İnternet yaşamı önemli ölçüde değiştirmeye başladı. İnsanlığı yeni bir toplum biçimine, bilginin, bireyin ve yığınların öne çıktığı, mesafelerin ve sınırların önemli ölçüde ortadan kalktığı, yeni paradigmaların öne çıktığı, adına “Bilgi Toplumu” demeye çalıştığımız geçiş her büyük değişim gibi sancılı olacak ve yıllara yayılacaktır. Bu değişim çözümü kolay olmayan sorunlar ortaya çıkartmakta ve eski dengeleri zorlamaktadır. İnterneti algılamakla, kendi paradigmaları, alışkanlıklarına uydurmakta zorluk çekenler, kendileri için bir tehlike olarak görenler, İnterneti yasaklarına başvurmaktadır. Bu Türkiye’ye özgü bir olay değildir. Çin başta, pek çok ülke bunu yıllardır yapıyordur. Ülkemiz, İnternet yasaklarına, “Dünyaya önder olmak”, ve “kirli bilgiyi temizlemek” söylemleriyle başlamıştı. Gelişmiş batıda, başta çocuk pornografisi ile bu yola biraz daha utangaç bir şekilde girmeye başlamıştır. Fransa, Almanya ve İlgiltere’de benzeri eğilimler ortaya çıkmıştır. Tüm dünyada, İnterneti denetlemek savaşı epey hız kazanmıştır.

Ülkemizde ise, İnternet Yasakları büyük ölçüde kanıksanmış durumda. Başta Siyasal kadrolar olmak üzere, toplum önderleri, İnternet Yasaklarını gündeme getirecek bir sorun olarak görmüyorlar. İnternet camiasin önemli bir kısmında, kendileri kolaylıkla aştığı için bu yasakları önemsemiyorlar.

“İnternet Yaşamdır!” sloganın belirtiği gibi, yaşamın tüm boyutları internetle içice geçmiştir. İnterneti sadece bir medya ortamı olarak değerlendirmek, ve gazete, kitap, dergi gibi yasaklamak; internetin boyutlarını kavramamak isteği ile mümkündür. Nasıl koca bir kütüphaneyi, içindeki bir kitap, hatat bir kitabın bir sayfası nedeniyle kapatmayı; kanunsuz mallar satan bir dükkan yüzünden bir iş hanını kapatmayı düşünmezse, bir apartmanda suçlu bir var diye, bir mahalleyi kapatmayı aklı başında hiç kimse düşünmezse, bizimde ülke olarak İnterneti yasaklama fikrinden vazgeçip, makul çözümler aramız gerekir. İnterneti bir düşman, içinden kötülük akan bir ortam düşünmek yerine; yaşamın bir parçası olarak düşünmeli; yaşamda riskleri nasıl alıyorsak, internetdeki risklerin farkında olup, gerekli tedbirleri almalıyız. Nasıl trafik kazaları nedeniyle trafigi yasaklamak aklımızın ucundan geçmiyorsa, kimsenin aklından bıçağı yasaklamak gelmiyorsa, telefonu suç çeteleri kullanıyor diye telefon şebekesi kapatmayı düşünmüyorsak, İnterneti Yasaklama fikrinden uzaklaşıp; insanı temel olan, ona yetki ve sorumluluk veren sistemleri düşünmeliyiz. Çözümleri, yönetişim ilkeleri ışığında bütün paydaşların ortak çabası ile aramalıyız.

İnternet Konferansında, İnternet Yasaklarını sürekli gündemde tutmak, bu mücadeleden vazgeçmemek kararı alındı. İlk olarak Yılbaşında bir “Özgür İnternetimi İstiyorum!” kampanyası fikri ortaya atıldı ve kabul gördü. Biraz geçikmiş de olsa böyle bir kampanya sürüyor. Önemsediğiniz toplum önderlerini (Devlet ve Partiler, Milletvekilleri, Sivil Toplum Kuruluşları, Gazeteciler, Internet Kurulu) kategorileriden seçip, beğendiğiniz bir tebrik kartıyla gönderebilirsiniz. Eksik bulduğunuz adresleri de ekleyebilirsiniz. Bir banner secip, uygun bulduğunu yerde yayınlıyabilirsiniz.

İnternet Yaşamdır!

http://tebrik.kampanya.org.tr/

Trackback

Only 1 comment until now

  1. Özgür İnternetimi İstiyorum! katliyorum !

Add your comment now