirilmektedir. INETD olarak etkinlikleri de akgulxx ve inetdtr hesapları altında sergilemek, üyelerimize ve yurttaşlarımıza iletmek için youtube.com’u bir kanal olarak kullanmak istiyorduk ve hala istiyoruz. Bizimde kendimizi ifade etmemize sınırlama getirilmiştir. Yasaklama Sözleşmenin 6. maddesine aykırı olarak sakıncalı videolarla hiçbir bağlantısı olmayan kişilere kısıtlama getirilmekte, hiçbir yargılama yapılmadan bir tedbir kararı kesin bir karar gibi uygulanmakta; bundan zarar gören kişilerin hakkını arama hakkına sınırlama getirmektedir. Verilen tedbir kararı kısa bir süre için geçerli olması gerekirken, tedbir kararı yinelenmeden Mayıs 2008 ‘den beri uygulanmaktadır. Tedbir kararı öncesinde de ne bir savunma alma çabası olmuş, ne de bilir kişiye başvurulmuştur.
Yasaklamaya neden olan videolar nedeniyle, ne söz konusu videoları webe yerleştirenler için ne de youtube.com yetkileri için bir yargılama süreçi başlatılıp, dava açılmıştır. Herhangi bir yargılama yapılmamasına rağmen, orantısız bir şekilde bazı kişilerin youtube.com’a yüklediği birkaç video nedeniyle milyonlarca masum Türkiye vatandaşı cezalandırılmakta ve yasaklamaya itirazı gözönüne alınmamaktadır. İnternete yeni başlamış birinin, youtube.com’u yeni keşfetmiş birinin, ya da sosyal ağ oluşturmak isteyen, yurttaş, firma, Sivil Toplum Kuruluşuna, yani Türkiye’de yaşayan birey ve kurumlara; ve Türkiye’ de bulunan birey ve kurumlara ulaşmak isteyen dünya üzerindeki herhangi bir aktörün bu hakkı yok sayılmaktadır. Onun seçim özgürlüğüne kısıtlama getirilmektedir. Yasaklama 1 nolu Protokol’un 2. maddesindeki Eğitim Hakkına sınırlama getirmektedir. Youtube bir yandan üniversitelerin ders malzemeleri koydukları ana dağıtım kanalı olmuştur. Bunu NASA, Birleşmiş Milletler gibi uluslar arası kuruluşlar ve firmalar takip etmiştir. Sivil toplum kuruluşları, her kademedeki kuruluşları takip etmektedir. Eski ders malzemeleri, bireyin oluşturduğu eğitim malzemeleride içinde youtube ana dağıtım kanalı olmuştur. Yasaklama ile yurttaşların ve diğer birimlerin eğitim failiyetlerine ve öğrenme haklarına kısıtlama getirilmektedir. İnternet yaşamın tüm boyutlarını kapsadığı için, internete getirilen bir kısıtlama en başta iletişim özgürlüğüne getirilen bir kısıtlamadır. Bunun doğal sonucu, yukarıda belirtilen ifade, adil yargılama ve öğrenme özgürlüğü dışında, kendini geliştime, iş yapma, eğlenme gibi özgürlüklere kısıtlama getirilmektedir. İnternet bugün bir toplanma ve örgütlenme ortamıdır. Siyasi partiler, Sivil Toplum Kuruluşları interneti kendi aralarında haberleşmenin ötesinde, politik faaliyet ortamı, kamuoyundan geri besleme ortamı, kendileri ifade etme, tanıtma ortamı olarak kullanmaktalar. Obama’nın ve daha önce Howard Dean’ın interneti politik örgütlemede kullanmaları, bu konuda teorilerin geliştirilmesine, kitapların yazılmasına neden olmuştur. Youtube.com, facebook ve twitter gibi sosyal ağlar bu çabada öne çıkmışlardır. Youtube’un kapalı kalması Sivil Toplum ve Siyasal aktörlerin örgütlenme özğürlüğüne sınırlama getirmektir. Bizde INETD olarak bu sınırlamadan payımıza düşeni aldık. Dolayısıyla, kanımızca sözleşmenin 11.maddesini inkar eden bir uygulama söz konusudur.

I. http://www.euopeninternet.eu/open-internet/
21 Eylül’de ABD’de FCC başkanının “net netrality” hakkında konuşmasına paralel olarak AB bünyesinde bir imza kampanyası başlarıldı. Sizinde katılabileceğiniz bu kampanyada İmzaya açılan “Özgür İnternet” Bildirgesi:
——
1. İnternet kullanıcılarının kendi seçtikleri içeriğe erişmek, almak ve göndermek haklarıdır.
2. İnternet kullanıcılarının herhangi bir içerik, uygulama ve servisi kullanmak ve çalıştırmak hakkıdır.
3. İnternet kullanıcılarının, ağa zarar vermeyen her yazılıma ve donanıma ağ üzeriden bağlanmak hakkıdır.
4. İnternet kullanıcıların erişim, uygulama, servis ve içerik sağlayıları arasında rekabet içinde seçim yapmak hakkıdır.
5. İnternet kullanıcılarının uygulama, içerik, servis, alıcı ve gönderici adresine nedeniyle ayrımcılığa uğramadan internete bağlanmak hakkıdır. Genişbant erişim sağlayıcıların kendi ağları üzerinde trafiği engelleyemez ve yavaşlatamaz, veya aboneye bağlantısında bazı uygulama ve içeriği diğerleri üzerinden tercih ederek, kazananları belirleyemez. Kendi sunduğu bir servisle rekabet ettiği için bir servise ayrımcılık yapamaz.
6. İnternet erişim sağlayıcıları ağ yönetiminde saydam olmalıdır. İnternet kullanıcısının önceden tanımlanan kapasite ve kalitede internet bağlantısı hakkıdır.

Bu ilkeler Avrupa Birliği ve Ulsual yasalarca kutsanmalı, ve ilgili makamlar tarafından Avrupa çapında tutarlı bir şekilde uygulanmalıdır.

II. www.sansursensin.com
NETDAŞ http://friendfeed.com/netdas
EFF http://www.eff.org/
Reporters Sans Frontiers http://www.rsf.org/
Sansuresansur.org http://sansuresansur.org/
INETD http://inetd.org.tr/

Tarafından desteklenen ve imzaya açılan bildirge:
——–
Temel anayasal haklarım olan, düşünce, ifade ve iletişim özgürlüğümün kısıtlanmasını, bilgiye erişebilme hakkımın asli bir parçası olan ve aynı zamanda ülkemi dünyanın geri kalanına bağlayan Internet sitelerine erişebilme hak ve özgürlüğümün ihlal edilmesini, kısaca Internet sansürünü protesto ediyor ve kınıyorum.

————–
Katkılarınızı bekliyoruz.

7 Eylülde Alman gazetecileri bir “İnternet Bildirgesi” yayınladı. Original ve çeviriler:

http://www.internet-manifest.de/

http://www.internet-manifesto.org/

İnternet Bildirgesi

1. İnternet farklıdır

İnternet farklı kamu alanları, farklı terimler ve farklı kültürel beceriler yaratır. Medya günümüz teknolojik gerçeklerini görmezden gelmekten ve onunla boğuşmaktan vazgeçip, çalışma yöntemlerini bu gerçeklere uyarlamalıdır. Onların görevi mevcut teknolojiyi dayanarak gazeteciliğin en iyi biçimini geliştirmektir. Bu yeni gazetecilik ürünlerini ve yöntemlerini içerir.

2. İnternet bir cep boyutu medya imparatorluğudur

Web mevcut medya yapılarını, eski sınırları ve oligopolileri aşarak yeniden düzenliyor. Yayın ve medya içeriğinin yayılması artık yüklü yatırımlar gerektirmiyor. Gazetecilik öz-kavramı, neyse ki, onun enformasyonun akışını düzenleme ve filtreleme görevinden kurtarıyor. Geriye gazeteciliği sıradan yayından ayıran gazetecilik kalitesi kalmaktadır.

3. İnternet toplumdur; toplum internetdir

Sosyal ağlar, Vikipedi veya YouTube gibi Web-tabanlı platformlar batı dünyasında insanların çoğu için günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Onlar telefon veya televizyon gibi erişilebilir. Eğer medya şirketleri varolmaya devam etmek istiyorsa, bugün kullanıcılarının dünyasını anlamalı ve iletişim formlarını kucaklamalıdır. Bu kucaklama sosyal iletişimin temel formlarını: dinleme ve yanıtlamayı, yani diyalogu da içerir.

4. Internet özgürlüğü dokunulmazdır.

İnternet açık mimarisi sayısal iletişen bir toplumun ve dolayısıyla, gazeteciliğin temel bilişim yasasını oluşturmaktadır. Bu özel ticari veya siyasi çıkarların, çoğu kamu yararı iddiası arkasında gizlenerek, korunması uğruna değiştirelemez. Nasıl yapıldığından bağımsız olarak , internet erişimin engellenmesi serbest bilgi akışını tehlikeye atmakta ve bilgi erişim temel hakkını bozmaktadır.

5. İnternet bilginin zaferidir

Yetersiz teknolojisi nedeniyle medya kuruluşları, araştırma merkezleri, kamu kuruluşları ve diğer kuruluşlar bugüne kadar dünyadaki bilgileri derlemiş ve sınıflandırılmıştır. Bugün her vatandaş kendi kişisel haber filtrelerini oluşturabilir, arama motorları ile daha önce hiç bilinmeyen boyutta bir bilgi hazinesine ulaşabilir. Bireyler artık her zamankinden daha iyi şekilde bilgilenebilir.

6. İnternet gazeteciliği (değiştirir) geliştirir.

İnternet üzerinden, gazetecilik yeni bir şekilde kendi toplumsal-eğitimsel rolünü gerçekleştirebilir. Bu bilginin sürekli değişen, devamlı süreç olarak sunulması içerir; basılı medyanın değişmezliğinin kaybı bir artıdır. Bilginin bu yeni dünyasında hayatta kalmak isteyenlerin, yeni bir idealizm, yeni gazetecilik fikirlerine ve bu yeni potansiyeli kullanmaktan zevk alması gerekir.

7. Net ağ gerektirir.

İnternet linkleri bağlantılardır. Birbirimizi bu bağlantılar ile biliyoruz. İnternet bağlantılarını kullanmayanlar kendilerini sosyal söylemin dışında tutmaktalar. Bu geleneksel medya şirketlerinin web siteleri için de geçerlidir.

8. Linkler ödüllendir, alıntılar süsler.

Arama motorları ve birleştiriciler(portaller) kaliteli gazeteciliği kolaylaştırır: Onlar uzun vadede olağanüstü içeriğin bulunabilirliğini artırır ve böylece yeni ve kamusal bilgi dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır. İnternet bağlantıları ve alıntılar yoluyla Referanslar, özellikle yaratıcısından herhangi bir izin veya ücret gerektirmeyenler, ilk etapta ağ üzerindeki sosyal söylem kültürünü mümkün kılar. Bunların hepsi sühesiz korumaya değerdir.

9. İnternet siyasi söylem için yeni bir mekandır.

Demokrasi katılım ve bilgiye erişim özgürlüğü ile büyür. Siyasi tartışmanın geleneksel medyadan İnternete aktarılması ve halkın etkin katılımı ile bu tartışmayı genişletmek bir gazetecilik yeni görevlerden biridir.

10. Bugün basın özgürlüğü, düşünce özgürlüğü anlamına gelir.

Alman Anayasasının 5. maddesi meslekler veya geleneksel iş modelleri için koruyucu haklar ihtiva etmez. İnternet amatör ve profesyonel arasındaki teknolojik sınırları geçersiz kılar. Bu nedenle basın özgürlüğü ayrıcalığı gazetecilik görevlerin yerine getirilmesine katkıda bulunabilecek herkes için geçerli olmalıdır. Nitelik açısından, ücretli ve ücretsiz gazetecilik arasında bir ayrım yapılmamalı, ama iyi ve kötü gazetecilik arasında yapılmalıdır.

11. Çok fazla bilgi diye bir şey yoktur!

Bir zamanlar, kilise gibi kurumlar kişisel farkındalık yerine güce öncelik verdi ve tipo matbaa makinası bulunduğunda denetimsiz bilgi akışına karşı uyardı. Diğer taraftan, Broşürcüler, ansiklepodiciler, ve gazeteciler daha fazla bilginin daha fazla özgürlüğe yol açtığını, hem birey hem de bütün olarak toplum için, gösterdi . Bu önerme bu gün içinde geçerli.

12. Gelenek bir iş modeli değildir.

Gazetecilik içeriği ile internet üzerinden para kazanılabilinir. Zaten, bunun birçok örneği bu gün var. Ancak, şiddetli rekabet nedeniyle, iş modelleri internetin yapısına uyarlanmalıdır. Kimse bu hayati uyarlama sürecinden statükoyu korumaya yönelik politikalarla kaçınmaya çalışmasın. Gazetecilik açık rekabetle net üzerinden iyi finansal çözümler bulmalı, ve cesaretle bu çözümlerin çok boyutlu uygulamlarına yatırım yapmalıdır.

13. Copyright internet üzerinden bir sivil görev haline gelir.

Copyright İnternetde enformasyonun düzenlenmesinde merkezi bir köşe taşıdır. Yaratıcıların kendi içeriklerinin dağıtımının türü ve kapsamı üzerinde karar hakkı internet üzerinde de geçerlidir. Aynı zamanda, telif hakkı eski tedarik mekanizmaları korumak ve yeni dağıtım modelleri ya da lisans yapılarını sokmamak için kullanılamaz. Mülkiyet yükümlülükleri kapsamaktadır.

14. İnternetde çok para vardır.

Gazetecilik çevrimiçi hizmetleri reklam yoluyla finanse eder . Bir okuyucu, izleyici ya da dinleyicinin zamanı değerlidir. Gazetecilik sektöründe, bu ilişki her zaman finansmanın temel bir ilkesi olmuştur. Gazeticilik açısından geçerli yeni finans modelleri bulunmalı ve test edilmelidir.

15. İnternetde olan İnternetde kalır.

İnternet gazeteciliği yeni bir niteliksel düzeye kaldırıyor. Online, metin, ses ve görüntüleri artık geçici olmak zorunda değil. Onlara yeniden erişilebilinir, böylece çağdaş tarihin bir arşivi oluşur. Gazetecilik, bilginin gelişmesi, yorumlanması ve oluşan hataları gözönüne almalı, yani, kendi hatalarını kabul etmeli ve şeffaf bir şekilde onları düzeltmeli.

16. Kalite en önemli nitelik olmaya devam ediyor.

İnternet ortaya düzgün ürünler de çıkartır. Sadece güvenilir, seçkin ve olağanüstü olanlar uzun vadede sürekli izlenecektir. Kullanıcıların talepleri artmıştır. Gazetecilik bunları yerine getirmeli ve sık sık güncellediği ilkelerine bağlı kalmalıdır.

17. Herkes için

Web, 20. yüzyıl kitle iletişim araçlarından üstün bir toplumsal değişim altyapısı oluşturur. Şüphe halinde, “Vikipedya kuşağı”, kaynağın güvenirliğini belirlemek, haberi geriye gidip orijinal kaynağında izleme, araştırma, denetleme ve değerlendirmek yeteneğine – tek başına veya bir grup olarak sahiptir. Bunu küçük gören ve bu becerilere saygı göstermeye istekli olmayan gazeteciler internet kullanıcıları tarafından ciddiye alınmaz. Çok haklılar. İnternet eskiden alıcı olarak bilinenlerle, okuyucu, dinleyici ve izleyiciler, doğrudan iletişim ve onların bilgilerinden yararlanmayı sağlar. “Herşeyi bilen” gazeteci değil, ama iletişim kuran ve araştıran gazeteciye talep var.

Internet, 07.09.2009

* Markus Beckedahl
* Mercedes Bunz
* Julius Endert
* Johnny Haeusler
* Thomas Knüwer
* Sascha Lobo
* Robin Meyer-Lucht
* Wolfgang Michal
* Stefan Niggemeier
* Kathrin Passig
* Janko Röttgers
* Peter Schink
* Mario Sixtus
* Peter Stawowy
* Fiete Stegers

Viviane Reding Avrupa Komisyonunda Bilgi Toplumu, Telekom ve Media konusunda en üst görevli. 9 temmuz 2009′da bu yılın “Ludwig Erhard Konuşmasında” AB’nın mevcut krizden çıkışı için Bilgi ve İletişim Teknolojinin yapabilecekleri konusunda kendi önerilerini yaptı.

Önerilerini Dijital Avrupa Strateji etrafında sundu. Hedefleri Bilgi Temelli Toplum (Knowledge-Based Society) olarak belirlenmiş. Önerileri özet olarak:
Kısa dönemde yapılması gerekenler:
-Avrupa telekomünikasyon reformunu hayata geçirmeliyiz
-adil rekabet içindeyeni nesil ağlara yatırımı ve eve-fiberi teşvik etmeliyiz
-3G ve LTE’yi teşvik ve cazip hale getirmeliyiz
-Analog TV’den sayısal TV’ye hızla geçmeliyiz

Beş yıl için öncelikler ise:
- Fikri haklar sorunu çözerek Avrupa içinde üretilen dijital içeriğe erişimi kolay ve cazip yapmalıyız
Bunun parcası olarak: i) online fikri haklar lisanslamasını kolaylastirmali, ii) kütüphanelerdeki çogu kitabı sayısal hale getirmeliyiz
-güvenli ve tüketici dostu mobil ödeme yapısı hazırlamalıyız
-dijital ekonomisi küçük işletmelere açılmalıdır
- küresel ısınma konusunda yenilikçi BİT çözümleri kullanmalıyız.

Yazinin aslina ve ilintili konulara

http://tr.im/wOWS

http://europa.eu/i2010/

tam metin çevirisine ise http://tr.im/xfor/
adresinden ulaşabilirsin. Fikri haklarla ilgili kısmı aşagıya tam metin ekliyorum:

Dijital Avrupa için ilk ve en önemli önceliğimiz, Avrupa içinde üretilen dijital içeriğe erişimi kolay ve cazip yapmaktır. Avrupalı kullanıcıya hitab eden cekici sayısal içeriğin bulunabilmesi yüksek-hızlı genişbant İnternetin gelişmesinde belirleyici olacaktır. Maalesef, şu anda bu konuda son derece kutuplaşmış bir tartışma var: Birçok hak sahipleri internetten izinsiz indirilen nesnelerin fikri mülkiyet haklarının ihlali ettiğini, illegal hatta cezai suç olduğunu söylemekte, diğerleri ise internet erişiminin evrensel hak olduğunu vurgulamaktalar. İşin doğrusu: Her iki tarafda haklı. İşin acısı, uzun ve çoğunlukla verimsiz tartışmalardan sonra, iki tarafta kendi konumlarına dönmekte, diğer tarafla anlaşmak için hiç bir işaret vermemektedir.

Bu arada, internet korsanlığı , özellikle dijital yerliler, yani 16 – 24 arasında yoğun İnternet kullan genç kuşak arasında gittikçe daha cazip ( “seksi”) olmakta. Bu kuşak bizim, yeni inovasyon ve yeni büyüme fırsatlarını sunan, dijital ekonominin temeli olacaktır. Eurostat rakamları bunların % 60′ının, son aylarda internetten para ödemeden görsel-işitsel içerik indirdiğini, ve % 28′ide ödemek istemediğini gösteriyor .

Bu rakamlar mevcut sistemde ciddi eksiklikler olduğunu göstermektedir. Yasayı çiğneyenleri cezalandırmak gerekir. Ama gerçekten pazarda yeterince çekici ve tüketici dostu yasal ürün sunuyormu? Fikri Mülkiyet Hakları için mevcut yasal sistem internet kuşağın beklentileri ne ölçüde karşılıyor? Biz baskı tedbirlerinden önce tüm alternatif seçenekleri düşündük mü? Konuya gerçekten 16 yaşındaki birinin gözüyle baktık mı? Yoksa matbaa çağında yetişmiş Hukuk profesörünün perspektifinden mi baktık? Bence, büyüyen İnternet korsanlığı mevcut iş modelleri ve hukuki çözümler için verilmiş bir güvensizlik oylamasıdır. Bu politika yapanlar için bir uyarıdır.

Şayet çabucak, dijital içeriğe erişimi, daha kolay ve daha tüketici dostu yapamazsak, sanatsal yaratıcılığın destekçisi ve dijital hizmetler yasal kullanıcı olan bir kuşağı olduğu gibi kaybedebiliriz. Ekonomik, sosyal ve kültürel olarak, bu bir trajedi olur. Bu nedenle benim ana önceliğim, diğer Komisyonlarla birlikte Avrupa tek pazarındaki dijital içeriğe erişim için basit, tüketici dostu bir yasal çerçeveyi, aynı zamanda yaratanlara adil ücret sağlayacak şekilde oluşturmaktır. Dijital Avrupa sadece kurulu içerik yaratıcıları ile ve dijital yerlileri arasında ilgilenen kullanıcılar ve yenilikçi tüketiciler ile kurulur.

www.ted.com kucuk bir grubun “Ideas Worth Spreading” ilkesi ile 1984te Teknoloji, Eğlence ve Tasarım dünyasından insanları bir araya getirerek başlattığı bir girişim. Kapsam daha genişlemiş durumda. Her yıl, Kaliforniya da TED , ve multicast olan teleconference turu TED Aktif, Ingiltere’de TED Global, ve TED India konferansları yapılıyor. Konferanslar yeni fikirleri sunma amacıyla yapılıyor. Yeni fikirler,yeni bilim, yeni teknoloji, yeni sosyal ve siyaset, ve insanı anlama konularında konuşmalar var.

Tüm konuşmalar webten youtube benzeri bir yapıda yayınlanıyor. Kullanılan lisans Creative Commons; yani alıp oynayabilir; derslerinizde vs kullanabilirsiniz. 414 konusmacı, 482 konuşma var. TED camiasına üye 370 bin kisi var, Turkiye’den bu sayı 1000 civarında. Video altyazı eklemek mümkün. 42 konuşma videosuna Türkçe altyazı eklenmiş. Duyuru mektubuna üye olmak mümkün. Ödüller, ve konferanslara katılmak için burs veriliyor. Ödül alan 3 kişi “bir isteğini” (wish) konferansta açıklıyor ve yeni proje oluşturmaya çalışılıyor. Her konusmanın en azından ingilizce altyazı ile takibi mümkün.

Bunları yazmamın nedeni dinledigim bazı konuşmalar:

http://www.ted.com/talks/helen_fisher_studies_the_brain_in_love.html
Türkçe Altyazı yok. Helen Fisher bir antroplog. Modern tekniklerle romantik aşkı çalışıyor. Insan beyni, romantik aşkı nasıl algılıyor? Bence daha önemlisi kadın-erkek kıyaslaması, insanlıgın ilk gelişim aşamalarında, anaerkil toplumlarla, bugünkü egilimleri kıyaslaması ve açıklamasi önemli.

http://www.ted.com/talks/lang/tur/arthur_benjamin_s_formula_for_changing_math_education.html
Lise ve altında matematik egitiminim sürekli matematik (yüksek matematik/calculus) yerine, olasılık ve istatistik ve ayrık matematik (discrete) yönelik olmasını savunan kısa bir konuşma. Türkçe altyazılı. Ana tezine, olasılık etrafındaki konuların insanların günlük hayatlarında daha yol gösterici olacağını fikrine katıldığımı da belirtmek isterim.

http://www.ted.com/talks/george_dyson_at_the_birth_of_the_computer.html
17.yuzyıldan günümüze bilgisayarın tarihini anlatıyor. Anlatan bir tarihci. arsivdeki belgelere dayanarak konusuyor. 1945-1958 arasını inceliyor. Von Neuman, Boricelli, Bigelow öne cıkıyor. ENIAC’ın kapatılması ile bitiyor.

http://www.ted.com/talks/kevin_kelly_on_the_next_5_000_days_of_the_web.html

Kevin Kelley WIRED’in yayın yönetmeni. Webin nasil gelişecegi konusunda konusuyor: web of things, web 3.0, semantic web, ve yakınsama. “Were are the Web” ve “we are the One” ile bitiriyor.

http://www.ted.com/talks/nicholas_negroponte_on_one_laptop_per_child.html
Negroponte’nın “her çocuğa bir dizustu” adli egitim projesini anlattığı konuşma.

http://www.ted.com/talks/nicholas_negroponte_in_1984_makes_5_predictions.html
1984 Şubatında yapılan bu konusmada Cd-ROM, web arayuzu (hypertext), kioskler, dokunmatik ekranlar, ve 100 dolarlik PC konularında öngörülerini yapıyor. Senegal, Columbia ve Pakistandaki kişisel bilgisayarları egitimde kullanımını anlatıyor.

http://www.ted.com/talks/tim_berners_lee_on_the_next_web.html
Tim Berners Lee, webin doğuşunu kısaca anlattıktan sonra webin geleceği, semantic web, internet of things üzerine konuşuyor.

http://www.ted.com/talks/clay_shirky_how_cellphones_twitter_facebook_can_make_history.html
Sosyal ağların/medyanın etkileri (iran, abd, çin, nijerya ) hakkında konuşuyor. facebook, twitter, text msg’ların yarattıklarını anlatıyor.

http://www.ted.com/talks/elaine_morgan_says_we_evolved_from_aquatic_apes.html
Charles Darwin’in 200. yaşı vesilesiyle insanın oluşumuna yönelik “aquatic” theoriyi anlatıyor. İnsanın çıplak (tüysüz) oluşunun suda yaşayan bir primate türünden geliştiği tezini anlatıyor.

İzlemeyi düşündüğüm bazı konuşmalar:

http://www.ted.com/talks/lang/eng/richard_baraniuk_on_open_source_learning.html

Rice Üniversitesi, MIT’in açık ders malzemeleri (open course ware – OCW) girişimine Connextions ile cevap verdi. Richard Baraniuk bu girişimin kurucusu. Birinci elden deneyimlerini paylaşıyor.

http://www.ted.com/talks/lang/eng/cameron_sinclair_on_open_source_architecture.html
Bu konuşma özgür yazılım/açık kaynak fikrinin mimarlıkta bir yansıması üzerine. 2006 TED ödül konuşmasında insnalığın konut sorunu için bir açık kaynak mimari önerisi yapılıyor.

http://www.ted.com/talks/lang/eng/yochai_benkler_on_the_new_open_source_economics.html
Benkler açık kaynağın soysal boyutları üzerine çalışan bir araştırmacı. Bu konuşması açık kaynak ekonomi üzerine. Yazarın Yale Üniversitesince basılan Wealth of Networks: How Social Prodction Transforms Market and Freedom kitabına da http://akgul.bilkent.edu.tr/Benkler adresinde erişebilirsiniz.

http://www.ted.com/talks/lang/eng/jimmy_wales_on_the_birth_of_wikipedia.html
Kurucusu Wikipedia’nın doğuşunu anlatıyor.

http://www.ted.com/themes/the_rise_of_collaboration.html
İşbirliği teması etrafında 36 konuşma.

http://www.ted.com/talks/lang/eng/dan_ariely_asks_are_we_in_control_of_our_own_decisions.html
Davranışsal ekonomist Dan Ariely, “Predictably Irrational” kitabının yazarı.

——
TED.com bir altyazı çeviri sistemi geliştirdi. Uzmanı olduğunuz konuda altyazı için çeviri yapabilirsiniz. Bu konuda sorularınızı Ahmet Yükseltürk yukselturk _at_ ug.bilkent.edu.tr adresi ile temasa geçebilirsiniz.

Türkiye’deki yaklaşık 1000 kişilik ted-türkiye grubuyla şu adresler yoluyla temas edebilirsiniz:

http://www.facebook.com/group.php?gid=90875337191
http://friendfeed.com/ted-turkiye

Birleşmiş Milletlerin çeşitli kolları insanlığın ortak sorunları ve ortalama dünya vatandaşının yaşam kalitesini artırmak için çaba harcıyor. Bunlar arasında Bilgi Toplumu Zirveleri, İnsani Gelişme Raporu, Eğitim, İfade Özgürlüğü çabalarının altını çizmek isterim. Özellikle UNDP ve UNESCO önderliğinde Açık Kaynak ve Yansımaları konusunda çeşitli projelere destek oluyorlar, önderlik ediyor.


Open Education Resources: conversations in cyberspace
bugünlerde creative commons lisansı ile yayınlanan bir kaç yılı kapsayan çalışmaların ürünü. 4 Kısım ve 11 bölümden oluşan 172 sayfalık bir çalışma.

Unesco, 1990 EFA – Education For All konferansında su hedefleri belirledi.

  1. Okul öncesi çocuk bakımı ve eğitimi
  2. Temel eğitimi ücretsiz ve mecburi kılınması
  3. Öğrenme ve beceri kazanmayı genç ve yetişkinler için destekle
  4. Yetişkin okuryazarlığını %50′ye çıkart
  5. Kadın Erken eğitimde fırsat eşitliğini 2005, eşitliği ise 2015′e kadar sağlamak
  6. Eğitimin kalitesi yükseltmek

1994′de “Öğrenme Nesneleri”, 1998′de Açık Kaynak hareketinden esinlenen “Açık İçerik” (open content) kavramları sonrasında 2001′de Creative Commons lisansı ve MIT’in Açık Ders Malzemeleri (OCW- Open CourseWare) adıyla başladı. Bunu pek çok üniversite destek oldu. Bugün 30′u aşkın ülke ve 150 civarında kurumun üye olduğu uluslarası bir konsoryium var. Ülkemizde TÜBA’nin önclügünde 50 civarında üniversitenin katılıudğı bir konsorsiyum var ve ODTÜ, Ankara, Hacettepe, Anadolu, ve Atatürk Üniversitelerinde açık ders etkinliği gözükmekte.

OER – Open Education Resources kitabının ilk kısmında tanım ve tarihsel gelişme anlatılmaktadır. MIT (OCW), Rice (Connexions), CMU (OLI – Open Learning Initiave), Utah (COSL), kendi çıkış noktalarını, deneyimlerini anlatıyorlar. Mısır Fransız Üniversitesi, Africa e-Üniversitesi, İspanya öncülüğünde ispanyolca/portekizce konuşan ülkelerin kurduğu Universia konsorsiyumu, Çin mevcut açık ders malzemelerin çevrilmesi ve uyarlamasındaki deneyimlerini paylaşıyorlar.

Daha sonra bu deneyimlerin ışığında konunun çeşitli boyutları, engeller, eylem planı tartışmaları özetlenmiştir.

İkinci kısım ise araştırma konuları, Kendin Yap (Do-it-Yourself) kaynakları ve Açık Kaynak ve Özgür Yazılım ile ilişkileri, benzerlik ve farkları tartışılmıştır. Araştırma konuları arasında ekonomi, yöntem, kalite, üretim, dağıtım, yerelleştirme, uygulama, açık kaynak birlikte uyarlanması, fikri haklar gibi politikalara yönelik konuları kapsamaktadır.

İlk iki kısım 2005 yılındaki tartışmaları kapsar. Üçüncü kısım ise 2007 yılında OECD’nin bu konudaki raporunun etrafında o günkü durumu özetliyor. Mevcut durumun analizi yanında, bireyler ve kurumlar açısından bir yol haritası çizmeye çalışıyor. Motivasyonlar, engeller ve politika konularındaki gelişmeleri ve tartışmaları özetliyor. Çeşitli politika konuları, düzeyler, engelleri kapsayan kapsamlı bir sınıflandırma da sunuyor.

Önümüzdeki Yol adlıyla son kısımda ise Açık Ders Malzemesi için öncelikler ve yol haritası çiziliyor. Konunun paydaşları tanımlanıyor, her biri için öncelikler belirlenmeye, bir eylem planı ortaya konmaya çalışılıyor.

Bağlantılı dökümanları http://akgul.bilkent.edu.tr temelli adres verilecek

http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/unesco-oer : Açık Ders Malzemeleri
http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/mit : Opening up Education
http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/unesco2009-177693E.pdf : EFA Rapor
http://akgul.bilkent.edu.tr/Handbook_Open_Access_English.pdf
http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/100107strategy_ebooknew.pdf : Strategy of E-learning
http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/oecd-world-2007.pdf : Eğitim Raporu
http://akgul.bilkent.edu.tr/iosn : IOSN – International Open Source Network

Türkiye Internet Yasaklarıyla Harakiri Yapıyor

Mustafa Akgül
İnternet Teknolojileri Derneği / Bilkent Üniversitesi

Ülkemiz İnterneti anlamamış, ondan korkan bir ruh haliyle, internetin çözümü kolay olmayan marjinal problemlerine odaklanıp, yasakçı bir refleksle adeta İnternetle Savaşıyor; İnternete kendi kurallarını empoze etmeye çalışıyor; ama sonuçta, en fazla zararı kendine veriyor; bir anlamda Harakiri yapıyor. Düzenlemeler, yangından mal kaçırcasına, sivil toplumun çığlıkları gözardı edilerek yapıldığı için içinden çıkılamaz bir noktaya gelmiş durumda. İnternet ve Bilgi Toplumu konusundaki çok başlı dağınık yapı, burada da kendini göstermekte; temel hukuk ilkeleri, anayasa ve uluslarası ilkeler ve adalet kavramlarına ters uygulamalar, herkesin gözönünde, ve bazıların alkışlarıyla devam ediyor. Hükümet, siyasal partiler, üniversiteler, ve toplum önderleri büyük ölçüde sorunu ya farketmiyor ya da görmezden geliyor. Sorunu çözmesi gerekenler, yanıltıcı açıklamalar yapıyorlar. Ülkemiz Donkişot gibi İnterneti düzenlemye çalışıyor; Devekuşu gibi istemediğimiz nesneleri yasakladığımızı düşünerek kendimizi kandırıyoruz, ve sonuçta Harakiri yapar gibi kendimize zarar veriyoruz.

İnternet, insanlığın yeni toplum biçimi olan Bilgi Toplumuna yol açan gelişmeleri temsil etmekte, bu değişimin taşıyıcısı ve önmodeli teknoloji ve yapılardan oluşmaktadır. İnternet bilgiye ulaşmanın vazgeçilmez aracı olmanın ötesinde, temel iletişim, iş yapma, öğrenme, eğlenme, toplumsal katılım, siyaset, yönetime katılma, bireysel ve mahrem ortamları da içeren, yaşamın her alanı ile içice geçmiş, yaşamın her boyutunun yankılandığı ortam, araç ve yapılar bütünüdür.

Ülkemizin internet yasakları, matbaanın ve bilimsel düşüncenin geç gelmesini çağrıştırmaktadır.

Ülkemizin özgürlükleri ve yurttaşı esas alan, katılımcı bir yaklaşımla internetin sorunlarına çözüm aramasını öneririz. Devletin yurttaş adına neyin “kirli bilgi” olduğuna karar vermesini yadırgarız. Devlet çocukları korumak için tedbirler alır; vatandaşı bilgilendirir; bilinç düzeyini araştıran çalışmalar yapar, vatandaşın mücadele etemesi için araçları üretir, dağıtır; ama kararı vatandaşa bırakır.

Şu anki haliyle uygulamalar, yasal gözüksede hukuki değil, ve adaleti zedeler bir konumda. Yasakların çoğu 5651 nolu yasa kapsamında, idari bir kurul tarafından verilmekte; mahkemelerin verdiği kararların büyük çoğunluğuda (5651 içi ve dışı), bilirkişi incelemesi yapılmadan, savunma alınmadan koruma tedbiri olarak alınmakta, ama bir yargılama yapılmadan sürekli uygulanmaktadır. Hukukçularımıza ciddi bir Bilişim Eğitimi vermediğimizden, pek çok hakimimiz, tek bir kitab nedeniyle koca bir bir kütüphaneyi yasaklamakta sakınca görmemekte. Muhtemelen pek çoğu bunun mümkün olduğunu bilmiyor. Yasaklamalar, zanlıyı değil, onun komşularını ve bütün Türkiye’yi; kendini geliştirmek isteyen, fikirlerini ifade etemek isteyen, politikaya bulaşmak isteyen yurttaşlarımızı cezalandırmayı tercih etmektedir.

Çözüm Arayışları

Ülkemizin yasakçı refleksten kurtulmasının uzun ince bir yol olduğunu düşünüyor ve çözüm önerilerini aşamalı olarak sunmaya çalışacağız.

ACİL: Nesne temelli filtreleme ve yönetmelik değişikliği.

Nesne Temelli Filtreleme

Yasaklama kararı genelde zararlı bulunan birkaç nesne yüzünden veriliyor. Mevcut yönetmelik tüm webi alan adı temelli ve IP temelli yasaklamayı öneriyor. Bu bir çocuk porno webi için anlamlı olabilir. Ama, blogger.com, youtube.com, geocities.com, alibaba.com, wordpress.com gibi yerlerde bu çok büyük ölçüde adaletsiz; ve suçsuz kişi ve nesnelerin cezalandrılması ile sonuçlanmakta. Halbuki nesne temelli filtremele yöntemiyle, sadece ilgili nesneleri yasaklıyabiliriz. Örneğin youtube.com’un bir yılı aşkın kapalı kalmasına neden mahkeme kararı 10 tane video’da Atatürkle ilgili zararlı içerek bulması. BTK nesne temelliyi hayata geçirseydi, youtube yasağını hiç yaşamayacaktık.
Teknik olarak yapılması gereken, ülkeden çıkan paketleri bu iş için düzenlenmiş bir sunucuda incelemek ve içinde “zararlı nesne” adresi (URL) içeren paketleri çöpe atmaktır. Şimdi yapılan ise bu tür paketleri, yasak sayfasına yönlendirmektir. Bu iş için ayrı sunucu(lar) kurmak, üzerine uygun yazılımlar kurmak gerekir. Bu iş için kullanılabilecek pek çok açık kaynak yazılım vardır. Doğrusu bu açık-kaynak yazılımları, yüksek başarım için, uyarlamaktır. Bunun maliyetinin bir kaç milyon TL ölçüsünde olduğunu düşünüyorum. Bu konuda bağımsız bir kaç ekibe yapılabilirlik araştırması yaptırmak ve sonuçlarını uzmanların, STK ve özel sektörün katıldığı kamuya açık bir toplantıda tartışmaktır. BTK bunu yapabilecek, idari, teknik ve mali yetki ve beceriye sahiptir.

Tanımım Berraklaşması

Youtube örneğine dönersek, yasaklamaya neden olan 10 video’dan 9′u kalkmış durumda. sadece tek video için, “Bu video ABD yasalarına göre ifade özgürlüğü sınırlarında” olduğu için tamamen kaldırılmıyor. Ama, o nesneye Türkiye’deki IP’lerden erişmek mümkün değil. Bir başka deyişle, İnternetin Türkiye’den gözüken yüzünde bu video gözükmüyor. Youtube ve benzeri firmalar, ülkelerin bu tür hassasiyetlerine sıcak bakıyorlar; ülkelerin bu tür isteklere uyuyorlar. 5651 nolu yasa ve ilgili yönetmelik, ilgili nesnenin yayından kaldırılması halinde yasağın kalkacağını söylüyor. Bu maddeleri yeniden yazarak, yayının İnternetin Türkiyeden görüntüsünden (İzdüşümünden) kadırılması halinde yasağın kaldırılmasını belirterek, bu andaki youtube yasağı da ortadan kalkar. Bir Türk mahkemesinin kararı doğal olarak Türkiye İnternet Uzayı ile sınırlıdır. Bunun ötesine uluslarası hukukun kapsamına girer.

Orta vade: uzmanlık mahkemeleri ve co-regulasyon

WordPress.com, blogger.com gibi milyonlarca bağımsız altwebi içeren weblerde, “zararlı” bulunan bir ya da birkaç webi yasaklamak mümkünken, milyonlarca webi yasaklamak biraz kötü niyetden biraz da bilgisizlikten kaynaklanmıştır. Yasaklamalar, ülkeninin herhangi mahkemesinde verilebilmektedir; pek çok yasaklama Silivri, Gebze ve Blogger.com ise Diyarbakır mahkemesince verilmiştir. Karar aşamasında bir bilirkişiye başvurulmuyor ve karar genelde dosya üzerinden veriliyor. Bu nedenlerle az sayıda, 1-2 tane, büyük şehirlerde bu konuda uzmanlaşmış mahkemeleri öneriyoruz. Bu içtihat oluşana kadar çalışacak bu uzmanlık mahkemeleri geçici olmasını öneriyoruz. Bu mahkemelerin geniş bir bilirkişi desteği olması konunun çeşitli boyutları ile temas içinde olması ama bağımsız kararlarını vermelerini öneriyoruz.
Zararlı içerikle mücadeleyi kamu yetkilileri ile değil, sivil yapılarla yapılması Avrupa Konseyinin yıllardır önerdiği bir yöntemdir. AB komisyonunda bunu desteklemektedir. İlgili Sivil Toplum örgütlerinin, kamu ve üniversitelerle dirsek teması ile henüz yasal zemine oturmamış ve oturması kolay olmayan konularda iş birliği ile bu tür içeriğe erişim engellemesi yapılmaktadır. Bu engelleme, çocuk pornosu, intihara teşvik gibi çok sınırlı bir alanda yapılmasıdır. Örneğin Almanyada Servis Sağlayıcıları Birliği, bu tür şikayetleri ciddi olarak inceliyor, ve kaldırtabiliyor. Youtube benzeri yerlerde yayınlanan ülkemizin hassas olduğu konuları sivil yapıların kaldırması çok daha kolaydır. Hele bunu sadece İnternetin Türkiye’den görünen yüzünde kaldırmak çok hızlı yapılabilecek bir şeydir. Abant’ta Ankara Barosu, Türkiye Bilişim Derneğinin öncülüğünde yapılan toplantıda bu gündeme gelmişti. Bu yönde sivil toplum hevesli, ama kamu henüz alışkanlıklarını kıramıyor.

Uzun Vade: İfade Özgürlüğü ve özgür birey temelli çözüm

AB’ye katılmayı hedefleyen bir Türkiye’nin interneti matbaada olduğu göz ardı etme lüksü yoktur. Bu nedenle ifade özgürlüğü ve özgür bireyi temel alan çözümler peşinde koşmalıyız. Toplumun ve özellikle kamu yönetiminin yasakçı refleksten kurtulması vakit alacaktır. Demokratik bir ülkede devletin tüm vatandaşları zararlı ve kirli bilgiden koruması söz konusu olamaz. Neyin kirli, neyin temiz olduğunu vatandaş özgür ifadesi ile karar verecektir. Devletin, vatandaş adına karar verdiği toplumlar otokratik ya da faşist devletlerdir. Devletin vatandaşı bilgilendirmek, bu konuda kendini koruyacak, kendi kararın yardımcı olacak araç, ortam ve olanakları sunması anlamlıdır. Sivil toplum kuruluşlarının yeşermesini teşvik edebilir. Zararlı içeriği, vatandaşın bilgisayarı/cep telefonu düzeyinde tespit edecek, engelleyecek araçların gelişmesini teşvik, bu konuda yarışmalar yapabilir, alternatif araçların ücretsiz dağıtılmasını teşvik edip, sağlayabilir.

İnternet Uluslar arası ve çok hızlı değişen bir araç, ortam ve yapılar topluluğudur. Uluslararası camia ile birlikte, özgürlükçü ve bireyi esas alan bir felsefede bu gelişmelere yaklaşmalı, kısa vadeli reflekslerle değil uzun vadeli insanlığın geleceğini esas almalıyız. Bu kapsamda hukuk camiasına yönelik bilişim kültürünü vermek, bilişim dünyasına hukuk kültürünü vermek, bu iki camiayı sosyal bilimcilerle birlikte interneti nasıl geliştiririz, demokrasimizi ve toplumsal kalkınmamızı nasıl hızlandırırız konularını tartışan, çözüm arayan ortamlar oluşturmalıyız. İnternetden korkan bir refleksin ürünü olan 5651′i kaldırıp, yönetişim ilkeleri ile ilgili tüm tarafların katılımı ile özgürlüğü temel alan düzenlemelere gitmeliyiz.

İnternet Yaşamdır !

İnternet Yasaklarının ülkemize verdiği zararı, Donkişot, Devekuşu ve Harakiri’yi anlatmaya devam.
Ama, anlatamadığımızı kabul edip, üzerinde düşünmek gerek.

7 haziranda İstanbul’da tüm gün sürecek bir etkinlik var. Ben de konuşmacılardan biriyim.
Cözüm arayışlarını 3 aşamada topluyorum. Kısa vade, orta vadede ve uzun vade.

Kısa vade: Nesne temelli filtreleme ve yönetmelik değişikliği.

Orta Vade: Uzman mahkemesi, ve Sivil Yapılar ile bilrikte co-regulasyon ve self regulasyon

Uzun vade: Hukukculara bilişim eğitimi, bilişimcilere hukuk eğitimi, yasa ve yönetmeliklerin yönetişim ilkleri ışığında katılımcı bir yapıda, özel sektör ve STK katılımı ile çıkartmak. Toplumun yasakçı refleksiyle mücadele etmek. İfade özgürlüğünü esas alan bir bakış açısıyla çözüm aramak.

Nesne Temelli Filtreleme

BTK’nin çıkardığı yönetmelik Alan adı temelli ve IP temelli bir yasaklama yöntelerini sunuyor. Bir webte bir nesne içinde “zararlı içerik” bulununca, tüm webi bu iki yönetmden biriyle, bazande ikisiyle birlikte yasaklamak dışında bir seçenek yok. Bir çocuk porno webi için bu anlamlı. Ama, blogger.com, youtube.com, geocities.com, alibaba.com gibi yerlerde bu çok büyük ölçüde adaletsiz ve suçsuz kişi ve nesnelerin cezalandrılması ile sonuçlanmakta. Halbuki nesne temelli filtremele yöntemiyle, sadece az sayıda URL’i yasaklayarak, tüm webi yasaklamaya gerek kalmaz. Örnegin youtube.com’un bir yılı aşkın kapalı kalmasına neden mahkeme kararı 10 tane video’da Atatürkle ilgili zararlı içerek buldu. BTK nesne temelliyi hayata geçirse, youtube yasagını hiç yaşamayacaktık.

Teknik olarak yapılması gereken, ülkeden çıkan paketleri bu iş için düzenlenmiş bir sunucuda incelemek ve içinde “zararlı nesne” URL içeren paketleri çöpe atmaktı. Şimdi yapılan ise bu tür paketleri, yasak sayfasına yönlendirmektir. Bu iş için ayrı sunucu(lar) kurmak, üzerine uygun yazılımlar kurmak gerekir. Bu iş için kullanılabilecek pek çok açık kaynak yazılım vardır. Doğrusu bu açık-kaynak yazılımları, yüksek başarım için, uyarlamaktır. Bunun maliyetinin bir kaç milyon TL ölçüsünde olduğunu düşünüyorum. Bu konuda bağımsız bir kaç ekibe yapılabilirlik araştırması yaptırmak ve sonuçlarını uzmanların, STK ve özel sektörün katıldığı kamuya açık bir toplantıda tartışmaktır. BTK bunu yapabilecek, idari, teknik ve mali yetki ve beceriye sahiptir.

Tanımım Berraklaşması

youtube örneğine dönersek, yasaklamaya neden olan 10 video’dan 9′u kalkmış durumda. sadece tek video için, “Bu video ABD yasalarına göre ifade özgürlüğü sınırlarında” olduğu için tamamen kaldırılmıyor. Ama, o nesneye Türkiye’deki IP’lerden erişmek mümkün değil. Bir başka deyişle, İnternetin Türkiye’den gözüken yüzünde bu video gözükmüyor. Youtube ve benzeri firmalar, ülkelerin bu tür hassasiyetlerine sıcak bakıyorlar; ticari kaygılarla bu tür isteklere uyuyorlar. 5651 nolu yasa ve ilgili yönetmelik, ilgili nesnenin yayından kaldırılması halinde yasağın kaldırılmasını istiyor. Bu maddeleri yeniden yazarak, yayının Türkiye İnternet Uzayından kadırılması halinde yasağın kaldırılmasını belirterek, şu andaki youtube yasağı da ortadan kalkar. Bir Türk mahkmesinin kararı doğal olarak Türkiye İnternet Uzayı ile sınırlıdır. Bunun ötesine uluslarası hukukun kapsamına girer.

Orta ve Uzun vadeli önerileri daha sonra yazmak üzere

İnternet Yaşamdır !