<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mustafa Akgül</title>
	<atom:link href="http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.akgul.web.tr</link>
	<description>Kırıntılar..</description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 Jun 2010 09:54:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
		<item>
		<title>İnternet Yasakları Ayıbı için Ne Yapılmalı ?</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=108</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=108#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Jun 2010 09:53:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[çözüm]]></category>
		<category><![CDATA[bilgiye erişim]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[internet censorship]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[saydamlık]]></category>
		<category><![CDATA[solutipn proposals]]></category>
		<category><![CDATA[URL  Filter]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=108</guid>
		<description><![CDATA[07.06.2010 http://akgul.neonebu.com Şunu açık yüreklilikle kabul edelim. İnternet Yasakları muasır medeniyeti yakalamak, AB üyesi olmak, ilk 10&#8242;a girmek isteyen bir ülke için bir ayıptır, utanç kaynağıdır. Uygarlığın gelişmesinde kilit kavramlardan biri ifade özgürlüğüdür. İfade özgürlüğü, aykırı düşüncelerin, toplumun çoğunluğunu rahatsız edici farklı görüşlerin ifade edilmesi ve bu görüşlere erişimi kapsar; bunun için vardır. İfade özgürlüğü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>07.06.2010                     http://akgul.neonebu.com</p>
<p>Şunu açık yüreklilikle kabul edelim.  İnternet Yasakları muasır medeniyeti yakalamak, AB üyesi olmak, ilk 10&#8242;a girmek isteyen bir ülke için bir ayıptır, utanç kaynağıdır.   Uygarlığın gelişmesinde kilit kavramlardan biri ifade özgürlüğüdür. İfade özgürlüğü, aykırı düşüncelerin, toplumun çoğunluğunu  rahatsız edici farklı görüşlerin ifade edilmesi ve bu görüşlere erişimi kapsar; bunun için vardır.  İfade özgürlüğü bir toplumun kendini  düzeltmesi için en önemli geri besleme yapılarından biridir. Bu nedenle,  İnternet Yasaklarına karşı tutarlı, sürekli bir mücadele gerekir.</p>
<p> İnternet,  fikirlerin ifade ortamı olmanın ötesinde yaşamın her boyutunu kucaklayan, iş, eğlence, eğitim, örgütlenme, reklam, pazarlama, tanıtım, sağlık, sanat gibi boyutları olan bir araçlar bütünü bir ortamdır.  İnternetin nasıl gelişeceğini hiç kimse kestiremiyor ve sürekli inovatif uygulamalarla hepimizi şaşırtıyor.</p>
<p> Konuyu gündemde tutmak;  yasakların hukuksuzluğunu, Türkiye&#8217;ye zarar verdiğini, anlamsızlığını anlatmak; biz internet gönüllülerine, internet girişimcilerine, internet kullanıcılarına, sivil toplum ruhunu taşıyan bireylere, yapılara, işin önemini kavramış herkese düşüyor.</p>
<p>Yurttaşlar ve  Sivil Yapılar  olarak,  karar süreçlerine  ortak olmaya çalışmalı, saydam ve katılımcı yönetişim yapıların kurulmasını talep etmeli, ve takipçisi olmalıyız.  Ülkemizdeki yasakçı uygulamalar ve yasakçı alışkanlık ve felsefeden kurtulmak vakit alacaktır. Bu nedenle kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerimiz olmalı, ve bir öncelik sırasıyla bunları hayata geçirmeye çalışmalıyız.</p>
<p>Kısa vadede yapılabilecek şeyler:</p>
<p>  1. Yönetmelik değişikliği. Şu anda zaten normal yollarla  erişemiyeceğimiz 5 video nedeniyle youtube ve google yasağını yaşıyoruz.  (Mahkemenin sakıncalı bulduğu 10 videodan 5&#8242;i kalkmışBir içeriğin Türkiye&#8217;den erişilemeyince, yayından kaçtığını net bir şeklide yönetmelikte belirtmek gerekir.  Bir mahkememiz, bu videolara  yurt dışındaki türkler bunu görebilir diye bu yasakta ısrar ediyor. Bu uluslararası hukuku aykırıdır. Türkiye bugüne kadar, ne uluslarası hukuku kullanarak youtube&#8217;a yada bir başkasına dava açmıştır.</p>
<p>2.   Nesne temelli filtrelemeyi Türkiye ciddi olarak tartışmalıdır.   BTK nesne temelli filtrelemeyi bir an önce hayata geçirmelidir. Geçirmesinde sorunlar yaşıyorsa, bunu saydam bir şekilde üniversite, sektör ve sivil toplum kuruluşları ile paylaşmalıdır. Hazırladığı raporlar varsa, bunu kamuoyuyla paylaşmalıdır. Yanlız,  bu filtreleme sadece mahkeme kararıyla yapılmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Nesne temelli  filtreleme ile sadece yasaklanmak istenilen  bir kaç URL&#8217;e erişim engellenecektir.</p>
<p>3.  TİB iyi niyet gösterisi olarak, 5651′de yurt dışındaki webleri katalog suçlar nedeniyle resen yasaklamak yerine bu işi Ankara’daki bir mahkemeden alabilir. Bu yönde bir öneri Yargıtay Başkanlığından geldiğini ve BTK’nın İzmir de yaptığı bir konferansta dile getirildiğini biliyoruz. Bu mahkemenin hep aynı mahkeme olması uzmanlaşmaya katkı sağlar. </p>
<p> Orta Vadede yapılabilecek şeyler:</p>
<p>4.  Sakıncalı bulunan içeriği, mahkeme kararıyla kaldırtmaktan önce, sivil ve gönüllü yapılarla kaldırmaya çalışmak daha verimli olacaktır. İfade özgürlüğü kapsamındaki içeriklerde, kullanıcın beğenmediği bir içeriği yayından kaldırmak, bir resmi kanalın kaldırmasından daha kolay olabilir.</p>
<p>5.  Bilişim ve İnternet konusunda adalet camiasında (mahkeme, hakim, savcı) bir uzmanlaşmaya gidilmedir. Bu bir kaç tane uzmanlaşan mahkemelerle başlıyabilir.</p>
<p>Uzun Vadede</p>
<p>6.   Demokratik bir ülkede devletin yetişkin yurttaşları “zararlı içerik” ve “kirli bilgi”den koruma görevi olamaz. Devlet, yurttaşı eğitir, bilinçlendirir, sivil toplumu destekler, araç ve ortamları sağlar. Örneğin, açık kaynak korunma yazılımlarını teşvik eder, ödüllendirir, ücretsiz dağıtır. Bu konularda kampanyalar yapar, ödüller verir. Devlet, yurttaşın bilinçle karar vermesinin ortamını sağlar ama yurttaş adına bu işi yapmaz. Çocukların bulunduğu kamu ortamlarında sivil toplum ve uzmanların denetiminde koruyucu tedbir alınabilir.</p>
<p>7.   İfade Özgürlüğünü  temel alan bir bakış açısıyla 5651 kaldırılıp, özgürlüğü, insan haklarını temel alan bir düzenleme katılımcı bir şekilde yapılmalıdır. Kısıtlamalar bir istisna olmalı, ve okullarda  çocukları korumak gibi çok dar alanda olmalıdır.</p>
<p>8.      Yürütme olabildiğince katılımcı ve saydam olmalı, kamuoyunu bilgilendirmek; sektör; sivil yapılar ve üniversite ile iş birliği esas olmalıdır. Kamu otoritesi paydaşlarla paylaşmalıdır.<br />
 BTK’nın daha saydam calışmalı, istatistikleri ve diğer verileri araştırmacılara paylaşamalıdır.</p>
<p><strong> İnternet Yaşamdır !</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=108</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Youtube Yasağı Pire için Evi Yakmaktır!</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=103</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=103#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2010 12:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[domain-based ban]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[internet censorship]]></category>
		<category><![CDATA[internet yasaklari]]></category>
		<category><![CDATA[IP based ban]]></category>
		<category><![CDATA[URL Filtering]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[TİB bu hafta başında İnternet yasaklarının uygulamasında 2 yıllık uygulamasını değiştirerek, Türk İnternet Kullanıcılarına daha çok zarar verecek bir uygulamaya geçti. Kamuoyunu haberdar etme, planlama aşamalarını atlanarak hızla uygulanan IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve karışıklığa sebeb oldu. Türkiye youtube&#8217;daki 5 adet sakıncalı bulunan video nedeniyle, google&#8217;un önemli servislerinde yavaşlama ve erişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TİB  bu hafta başında  İnternet yasaklarının uygulamasında 2 yıllık uygulamasını değiştirerek,  Türk İnternet Kullanıcılarına  daha çok zarar verecek bir uygulamaya geçti.  Kamuoyunu haberdar  etme, planlama aşamalarını atlanarak hızla uygulanan  IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve karışıklığa sebeb  oldu.  Türkiye youtube&#8217;daki 5 adet sakıncalı bulunan  video nedeniyle,  google&#8217;un  önemli servislerinde yavaşlama ve erişim engellemesine sebeb oldu ve olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bilindiği  gibi, bir IP numarası  bir apartman ve iş merkezi gibi  pek  çok  evi yada  dükkanı barındırır. Alan adı bir iş merkezindeki  tek tek  dükkanlara erişime imkan verir.  Bir URL ise tek tek dükkanlardaki nesnelere erişimi sağlar. 5 video&#8217;yu yasaklamak için  pek çok alış merkezini yasaklamak, pire için yorgan yakmanın çok ötesiden pire için ev yakmaktır.</p>
<p>Yasakların bu şekilde uygulaması, interneti anlamayan  bir bakış açısının,  hukukun temel ilkelerini  çiğneyerek, Türkiyeye zarar vermesiyle sonuçlanacaktır. Bu yasaklar, Türkiye İnternetini  geliştirmeyecek,  Türk iş dünyasına  ve internet sektörüne zarar  verecektir.  Bu ifade özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne,  iş yapma  özgürlüğüne verilmiş bir zarardır.  Bu yurttaşa  güvenmeyen bir bakışın  yansımasıdır.</p>
<p>Youtube yasağına sebeb olan 10 adet videodur. Bunların yarısı kaldırılmış ve geri kalanına ise  Türkiye&#8217;den bir bilgisayardan erişmek mümkün değildir.  Youtube yasağı kalkmış olsa bile, mahkemenin yasakladığı videolara  erişmek mümkün değildir.  Ülkemiz,  kendi ifade özgürlüğü normunu defacto olarak dünyaya kabul ettirmeye çalışmaktadır. </p>
<p>Kaldıkı,  TİB  söz konusu  videolara  URL  filtreleme ile  erişimi engelleyebilir. Sadece  yasaklanmak istenen videolara erişimi engelleyip,  yurttaşların bu yasakların varlığından bile haberdar olmayabilir. BTK bunu yapacak teknik, mali ve idari  kapasiteye sahiptir. Ama, anlaşılmayan bir şekilde, bu konuda çağrılara kulaklarını kapatıyor.</p>
<p>Sakıncalı bulduğumuz içerikleri yer yer  sivil yapılarla  engellemek, ve daha  çok  yurttaşın denetimine bırakmak gerekir.  Özgürlükçü bir bakış açısıyla,  yurttaşa  güvenen, onunla diyalog içinde bir  toplumsal yapı için İnternet sonsuz olanaklar sunmaktadır. Ülkemiz ise yasakçı reflekten kendini hiç kurtaramıyor.  İnternetin sanayi devrimi boyutlarında köklü bir değişim olduğunu  anlayana kadar bu yasakçı  uygulamalar maalesef devam edecektir.</p>
<p>Ülkemizin İnterneti demokrasimizi geliştirmek, dünya ile bütünleşmek, rekabetçi yapıya ulaşmak, kendimizi ifade etmek ve geliştirmek için kullanmalıyız.</p>
<p><strong>İnternet yaşamdır</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=103</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye İnternetle Savaşarak Harakiri Yapmaya Devam Ediyor!</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=98</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=98#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 May 2010 09:05:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[özgür yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[crowd sourcing]]></category>
		<category><![CDATA[information society]]></category>
		<category><![CDATA[internet censorship]]></category>
		<category><![CDATA[internet yasaklari]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[social networks]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=98</guid>
		<description><![CDATA[You tube yasağı 4 mayısla 2 yılı buluyor.. Bu İnternetden korkmaktan, interneti ve çağı algılayamaktan, internete ilişkin düzgün yapılanma kuramamanın sonucudur. İnternetin marjinal problemlerine İnterneti yasaklayarak çözüm aramak en çok Türkiye&#8217;ye zarar vermekte; deyim yerindeyse Türkiye Harakiri yapmaktadır. Ülkemiz, interneti kontrol etmeye çalışan, Donkişot vari internete savaş açan bir ülke görüntüsü çizmektedir. Yasaklar, en iyisinden, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>You tube yasağı 4 mayısla 2 yılı buluyor.. Bu  İnternetden korkmaktan, interneti ve çağı algılayamaktan, internete ilişkin düzgün yapılanma kuramamanın sonucudur. İnternetin  marjinal problemlerine İnterneti yasaklayarak çözüm aramak en çok  Türkiye&#8217;ye zarar vermekte; deyim yerindeyse  Türkiye Harakiri yapmaktadır.   Ülkemiz, interneti  kontrol etmeye çalışan, Donkişot vari internete savaş açan bir ülke görüntüsü çizmektedir. Yasaklar, en iyisinden, Devekuşu  misali Türkiyenin kafasını kuma gömmesidir. Bu yasak, bir mahkememizin yetkisini tüm dünya olarak  görmesi nedeniyle devam etmektedir.  Devlet ricali yasağı eleştirmekte, ama yasağı kaldıracak     çabayı da hiç kimse göstermemektedir.   “Zararlı içeriği”, yönetişim ilkeleri ışığında modern dünyaya paralel, ve yurttaşları bilinçlendirerek büyük ölçüde  çözmek mümkündür. Ülke olarak yasaklama refleksinden vazgeçip, interneti  yaşamımızı kolaylaştırmak,  demokrasimizi geliştirmek, toplumsal kalkınmayı sağlamak, dünya ile  rekabet için kullanmaya odaklanmamız gerekir.</p>
<p>Youtube yasağına konu olan 10 video&#8217;nun yarısı kaldırılmış, yarısının ise  Türkiye&#8217;den erişimi youtube tarafından engellenmiştir. Mahkemelerimiz,  dünya üzerindeki Türkler yoluyla, yetkisini  tüm dünya olarak görmektedir.  Böylece kendi ifade özgürlüğü normumuzu ve yasakçı bakış açımızı tüm dünyaya empoze etmeye çalışıyoruz.  Ülkemiz, adı konmadan, dünya internetine savaş açmıştır. Yasakçı bir bakış açısıyla, dünyadaki tüm yer sağlayıcıların Türkiye’de kayıt olmasını istemekteyiz. Tedbir olarak verilen kararlar, yargılama yapılmadan kesin karar gibi uygulanmaktadır. Ülkemiz,  İnternetin potansiyelini kavrayamadığı için, matbaadaki gecikmeye benzer bir mantıkla, interneti yasaklamaktadır.</p>
<p><strong><br />
İnterneti Nasıl Algılamalıyız ?</strong></p>
<p>İnternet bir bilgisayar ağının ötesinde, insanları ve insanlığın düşünce ve kültür ürünlerini kapsayan bir ağ; insanların buluştuğu, örgütlendiği, iş yaptığı, öğrendiği, öğrettiği, eğlendiği, paylaştığı; yaşamın  tüm boyutları ile içiçe geçmiş bir ortamdır.   Dünya, İnternetin başını çektiği Bilgi Toplumuna geçişin arayışı içinde. Bilgi toplumu, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor. Küçük büyük tüm ülkeler bütün vatandaşlarını internet okuryazarı yapmaya, ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır. Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya koyulmuşlardır.</p>
<p>İnternet geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır. İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar. Dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle Sosyal Ağlar, wikipedia, Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır. Kitleler, internet üzerinden insanlığın ortak sahibi olduğu ürünler geliştirmekteler.</p>
<p> İnternet üzerinde 1.8 milyar insan mevcuttur. 733 milyon bilgisayar İnternet alan adı sistemine   kayıtlıdır.  Yeni tarama motoru cuil.com 127 milyar sayfayı indekslediğini söylemiştir, yani en az o kadar da sayfa bulunmaktadır. netcraft.com 242 milyon web saymıştır. 192 milyon civarında alan adı mevcuttur. 130 milyonu aşkın kişisel web/günlük var.  Tüm İnternette 100 milyonlar ölçüsünde video var.. Facebook’un kullanıcı sayısı 400 milyonu, twitter 105 milyonu , linkedin  50 milyonu aştı.Dünyada günde 250 milyar e-posta gidiyor, bu yılda 90 trilyon demek. Sosyal ağlar, yurttaş temelli içerik aldı başını gidiyor. Sosyal ağlarda kadınlar önde gidiyor.   Twitter’da en cok izlenen kişiyi takip eden, 4.25 milyon insan var, Obamayi 3.8 milyon kişi izliyor. Twitter&#8217;da 100 bin, Facebook’ta 500 bin uygulama var. Twitterda günde 55 milyon kısa mesaj var. Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker’de 4 milyar foto var. Facebook’a her ay 2,5 milyan resim yükleniyor. Her gün 200 milyon facebook kullanıcısı facebook’a bağlanıyor. Youtube üzerinde günde 1 milyar video izleniyor. Video pazaranın %40′i youtube’ta. Her dakika 20 saatlik video youtube’a yükleniyor.  </p>
<p>Türkiye’de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3.1 milyon bilgisayar, 215 bin Türkiye içinde, 870 bini Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %27’si interneti düzenli kullanıyor, %67’i hiç internet kullanmamış Evlerin %81’inde internet yok. Kadınların %80’i internet kullanmıyor. Bu kırsal kesimde %90′lar ölçüsünde.<br />
Youtube,  facebook,  twitter, flicker, myspace, linkedin  gibi  sosyal ağlar bir eğlence ve arkadaşlık ortamların  ötesine geçmişler; bir işbirliği, iş yapma, örgütlenme, pazarlama, dağıtım, öğrenme, tanıtım ortamı haline gelmekteler. Fortuna 500 firmaları, uluslarası kuruluşlar,  vakıflar, üniversiteler artık sosyal ağlarda  yer almakta, paydaşlarla sosyal ağlar üzerinden çift yönlü etkileşime girmekte, birlikte üretme, ürün ve politika üretme sürecine girmişlerdir.</p>
<p><strong>Youtube&#8217;ta ne var ?</strong></p>
<p>Youtube tüm dünyada sıradan kullanıcıların, üniversitelerin,  firmaların, uluslarası kurumların, yani kullanıcıların oluşturduğu içeriği  sunan, tüm dünyaya  hizmet eden, günde 1 milyar videonun izlendiği bir web.  Dünya üzerinde 9500 üniversite, youtube&#8217;u kendi ders mazlemeleri/videolar için kullanıyor. 4000&#8242;i aşkın vakıf, 2300 banka, 2300 Enstitü  youtube&#8217;u kurumsal olarak bir dağıtım kanalı olarak kullanıyor. Youtube&#8217;da “türkiye” taranınca 320 bin, “turkey” taranıncada  476 bin video çıkıyor. Galatsaray için 107, fenerbahçe için 115, beşiktaş için 51 bin video var.  istanbul için 266, antalya , alanya, bodrum ve marmaris için yaklaşık 7 bin video var. Obama  taranınca  milyonun üstünde  video, 6000 civarında kanal bulunmakta.</p>
<p>İnternet, insanların buluştuğu, iş yaptığı, eğlendiği, öğrendiği, öğrettiği, çeşitli elektronik nesneleri değiştiği, paylaştığı, okuduğu, yazdığı bir ortamdır. İnternet, kütüphanelerin, gazete ve dergilerin, TV’lerin, müzelerin, laboratuvarların, sergilerin, konser salonlarının olduğu, insanlığın kültür mirasının paylaşıldığı bir ortamdır. İnsanlar arası iletişim, iş birliği ve dayanışmanın olduğu bir ortamdır. Yaşamın tüm boyutlarına, tüm mesleklere, tüm yaş gruplarına hitabeden, yaşamın yansını bulan, insanlığı etkileyen önemli bir gelişmedir.</p>
<p>Bilişim, bilgi teknolojileri ve İnternet, insanlığı yeni bir toplum biçimine taşıyan, tetikleyen ve temsil eden içiçe geçmiş araçlar bütünüdür. İnsanlık, sanayi ötesi bir toplum biçimine,  Bilgi Toplumna geçişin sancılarını yaşamaktadır. Bu anlamda bilgi, temel zenginlik kaynağı, verimlilik, rekabet kaynağı ve istihdam aracıdır.<br />
Beyinsel emek yaratılan katma değer açısından, kol emeğinin önüne geçmiştir. Yer altı zenginliklerinden, bankalardaki paralardan çok entelektüel sermaye öne çıkmıştır. Bunun sonucunda ülkelerin zenginlik kaynağı, yetişmiş insanların beyinlerindeki bilgidir denebilmektedir.</p>
<p>“Bilgi toplumu”na yönelişin bir sonucu olarak, sektörlerin yapısında önemli değişimler gözükmektedir. Telekom, basın, medya, eğlence sektörleri köklü olarak değişmektedir. Kamu yönetimi, bu gelişmeler sonucunda ciddi bir yeniden yapılanma arayışına girerek, kendini e-devlet uygulamaları şeklinde ortaya koymaktadır. Ülkeler ve Birleşmiş Milletler, AB, Dünya Ekonomik Forumu gibi uluslararası yapılar, ülkeleri ve tüm dünyayı “bilgi toplumu”na taşımak için planlar yapmaya, eylem planları ortaya çıkartmaya, her çocuğa bir dizüstü bilgisayar gibi tüm dünya yurttaşlarına yönelik projeler üzerinde çalışmaya başlamıştır.<br />
Kısaca tüm dünya, “bilgi toplumu” hedefini benimsemiş ve ona yönelmek için ciddi bir çabaya girmiştir. Bu bağlamda ülkemizde de 2006-2010′u kapsayan bir “Bilgi Toplumu Stratejisi” ve “Eylem Planı” bulunmaktadır.  Kamuoyunın farkında olmadığı bu proje,  dağınık yapı ve sahipsizlik nedeniyle  büyük ölçüde bitirilemiştir. </p>
<p><strong>5651 Ne Getirdi ?</strong></p>
<p>Ülkemizdeki yasaklamaları tetikleyen, 5651 nolu aceleye getirilmiş, internetden korkan bir felsefeyle yazılmış,  bir tepki ve yasaklama yasasıdır. Özgürlükler ve güvenlik dengesinin, özgürlük aleyhine bozulduğu, “internetde benim istemediğim kuş, ne pahasına olursa olsun uçmasın” bakış açısıyla, evrensel hukuk ve Anayasanın temel ilkelerinin feda edildiği bir düzenlemedir. Bu amaçla, BTK içinde İletişim Başkanlığına (TİB), hukukçu ve iletişimci ağırlıklı 93 kişilik kadro veriliyor, ve İnterneti temizleme görevi veriliyor. Yurt dışındaki webleri, TİB, resen, sorgusuz sualsiz, savunmasız, haber vermesiz kapatma yetkisine sahip. Bu yetki yurt içinde mahkemelere ait. Bu gün en az  6000  webin yasaklandığını biliyoruz, ama tam sayıyı kimse bilmiyor. TİB hukuk mahkemlerinin medeni kanun ile fikri ve sinai haklara ilişkin kararları görev alanı dışında saymış, ama  ceza mahkemelerinden gelen 5651 dışı yasaklamaları uygulamıştır.</p>
<p>Bugün yasaklamalar konusunda , kanımca, bir hukuk faciası uygulanmakta. Savunma alınamdan verilen tedbir kararları,  kesin karar olarak uygulanmakta, ve ülke içinde  yargılam ayolu açılamaktadır. Youtube  2 yıldır yasaklaı olmasına rağmen , bu konuda  devletimizin açtığı bir dava yoktur. Bizim,  İnternet Teknolojileri Derneği olarak AİHM&#8217;e açtığımız dava var.</p>
<p><strong>Ne Yapılmalı ?</strong></p>
<p>5651 Bilişim STK&#8217;larının “imdat çığlıkları” arasında yangından mal kaçırıcasında çıktı. Bu süreçte,  10 milyon blog&#8217;un olduğu WordPress, Myspace.com, DailyMotion.com, alibaba.com gibi büyük, milyonlarca kullanıcının üye olduğu, içerik eklediği çoğu weblerin yanında, richarddawkins.net, turandursun.com, anarsist.com, ataist.org gibi aykırı görüşlerin ortaya atıldığı weblerde yasaklardan nasibini aldı. Bu yasaklamalar, her zaman 5651 nedeniyle olmuyor; kişisel haklar ve fikri ve sinai hakların ihlali nedeniyle Türkiye’nin her hangi yerinde bir mahkeme, hiç bir savunma almadan, bir bilirkişiye başvurmadan tedbir olarak bir yasaklama getirebiliyor.   5651 kaldırılıp, daha özgürlükçü, katılımcı, ve hukuka ve adelete uygun bir düzenlemeye gidilmedilir. Bu yönde Kartepe Çalıştayında temel ilkeler kamu, sivil toplum ve özel sektörçe ortaya kondu.</p>
<p>Yasakcı refleksten kurtulup, hoşgörü, katılım ve saydamlık temelinde, ifade özgürlüğünü esas alan, uzun vadeli ülke çıkarlarını gözeten süreçleri kurmalıyız.  Yasaklama, ancak  son çare olarak ve geçici olarak düşünülmelidir. Yurttaşları adına karar veren devlet refleksiden vazgecip,  yurttaşları bilgilendirip, kararı ona  bırkan bir bakış açısına geçmeliyiz.</p>
<p>Kısa vadede  hassas olduğumuz konularda,  kendi normlarımızı tüm dünyaya dayatma çabamızdan vazgeçmeli, ve İnternetin Türkiye&#8217;den görüntüsü ile yetinmeliyiz. Bir nesne ,  Türkiye&#8217;deki IP&#8217;ler için yoksa onu kaldırılmış saymalıyız. Adaletsiz bir şekilde suçsuz yurttaşlarımızı cezalandırmaktan vazgeçmeliyiz. Bir kitap,  hatta bir paragraf yüzünden koca kütüphaneleri yasaklamak düşüncesini bırakmalıyız.  Başarılı olduğumuz sürece, kendimize zarar veririz.  BTK’nın işini yapmaması nedeniyle, bir kaç video nedeniyle youtube’u 2 yıldır kapalı tutmak Türkiye’ye zarar veriyor. Nesne temelli filtreleme kolayca yapılabilir; BTK bunu yapacak, mali, idari ve teknik beceriye sahiptir.</p>
<p>İnternet aynı zamanda sokaktır. “Zararlı İçerik”in yanında, çeşitli zararlı unsurlarda var. Özgürlükler, kişisel mahremiyet ve gelişmenin önünü tıkamamak, zararlı unsurlarla mücadelede  özenle korunmalıdır. Toplumun ilgili kesimlerini paydaş olan bir yönetişim yapısını kurmak, gelişme için çok önemlidir. Ülkemizin hassasiyeti olduğu konulardaki “zararlı içeriği”, Bilişim STK’ları ve internet gönüllüleri ile birlikte harekete ederek çözebiliriz. Kamunun katı refleksi yerine, sivil toplumun esnek, katılımcı, diyalog temelli yapısı bu sorunu daha kolay çözebilir. Devletin, esas olarak, “zararlı içerik”le mücadeleyi yurttaşa bırakması, demokrasilerde, esastır. Devlet bunu destek olmalıdır; ama işi yurttaşa bırakmalıdır.</p>
<p>İnternet, insanlığın gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Gelişme, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için vazgeçilemez bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.</p>
<p><strong>İnternet Yaşamdır !</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=98</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>5651 Çalıştayı: Kartepe İlkeleri</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=88</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=88#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Apr 2010 09:56:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[5651]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[internet censor]]></category>
		<category><![CDATA[internet sansürü]]></category>
		<category><![CDATA[nesne filtreleme]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal ağlar]]></category>
		<category><![CDATA[URL filtre]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[yasaklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde İnternet Yasaklarının hukuki altyapısını oluşturan 5651 nolu yasa yangından mal kaçırırcasına 2007 mayısında çıkmış ve 2007 Kasım sonuda uygulamaya başlamıştı. Ankara Barosu&#8217;nun öncülüğünde çeşitli sivil toplum kuruluşları sektör kuruluşları, ve adalet camiasından yargıç ve hakimler ortaya çıkan sorunlara çözüm aramak için 2 defa bir çalıştay ortamında bir araya geldi. İkincisi, 20-22 Nisanda Kartepe Green [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde  İnternet Yasaklarının hukuki altyapısını oluşturan  5651 nolu yasa yangından mal kaçırırcasına  2007 mayısında çıkmış ve  2007 Kasım sonuda  uygulamaya başlamıştı. Ankara Barosu&#8217;nun öncülüğünde çeşitli sivil toplum kuruluşları sektör kuruluşları, ve adalet camiasından yargıç ve hakimler ortaya çıkan sorunlara çözüm aramak için 2 defa bir çalıştay ortamında bir araya geldi. İkincisi, 20-22 Nisanda  Kartepe Green Park Otli- Kocaeli&#8217;de gerçekleştirildi. Çalıştay sonuç bildirgesi olarak bir ilkeler listesi yayınladı. </p>
<p><strong>KARTEPE KRİTERLERİ<br />
</strong><br />
20 –22 Nisan 2010 Kartepe / Kocaeli</p>
<p>Bu çalıştayın katılımcılarının çoğunluğuyla, İnternetin insanlığın önünde yepyeni ufuklar açtığını hatırlayarak, internetin bilginin ve fikirlerin özgürce dolaşması için etkin bir araç olduğunu, bu aracın kullanılmasında anonimlik ve mahremiyetin korunması gereken değerler olduğunu gözeterek, internetin kötüye kullanılarak bireysel hak ve özgürlüklere zarar verebileceğini de gözönüne alarak, internetle ilgili kısıtlamaların temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunmadan sadece evrensel hukuka uygun kanunlarla ve yargıç kararıyla mümkün olabileceğinin altını çizerek;</p>
<p>Aşağıda sayılan temel ilkeleri kamuoyuna açıklamayı kendilerine görev bilmişlerdir. </p>
<p>İLKE 1 – İnternette fikir ve düşüncelerin yayılmasında büyük rol oynayan Web 2.0 siteleri (bloglar, forumlar, video siteleri, sosyal ağlar vs) çok sesliliğin ve demokrasinin bir parçası olarak anlaşılmalıdır.</p>
<p>İLKE 2- İnternetin tüm aktörleri, öncelikle özdenetim mekanizmasını (proaktif müdaheleler) işletmeli, hukuka aykırı içeriklerin önlenmesi için “Uyar – Kaldır” prensibini de benimsemelidir. Kamu otoritesi, özdenetim mekanizmalarını ve sivil inisiyatifleri desteklemelidir. </p>
<p>İLKE 3- Erişim engelleme kararları, ön inceleme raporu ve hukuki gerekçeleriyle birlikte sadece yargıç kararıyla mümkün olmalı, bu kararlara itiraz prosedürü hızlı ve etkin olarak yapılandırılmalıdır. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kanunla açıkça yetkili kılınmış merci veya Cumhuriyet Savcısı tarafından verilebilecek erişim engellenmesi kararları, 24 saat içerisinde yargıç onayına sunulmalı. Onaylamama halinde erişimin engellenmesi kendiliğinden kalkmalı</p>
<p>İLKE 4- Erişim engelleme kararları, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri gözetilerek, ancak ve ancak son çare (ultima ratio) olarak bir koruma tedbiri olarak görülmelidir. </p>
<p>İLKE 5- İnternet sitelerine erişimin engellenmesi kararlarının yerine getirilmesi TİB tarafından sağlanmalıdır ve ilgili mevzuat düzenlenmesi yapılmalıdır. Erişim engelleme kararlarında ve engellenen sitelerin girişinde, engelleme sebebi, gerekçesi, tedbirin süresi ve itiraz prosedürü açıkça belirtilmelidir.</p>
<p>İLKE 6 – 5651 sayılı yasada öngörülen katalog suçların kapsamı yeniden değerlendirilmelidir.</p>
<p>İLKE 7- Bir internet sitesinin tamamına erişimi engellemek yerine, sadece zararlı ve hukuka aykırı içeriklerin engellenmesi yoluna gidilmesi ve bu içerikleri oluşturanların yargılanması sağlanmalıdır. İnternetin Uluslar arası karakteri gözönüne alınarak diğer ülkelerle işbirliğine gidilmeli, Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi imzalanması konusunda çalışmalar hızlandırılmalıdır. </p>
<p>İLKE 8- Erişim ve yer sağlayıcı tarafından tutulan trafik kayıtlarının doğruluğunu, değiştirilmezliğini ve bütünlüğünü sağlayacak tedbirler alınmalı, bu kayıtların sadece adli makamlarca ve delil elde etmek amacıyla sınırlı olmak üzere gizliliği sağlanmalıdır. </p>
<p>İLKE 9- İnternet’in özgür doğası dikkate alınarak, İnternet medyasının tanımlaması yapılmalı, getirilen kriterler eşliğinde internet medyası, basına tanınan cezai sorumluluk ve dava sürelerine ait hak ve özgürlüklerden tamamen yararlanabilmelidir.</p>
<p>İLKE 10 – Devletin internet konusundaki ana görevi, topluma ilköğretimden itibaren eğitim vermek ve bilinçlendirme yapmakla sınırlı olmalıdır. İnternetteki zararlı içeriklerden çocukların korunması amacıyla, uzmanlar tarafından içerik sınıflandırması yapılmalı ve aileler ücretsiz çocuk filtresi kullanması yönünde özendirilmelidir.</p>
<p>İLKE 11 – Çocuk Pornografisi çok önemlidir. Sadece 5651 ile sınırlı kalmamalıdır. Daha özel bir düzenleme yapılmalıdır.</p>
<p>İLKE 12 – İnternet ortamında işlenen suçlarda açıkça yetki düzenlemesi yapılmalıdır. Yargıda uzmanlaşamaya önem verilmeli, bilirkişilik müessesesi daha işlevsel hale getirilmelidir. Kurumlar arası işbirliği tanımlanmalıdır.</p>
<p>ILKE 13-Uygulamacıların eğitimi ve farkındalığı sağlanmalı.</p>
<p>Kartepe kriterleri olarak yayınlanan bu kriterler katılımcıların çoğunluk görüşünü yansıtmakta olup bazı maddelerde değişik katılımcıların itirazı mevcut olabilir<br />
&#8212;&#8212;&#8212;&#8211;</p>
<p>Bu ilkeleri hayat geçirmek  Siyasal İktidar, Kamu Yönetimi ve  İnternet Kurulunun  görevidir.   Icra Kurulundaki Sivil Toplum Kuruluşları da bu takip etmek, gündeme tutmak, ve hayata geçirmek için çaba  haracamalıdır.</p>
<p>&#8212;<br />
Ben bu çalıştaya işlerimin yogunluğu ve hava muhalefeti nedeniyle katılamadım. Ama, altını cizmek istediğim bir kaç konu var:</p>
<p>1. Nesne temelli  filtreleme konusu  dolaylı olarak gündeme gelmiştir.  BTK  nesne temelli  filtrelemeyi bir an önce hayata geçirmelidir. Geçirmesinde sorunlar yaşıyorsa, bunu  saydam bir şekilde  üniversite, sektör ve sivil toplum kuruluşları ile paylaşmalıdır. Hazırladığı raporlar varsa, bunu kamuoyuyla paylaşmalıdır.</p>
<p>2. Youtube yasağında  ortaya çıktığı gibi,  Türk mahkemelerin yetkisi,  sadece  İnternetin Türkiye&#8217;den görünen yüzüyle, ya da  İnternetin Türkiye İzdüşümü ile sınırlıdır.  Bir başka ülkenin İfade özgürlüğü içinde  gördüğü kendi ülkesindeki bir içeriği yasaklama, cezalandırma  yetkisi olamaz. Bu nedenle,  yasa ve yönetmeliklerin  buna  uygun bir tanım yapması, bir &#8220;sakıncalı içeriğin&#8221;  yayından kalkmasını net bir şekilde tanımlaması gerekir.</p>
<p>3. Bildirgede  söyleniyor ama açıkca  ifade etmekte  yarar görüyorum.  Bilişim ve İnternet konusunda adalet camiasında (mahkeme, hakim, savcı)  bir uzmanlaşmaya gidilmedir.</p>
<p>4.  Demokratik bir ülkede  devletin yetişkin yurttaşları &#8220;zararlı içerik&#8221; ve &#8220;kirli bilgi&#8221;den koruma  görevi olamaz. Devlet, yurttaşı eğitir, bilinçlendirir, sivil toplumu destekler, araç ve ortamları sağlar. Örneğin,  açık kaynak korunma yazılımlarını  teşvik eder, ödüllendirir, ücretsiz dağıtır. Bu konularda kampanyalar yapar, ödüller verir. Devlet, yurttaşın bilinçle karar vermesinin ortamını sağlar ama yurttaş adına bu işi yapmaz. Çocukların bulunduğu kamu ortamlarında  sivil toplum ve uzmanların denetiminde  koruyucu tedbir alınabilir.<br />
&#8212;&#8212;<br />
Kısa vadede ne yapılabilir ?<br />
BTK bu ilkeleri hayata geçirmek isterse:</p>
<p>1. 5651&#8242;de  yurt dışındaki webleri katalog suçlar nedeniyle resen yasaklamak  yerine bu işi  Ankara&#8217;daki  bir mahkemeden  alabilir. Bu yönde bir öneri  Yargıtay Başkanlığından geldiğini,  BTK&#8217;nın İzmir de yaptığı  bir  konferansta dile getirildiğini biliyoruz. Bu mahkemenin hep aynı mahkeme  olması uzmanlaşmaya katkı sağlar. </p>
<p>2. URL filtreleme konusunu  BTK&#8217;nın ciddiye alması gerekir.  Mahkemeler, genelde,  tüm webi kapatmak istememekte,  BTK&#8217;nın nesne temelli erişim engelleme mümkün olmadığını söylemesi üzerine, tüm webi  yasaklama yoluna mecbur kalmaktadırlar.</p>
<p>3. BTK simdiye kadar Sulh Makemlerinden gelen 5651 dışı, ağırlıklı olarak Medeni Kanun ve FSEK temelli  yasaklamaları benim yetki ve görev alanım dışındadir söylemiyle  TT ve diğer servis sağlayıcalara havale etmiştir. TT de hiç bir bilgilendirme yapmadan bunu uygulamıştır uzun süre.  Öte yandan  BTK  5652 dışı fakat Ceza Mahkemelerinden  gelen  yasaklama kararlarını uygulamıştır.  Tüm mahkeme kararlarını uygulaması, uygun bulmadıklarına  itiraz etmesi, bu konuda  sivil toplumla diyalog içinde olması yararlı olacaktır.</p>
<p>4.  BTK&#8217;nın  daha saydam calışması, istatistikleri yayınlaması; araştırmacılara kapsamlı bilgi verebilmesi de ülkemizin yararına olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=88</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye İnterneti Delikanlı Yaşına  Giriyor!</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=86</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=86#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 15:26:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[açık-kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[devekuşu]]></category>
		<category><![CDATA[harakiri]]></category>
		<category><![CDATA[information society]]></category>
		<category><![CDATA[knowledge society]]></category>
		<category><![CDATA[strateji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[12.04.2010 İstanbul Ticaret Odası Meclis Salonu Bugün Türkiye İnterneti 18. yaşına basıyor. Biz, Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları bunu tüm ülkede İnternet Haftası olarak kutluyoruz. 1998&#8242;den beri 12 nisanı içeren 2 haftayı İnternet Kuruluyla birlikte, Bilişim sivil Toplum Kuruluşları olarak kutluyoruz. Uzun yıllar Ankara&#8217;da kutladık. Daha sonra Samsun, Diyarbakır ve Manisa&#8217;da doğum gününü kutladık. Bugün İstanbulda, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> 12.04.2010    İstanbul Ticaret Odası Meclis Salonu</p>
<p>Bugün Türkiye  İnterneti  18. yaşına basıyor. Biz,  Bilişim Sivil Toplum  Kuruluşları bunu  tüm ülkede İnternet Haftası olarak kutluyoruz. 1998&#8242;den beri 12 nisanı içeren 2 haftayı İnternet Kuruluyla birlikte, Bilişim sivil Toplum Kuruluşları olarak kutluyoruz. Uzun yıllar Ankara&#8217;da kutladık. Daha sonra Samsun, Diyarbakır ve Manisa&#8217;da doğum gününü kutladık. Bugün  İstanbulda,  İTO&#8217;nun ev sahipliğinde, en büyük meslek örgütünün ev sahipliğinde kutluyoruz. İTO&#8217;ya nazik ev sahipliğinden dolayı, Bilişim STK Platformu adına teşekkür ederiz.  Umarım, bu destek, İTO üyesi KOBI&#8217;lerin  İnternet kullanımına olumlu katkısı olur; onu zıplatır. Biz  bu süreyi bir <strong>Bilişim ve   İnternet Şenliği </strong>olarak kutluyor ve  bu sürede  her  <em>Türk vatandaşı interneti konuşsun, düşünsün,  kullansın ve internet’ten nasıl yararlanabilirim, işimi ve kendimi nasıl geliştirebilirim diye araştırsın istiyoruz</em>. Bu Haftada, internetin önemi, potensiyeli ve pozitif yanlarına ağırlık verilmesini arzuluyoruz.</p>
<p>Biz  <strong>İnterneti Sanayi Devrimi kadar önemli</strong> bir gelişme olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın  kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımı sağladı. İnternet devrimi  ise, insanın beyin gücünü kapsıyor; beyinsel ürünlerin üretimi, yeniden üretimi, paylaşılması ve kullanılmasını sağlıyor. Kol gücüne karşılık  beyin gücü, Bir başka deyişle alın terine karşı  akıl teri. Bütün dünyada gündem emek ve doğal kaynak temelli bir ekonomi ve toplumsal yapıdan bilgi yoğun bir ekonomi ve toplumsal yapıya, yani <strong>Bilgi Toplumu</strong>na, nasıl geçileceğidir.   Bilgi toplumu,   bilim,  teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu,    bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor.   Ülkeler böyle bir dönüşüm için stratejiler oluşturuyor, eylem planları yapıyor. Birleşmiş Milletler, AB,  ITU, Dünya Ekonomik Forumu, Unesco da bu kervana katılmış durumda.    Ülkeler, bu kapsamda, bütün vatandaşlarını internet okuryazarı yapmaya, ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktalar, ve  her yurttaşın internete ucuz, kolay ve güvenli erişimini sağlamaya,  tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya koyulmuşlardır.</p>
<p>Bilişim ve İnternetdeki gelişmeler, bireye kendi gazete, radyo, matbaa ve televizyonu kolay, ucuz ve hızlı bir şekilde kurma olanağı sunuyor. İnternet  geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmaya  imkan sağlamaktadır.  İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde  gelişmekte, sıradan bireyi ve geniş kitleleri etkileyecek yapıları ortaya çıkartmaktadır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar.     Dünya  yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle  Sosyal Ağlar, wikipedia,  Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır.<br />
Dünya’da 1,734 milyar internet kullanıcısı,  733 milyon kayıtlı bilgisayar, 192 milyon alan adı,  232 milyon web, 127 milyar civarında web sayfası, 100 milyonlar ölçüsünde  video ve  130 milyon civarında kişisel web/blog var. Türkiye’de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3.1 milyon bilgisayar, 215 bin Türkiye içinde, 870 bini Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %27’si interneti düzenli kullanıyor,  %67’i hiç internet kullanmamış Evlerin  %81’inde internet yok. Kadınların %80’i internet kullanmıyor. Bu kırsal kesimde %90&#8242;lar ölçüsünde.  Dünyada günde  250 milyar e-posta gidiyor, bu yılda 90 trilyon demek. Sosyal ağlar,  yurttaş temelli içerik aldı başını gidiyor. ABD&#8217;de  sosyal ağların %85&#8242;inde kadınlar önde  gidiyor. Facebook&#8217;a kayıtlı kullanıcı sayısı 400 milyonu aştı. Twitter 100 milyon, linkedin 50 milyon civarında. WordPress 10 milyonu aşmış durumda.  Twitter&#8217;da en cok izlenen kişiyi takip eden, 4.25 milyon insan var. Facebook&#8217;ta 500 bin uygulama var. Twitterda günde 25 milyon kısa mesaj var.  Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker&#8217;de 4 milyar foto var. Facebook&#8217;a her ay 2,5 milyar resim yükleniyor.  Her gün 200 milyon facebook kullanıcısı facebook&#8217;a  bağlanıyor. Youtube üzerinde  günde 1 milyar video izleniyor. Video pazaranın %40&#8242;i youtube&#8217;ta. Her dakika  20 saatlik video youtube&#8217;a yükleniyor.  Başkalarının  kendi sayfalarında sunduğu videoların %82&#8242;si youtube yoluyla sunuluyor. </p>
<p><strong>Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna döndüremedik!</strong></p>
<p>İnternet, hic birimizin tahmin edemediği bir şekilde gelişiyor.  Biz arkadan geldiğimiz için  bazı gelişmeleri yakalamıyoruz.. Ama,  pek çok kişinin  eğlence ortamı olarak algıladığı  sosyal ağlar, bir tanıtım, örgütlenme, eğitim, pazarlama ve haberleşme, buluşma ortamı olmuştur. Fortune 500 firmaları, devletler, uluslararası kurumlar buralarda yerini almışlardır.   Bloglar,  kurumlar için bile, hem politikaları açıklama,  kamuoyuna hesap verme, kendini anlatma ortamı olmaktadır.   İnternet, bilgiye dayalı,  geniş kitlelerin katılımı ile hayata geçen yeni bir toplum biçiminin nüvesini taşıyor, ortam ve araçlarını sunuyor.  </p>
<p>Ülkemizde    iyi olduğumuz konular da var, geri kaldığımız da. Ülkemizin, 2006-2010&#8242;u kapsayan bir <strong>Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planı</strong> var; bu sene süresi bitiyor, eylemlerin çoğu yapılamadı ve işin daha ilginci toplum böyle bir stratejinin varlığının farkında değil.  Kamu’da, profesyoneller arasında, üniversitelerde, okullarda, büyük şirketlerde yaygın internet kullanımı var. E-devlet, finans, sağlık, medya gibi başarılı sektörlerimiz var. Ama KOBİ’lerde, tarım sektöründe, kırsal kesimde,  dar gelirli kesimlerde gidecek çok yolumuz var. Ülkemizde, internet konusunda  heyecanlı kesimler de var, bihaber kesimler de . Gecikmeli de olsa 3G ülkemizde var,  cep telefonları internete erişim aracı olarak yaygınlaşmaya başlamıştır. Ama Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna döndürdüğünü söyleyebilmek mümkün değil. Serbestleşmede epey yol aldık gibi, ama  pazar payları epey geri olduğumuzu gösteriyor.  Geniş bant internet  6 milyona ulaştı, ama yeteri kadar yaygın değil ve pahalı.  İnternet ve telekomda KOBI’ler   yaşam savaşı veriyor. Bilişim alanında insan gücü açığı ve açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada.  Ülkemizde internet konusunda bir dağınıklık ve koordinasyonsuzluk söz konusu.</p>
<p><strong>İnternetden Korkmayın!<br />
</strong></p>
<p>İnternetde  yaşamın tüm boyutların  yansısı var; artılarıyla ve eksileriyle.  İnternet, kütüphane, okul, iş yeri, hastahane, banka, müze, konser salonu vs olduğu gibi, sokaktır; pek çok kötü unsuru içinde barındırır. Nasıl çocuğunuzu  sokağa salarken tedbirler alıyorsunuz, internet için de tedbir alın; onu bilgilendirin,  onunla ilgilenin. Ama,  İnternetden korkmayın. Nasıl  elektriği sorgulamıyorsanız,  interneti de sorgulamayın; ama tedbirini alın. </p>
<p>İnternet Yasakları ise ülkemize zarar vermeye, suçsuz vatandaşımızı cezalandırmaya devam ediyor. Donkişot, Devekuşu ve Harakiri ile özetliyebileceğimiz, adaletsizlik, başını kuma gömme ve kendimize zarar vermeye devam ediyoruz. Ülkemiz kendi başına  İnternete kurallar getirmeye çalışıyor. Örneğin, tüm  yer sağlayıcılardan BTK&#8217;ya kayıt olmasını istiyoruz. Mahkememiz ise yetkisini ise  tüm dünya görüyor. Youtube yasağında, söz konusu videoların  Türkiye  İnternet uzayında olmamasını yeterli saymıyor; yargılama olmadan verilen bir tedbir kararını tüm dünyanın uymasını istiyor.  Bizim yasakladığımızı ilan ettiğimiz nesneler yerinde duruyor; gazete ve TV&#8217;lerimiz bu yasağın naıl delineceğini gösteriyor. Başbakanımız, &#8220;Ben girdim, sizde girin&#8221; diyor. Cumhurbaşkanı ve AB Bakanı yasağı eleştiriyor ama yasak devam ediyor. Ve bu işten en çok  yurttaşlarımız zarar görüyor.  Öte yandan, BTK bu 3-5 video nedeniyle  milyonlarca  videoyu barındıran koca bir kütüphanenin yasaklanmasını,  <strong>Nesne Temelli Filtreleme</strong>  ile en başta engelleyebilirdi; hala da engelleyebilir, ama kılını kımıldatmıyor.</p>
<p><strong>Kültürel Mirasımızı İnternete Taşıyalım !</strong></p>
<p>İnternet haftasında bazı konuları öne çıkartmaya çalışıyoruz. Birinin altını çizmek isterim. Kültürel mirasımızı  İnternete taşıyalım. Bunu her kurumdan, her bireyden isteyelim.  Elimizdeki nesneleri, bir öncelik sırasına  göre sayısallaştıralım ve internete taşıyalım. Bu kapsamdaki  kitapları da  sayısallaştıralım.  En başta baskısı bitmiş, yeniden basılmayacak kitapları aktaralım. Kültür Bakanlığı, MEB, TÜBA ve TÜBİTAK&#8217;ın ellerindeki  satışta olan kitaplarıda sayısallaştırıp, internete aktarmalarını öneriyorum. Hele 1000-2000 tane basılan kitaplarda, telif hakkını yazara verip, bunları geniş kitlelere açmalarını öneriyorum.  Bunu bir pilot proje olarak başlasınlar, sonuçların  olumlu olacağı kanısındayım.</p>
<p><strong>Yönetişim ve Kurumsal yapılanma eksikliği var!</strong></p>
<p>Ülkemizde  İnternet konusunda  en önemli eksiklik dağınıklık ve  yönetişimin eksikliği olduğunu düşünüyorum.  İnternetle  ilgili tüm paydaşları  gerçek bir yönetişim ortamında buluşturan,  yeterli büyüklük, kapasite ve siyasal irade desteğindeki bir yapılanmanın İnterneti çok hızlı büyütüp, toplumsal yarar sağlayacağı kanısındayım.</p>
<p>İnternet, insanlığın gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil etmektedir. İnternet, dünya ile bütünleşmek, AB&#8217;ye girmek isteyen, özgür bireylerin  oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için  vazgeçilemez  bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti  kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.</p>
<p>Doğum günün kutlu olsun İnternet!</p>
<p><strong>İnternet Yaşamdır!<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=86</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnternet Haftası Başlıyor: Delikanlılığa Doğru</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=83</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=83#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 18:28:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[örgütlenme]]></category>
		<category><![CDATA[devekuşu]]></category>
		<category><![CDATA[eylem planı]]></category>
		<category><![CDATA[harakiri]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[internet censor]]></category>
		<category><![CDATA[internet haftası]]></category>
		<category><![CDATA[knowledge society]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[05.04.2010 Türkiye İnterneti 12 nisan pazartesi 18. yaşına giriyor. Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları bunu tüm ülkede İnternet Haftası olarak kutluyor. 5 nisanda başlıyan etkinlikler, pazartesi günü İstanbulda İTO salonlarında doğum günü partisi ile devam ediyor ve 18 nisana kadar sürecek. Biz bu süreyi bir Bilişim ve İnternet Şenliği olarak kutluyoruz Her Türk vatandaşı interneti konuşsun, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>05.04.2010</p>
<p>Türkiye  İnterneti 12 nisan  pazartesi  18. yaşına  giriyor.  Bilişim Sivil Toplum  Kuruluşları bunu  tüm ülkede İnternet Haftası olarak kutluyor. 5 nisanda başlıyan etkinlikler, pazartesi günü İstanbulda  İTO salonlarında doğum günü partisi ile  devam ediyor ve 18 nisana kadar  sürecek. Biz  bu süreyi bir Bilişim ve   İnternet Şenliği olarak kutluyoruz  Her  Türk vatandaşı interneti konuşsun, interneti düşünsün, interneti kullansın ve internet’ten nasıl yararlanabilirim, işimi nasıl geliştiririm, kendimi nasıl geliştirebilirim diye araştırsın isteyoruz.</p>
<p>Dünya,  İnternetin başını çektiği Bilgi Toplumuna  geçişin arayışı içinde.  Bilgi toplumu,   bilim,  teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu,    bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor.   Küçük büyük tüm  ülkeler bütün vatandaşlarını internet okuryazarı yapmaya, ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır.  Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya,  tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya koyulmuşlardır.<br />
İnternet  geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır.  İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde  gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla  teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar.     Dünya  yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle  Sosyal Ağlar, wikipedia,  Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır.</p>
<p>Dünya’da 1,734 milyar internet kullanıcısı,  730 milyon kayıtlı bilgisayar, 192 milyon alan adı,  232 milyon web, 127 milyar civarında web sayfası, 100 milyonlar ölçüsünde  video ve  130 milyon civarında kişisel web/blog olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de ise 26-30 milyon civarında kullanıcı, 3.1 milyon bilgisayar, 215 bin Türkiye içinde, 870 bini Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %27’si interneti düzenli kullanıyor,  %67’i hiç internet kullanmamış Evlerin  %81’inde internet yok. Kadınların %80’i internet kullanmıyor. Bu kırsal kesimde %90&#8242;lar ölçüsünde.  Dünyada günde  250 milyar e-posta gidiyor, bu yılda 90 trilyon demek. Sosyal ağlar,  yurttaş temelli içerik aldı başını gidiyor.  Sosyal ağların %85&#8242;inde kadınlar önde  gidiyor. Facebook&#8217;a kayıtlı kullanıcı sayısı 400 milyonu aştı. Twitter 100 milyon, linkedin 50 milyon civarında. WordPress 10 milyonu aşmış durumda.  Twitter&#8217;da en cok izlenen kişiyi takip eden, 4.25 milyon insan var. Facebook&#8217;ta 500 bin uygulama var. Twitterda günde 25 milyon kısa mesaj var.  Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker&#8217;de 4 milyar foto var. Facebook&#8217;a her ay 2,5 milyan resim yükleniyor.  Her gün 200 milyon facebook kullanıcısı facebook&#8217;a  bağlanıyor. Youtube üzerinde  günde 1 milyar video izleniyor. Video pazaranın %40&#8242;i youtube&#8217;ta. Her dakika  20 saatlik video youtube&#8217;a yükleniyor.  Başkalarının  kendi sayfalarında sunduğu videoların %82&#8242;si youtube yoluyla sunuluyor. </p>
<p>İnternet, hic kimsenin tahmnin edemediği bir şekilde gelişiyor.  Biz arkadan geldiğimiz için işin özünü yakalamıyoruz. Ama,  pek çok kişinin  eğlence ortamı olarak algıladığı  sosyal ağlar, bir tanıtım, örgütlenme, eğitim, pazarlama ve haberleşme, buluşma ortamı olmuştur.  Hiç bir  büyük kurum, devlet, firma, proje buralarda  olmama lüksüne sahip değildir. Bloglar,  kurumlar için bile, hem politikaları açıklama,  kamuoyuna hesab verme, kendini anlatma olmaktadır.   İnternet, bilgiye dayalı,  geniş kitlelerin katılımı ile hayata geçen yeni bir toplum biçiminin nüvesini taşıyor, ortam ve araçlarını sunuyor.  </p>
<p>Ülkemizdeki gelişmeler  mehter yürüyüşünü hatırlatıyor. Ülkemizin bir Bilgi Toplumu stratejisi ve eylem planı var; bu sene süresi bitiyor, eylemlerin çoğu yapılmadı ve işin daha ilginci toplum böyle bir stratejinin varlığının farkında değil. Kamu’da, profesyoneller arasında, üniversitelerde, okullarda, büyük şirketlerde yaygın internet kullanımı var. E-devlet, finans, sağlık, medya gibi başarılı sektörlerimiz var. Ama KOBİ’lerde, tarım sektöründe, kırsal kesimde,  dar gelirli kesimlerde gidecek çok yolumuz var. Ülkemizde, internet konusunda  heyecanlı kesimlerde var, bihaber kesimlerde. Geçikmeli de olsa 3G ülkemizde var,  cep telefonları internete erişim aracı olarak yagınlaşmaya başlamıştır. Ama <strong>Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna döndürdüğünü söyleyebilmek mümkün değil. </strong>Serbestleşmede epey yol aldık gibi, ama  pazar payları epey geri olduğumuzu gösteriyor..  Geniş bant internet  6 milyona ulaştı, ama yeteri kadar yaygın değil ve pahalı.  İnternet ve telekomda KOBI’ler   yaşam savaşı veriyor. Bilişim alanında insan gücü açığı ve açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada.  Ülkemizde internet konusunda bir dağınıklık ve koordinasyonsuzluk söz konusu.</p>
<p> İnternet Yasakları ise ülkemize zarar vermeye, suçsuz vatandaşımızı cezalandırmaya devam ediyor. Donkişot, Devekuşu ve Harakiri ile özetliyebileceğimiz, adaletsizlik, başını kuma gömme ve kendimize zarar vermeye devam ediyoruz.</p>
<p> İnternet, insanlığın gelişme önemli bir aşamayı temsil etmektedir. Gelişme, dünya ile bütünleşmek, AB&#8217;ye girmek isteyen, özgür bireylerin  oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için  vazgeçilemez  bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti  kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.</p>
<p>Doğum günün kutlu olsun İnternet!</p>
<p><strong>İnternet Yaşamdır!<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=83</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgür Yazılım ve Linux  Günleri</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=79</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=79#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 17:43:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[açık-kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[özgür yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[free softeare]]></category>
		<category><![CDATA[linux]]></category>
		<category><![CDATA[opensource]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[03.04.2010 Bilgi Üniversitesi Sayın Özel konuklarımız Matt Zimmerman, Brian King , Leslie Hawtron, Değerli konuklar, konuşmacılarımız, katılımcılar, ve özgür yazılım ve açık kaynak gönüllüleri, sizleri Linux Kullanıcıları Derneği adına saygıyla selamlıyor, ve hepinize Özgür Yazılım ve Linux Günlerine hoş geldiniz diyorum. Bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, ev sahibi Bilgi Üniversitesine, LKD ve Bilgi Universiteden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>03.04.2010   Bilgi Üniversitesi</p>
<p>Sayın Özel  konuklarımız Matt  Zimmerman, Brian King , Leslie Hawtron, Değerli konuklar, konuşmacılarımız, katılımcılar, ve özgür yazılım ve açık kaynak gönüllüleri,  sizleri  Linux Kullanıcıları Derneği adına saygıyla selamlıyor, ve hepinize  Özgür Yazılım ve Linux Günlerine hoş geldiniz  diyorum.  Bu etkinliğin gerçekleşmesinde emeği geçen  herkese, ev sahibi  Bilgi Üniversitesine,  LKD ve Bilgi  Universiteden  organizasyonda çalışan herkese,  Yurtdışından gelen konuşmacılarımıza, yerel  konuşmacılarımıza, bildiri veren, seminer veren,  atölye çalışması örgütleyen, siz  özgür yazılım gönüllülerine,  sponsorlarımıza, Pardus, Novell, Parkyerine  çok teşekkür ederiz.</p>
<p>LKD 2002&#8242;de  Linux ve Özgür Yazılım Şenliğine başladı.  Bilgi Üniversitesi de  2003 &#8216;de Özgür Yazılım ve Açık Kaynak günlerine başladı.  Bilgi  Üniversitesi,  Özgür Yazılıma kurumsal olarak  destek veren  ilk üniversitedir.  Kelimenin geniş anlamında  Linux, Özgür Yazılım, ve Açık Kaynak&#8217;a sıucak bakan, kullanan, bir şekilde destek olan üniversite oldukça fazladır.  Bunlar arasında  kurumsal  destek sağlamaya yönelik çabalar olsada, Bilgi  Üniversitesi düzeyine gelen bir üniversite yoktur. Bu bakımdan  Chris ve ekibini  tebrik etmek isterim, bu liderlik yarışını kaptırmamak için daha büyük  hamleler  bekleriz.</p>
<p>LKD ve Bilgi Üniversitesi bağımsız etkinliklerimiz süresinde dayanışma içindeydik.  LKD,  Özgür yazılım ve Açık Kaynak Günlerinin hep parçası olmuştur.  Son 2 yılda,  2 kurumda  en önemli  etkinliklerini  birlikte yapmaya karar vermiş, ve  yeni bir ad altında sürdürmeyi kararlaştırmıştır. İleride, her kurum kendi bağımsız  etkinliklerini  yapsada,  bu dayanışma ve birlikte  çalışma alışkanlığı devam etmelidir  diye düşünüyorum.</p>
<p>LKD 2000 yılında  dernek olarak hayata geçsede  1993 yılından itibaren bir topluluk olarak  oluşmaya  ve Özgür Yazılım ve Linux&#8217;un bayraktarlığını yapmaya çalışmıştır.   Bugün LKD,  Linux ve özgür yazılımda temel örgüt, bir başvuru kaynağı,  her türlü çabanın  destekçisi  olmaya çaba harcamaktadır. LKD,  özgür yazılım gruplarına ve  örgütlerine destek olmaya, onlarla dayanışma içinde olmaya özen göstermektedir.</p>
<p>LKD bunu yaparken,  sekter olmaktan kaçınmakta, toparlayıcı, ve tabir uygunsa, ülkenin bu konularda  öncü kurumlarından biri olmak,  toplumun Entektüel Lideri  olmak istemektedir.</p>
<p>Bu etkinlik,  bir yandan  özgür yazılım gönüllülerini  biraraya getiren  sosyal bir etkinlik;  bilgi ve deneyimlerin paylaşıldığı, yeni şeylerin  öğrenildiği bir eğitim ortamı; ve ülkenin, bilişime ilgili politikalarının tartışıldığı bir tartışma,  taleplerimizi dile getirdiğimiz, kelimenin geniş anlamında bir politika üretme ortamıdır.</p>
<p>Bu kapsamda ülkemizin bilişim ve özellikle özgür yazılıma bakışı ve bu konuda bizim taleplerimiz  ve  ödevlerimiz hakkında birkaç söz söylemek isterim. Bizce,  insanlık  Bilgi  Toplumuna  geçişin sancılarını çekiyor.  Bilişim, bu  dönüşümün çok önemli bir etkeni, ve özgür yazılımlar ve açık kaynak kodu bunun çok önemli  bir bileşenidir.</p>
<p>Bu nedenle biz,  özgür yazılım, Linux ve açık kaynak yazılımlarını ülkemiz için hayati önemde görürüz.  Özgür yazılımlar, ülkede bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz. Özgür yazılımlar,  yazılım masraflarında tasarrufun yanında,  donanımın etkin ve uzun ömürlü kullanma,  cep telefonundan,  süperbilgisayar, masaüstünden  uydu sistemlerine,  her yerde kullanılabilecek kalitede, kullanıcıya  özgürlük ve fayda sağlayan yazılımlardır.</p>
<p><strong>Özgür Yazılıma  Eşit Şans Tanıyın!<br />
</strong></p>
<p>Biz  özgür yazılım  dünyası, kamu yönetiminden ve toplum önderlerinden  özgür yazılıma eşit sans verilmesini talep ediyoruz. Bu  eğitim, ihale, servis  gibi her boyutta  olmalıdır. Kamu yönetimi  tekelleri  empoze etmeye çalışmamalıdır.</p>
<p>En temel nokta,  bilgisayarı yeni öğrenen kişilere,  bilişim eğitimi adına tekelin bağımlısı  yaratılmaya çalışılmasıdır.  Kamu eğitiminin marka  değil kavram eğitimi olması  şarttır. İlkokuldan başlıyarak her kademede  öğrenci özgür yazılımlarla tanışşın; özgür olan ve olmayan yazılımlarla birlikte çalışabiliyor bir konumda  olsun istiyoruz. İlköğretimin dışında,  Bilgisayar Liseleri,  Bilgisayar  Meslek Liseleri de  Özgür yazılıma eşit sanş vermelidir.</p>
<p> En basitinden kamu weblerinin ve  kamuya hizmet eden firmarının  weblerinin,  tekelin  tarayıcısına  göre değil, W3C  standartlarına göre yapılması gerekir.  Bunun gibi basit  bir başka konu ise alınan yeni  bilgisayarlarda,  tekelin işletim sistemin alınma  zorunluluğu idi.  Bir üyemizin  itirazı  tüketici mahkemesince haklı bulundu. Ama, Tekelin normal yasal süreçler yerine,  lobi faaliyetleri ile, bu temel hakkı  elimizden almak için adalet bakanlığınını devreye sokma  çabası söz konudur.</p>
<p> Kamu ihalelerinde marka ve ürün belirtilmesinin önüne geçilmesini istiyoruz.  Özgür yazılıma  ve ona  destek verenlere   adil rekabet koşulları içinde eşit sans verilmelidir.</p>
<p><strong>Ödevlerimiz</strong></p>
<p> İsteklerimizin hayata geçmesi,  biz  özgür yazılım gönüllüleri ve dostlarının  örgütlü mücadelesinden geçmektedir. Bizlerin, bıkmadan, yılmadan mücadeleye devam etmesi gerekmektedir.  Uygun  ekosistemler geliştirmeyi hedeflemeli, ortak aklımızı oluşturmaya, katılımcı bir şekilde çalışmaya çaba harcamalıyız.</p>
<p>Kamu yönetimleri ile  diyalog çabasına  girmeliyiz.  Onları dışlamadan, iş birliğine teknik sorunları birlikte  çözüm bulmaya zorlamalıyız.</p>
<p>Başta  Üniversiteler olmak üzere  Bilgisayar/bilişim eğitimi alanlara  öncelik vererek, onların özgür yazılımla  ellerini kirletmelerini sağlamalıyız.  Bu eğitimler için pilot çalışmalara destek olmak, alternatif  ders notları oluşturulmasına  katkıda bulunmalıyız.</p>
<p>Öğretmenler,  ve Formatör öğretmenlere  yönelik çabalara  destek olmalıyız.</p>
<p>Ülkedeki  özgür yazılımla ilgili  gelişmeleri izlemeli,  ve yıllık rapor yayınlamalıyız. Bu rapor hem bir yılın değerlendirmesini sunmalı, sorunları ve çözüm önerilerini kamuoyunun  dikkatine sunmalıdır.</p>
<p>Açık Kaynak, özgür yazılım ve etrafındaki konular sadece bilişimcilerin, bilgisayarcıların konuları değildir. Ekonomistleri, sosyalogları, psikologları ve kamu yönetimini ve siyaseti bu konuların içine çekmeliyiz.</p>
<p>Açık Kaynak, ve Özgür yazılım  İnternet sayesinde gelişti.  İnterneti  çalıştıran yazılımları sağlamanın ötesinde İnsanlığın gelişmesinde benzeri gelişmelere ham vermekte, onlara yazılımlarla destek olmaktadır.  Açık Erişim, Açık Ders Malzemeleri, Açık Donanım,  Open Street Map, Wikipedia gibi projelerdir.</p>
<p>Açık Kaynak Bildirgesinde dendiği gibi:</p>
<p><strong>Türkiye Bilişimle, Bilişim Açık Kaynakla Kalkınır!</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=79</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=72</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=72#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 09:33:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[The Public Domain Manifesto &#8211; Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu, Avrupa Kamusal Bilgi Alanı Tematik Ağı COMMUNIA bağlamında hazırlanmıştır. Manifestonun aslı http://www.publicdomainmanifesto.org/ adresindedir. Ceviri listesi ve Türkçe çevirisi pdf formatinda http://www.publicdomainmanifesto.org/node/9 http://www.publicdomainmanifesto.org/sites/www2.publicdomainmanifesto.org/files/ Public_Domain_Manifesto_tu.pdf adresindedir. Önsöz Kitap, yalnızca bir kitap olarak yazara aittir, ama düsünce olarak –kelimeler o kadar engin degildir- insanlıga aittir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>The Public Domain Manifesto &#8211; Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu</p>
<p>Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu, Avrupa Kamusal Bilgi Alanı Tematik Ağı COMMUNIA bağlamında hazırlanmıştır. Manifestonun aslı http://www.publicdomainmanifesto.org/ adresindedir.  Ceviri  listesi ve Türkçe çevirisi pdf formatinda http://www.publicdomainmanifesto.org/node/9</p>
<p>http://www.publicdomainmanifesto.org/sites/www2.publicdomainmanifesto.org/files/</p>
<p>Public_Domain_Manifesto_tu.pdf  adresindedir.</p>
<p><strong>Önsöz</strong></p>
<blockquote><p>Kitap, yalnızca bir kitap olarak yazara aittir, ama düsünce olarak –kelimeler o kadar engin degildir- insanlıga aittir. Bütün zihinler bunda söz sahibidir. Eger yazarın hakkı ve insan ruhunun hakkı olmak üzere iki haktan biri feda edilecek olsaydı, yazarın hakkının feda edilmesi gerekirdi, çünkü bizim tek önceligimiz halkın çıkarıdır ve halkın çıkarı her seyden önce gelmelidir. (Victor Hugo,<em> Discours d’ouverture du Congrès littéraire international de 1878, 1878)</em></p>
<p>&#8220;Pazarlarımız, demokrasimiz, bilimimiz, ifade özgürlügü geleneklerimiz ve sanatımız, telif haklarıyla korunan bilgi malzemelerinden çok, kullanımı serbest malzemelerden olusan bir Kamusal Bilgi Alanı’a muhtaçtır. Kamusal Bilgi Alanı, iyi olan ne varsa telif hakkı koruması altına alındıktan sonra geriye kalan ise yaramaz artıklardan ibaret degildir. Kamusal Bilgi Alanı, kültürümüzün yapı taslarını çıkardıgımız yerdir. O, aslında, kültürümüzün büyük bir parçasıdır.” (James Boyle, <em>The Public Domain, s.40f, 2008</em>)</p></blockquote>
<p>Kamusal Bilgi Alanı, telif hakkı koruması altında olmadığı için ya da telif hakkı sahipleri bu engelleri kaldırmaya karar verdiği için, genellikle telif hakkı korumasına tabi kullanım ya da yeniden kullanıma ilişkin bütün kısıtlamaların kaldırıldığı bilgi sermayesidir. Paylaşılan bilgilerimizle ve kültürümüzle ifade edilen, öz-anlayışımızın temelidir. Yeni bilgilerin ve yeni kültürel eserlerin ham maddesidir.<br />
Kamusal Bilgi Alanı, bu hammaddelerin neredeyse sıfıra yakın yeniden üretim maliyeti ile kullanılabilmesini ve toplumun bütün üyelerinin bu hammaddeyi geliştirebilmesini sağlayan koruyucu bir işleyiş rolünü üstlenir. Sağlıklı ve etkin bir Kamusal Bilgi Alanının varlığı, toplumlarımızın sosyal ve ekonomik refahı için son derece gereklidir. Kamusal Bilgi Alanı, eğitim, bilim, kültürel miras ve kamusal bilgiler alanında önemli bir rol oynamaktadır. Sağlıklı ve etkin bir Kamusal Bilgi Alanı, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 27. Maddesi, 1. Fıkrasında yer alan ilkelerden (“Herkes, topluluğun kültürel faaliyetine serbestçe katılmak, güzel sanatları tatmak, ilim sahasındaki ilerleyişe iştirak etmek ve bundan faydalanmak hakkını haizdir.”) dünyadaki herkesin yararlanabilmesini sağlamak için gerekli ön koşullardan birini oluşturmaktadır.</p>
<p>Sayısal ağ tabanlı bilgi toplumu, Kamusal Bilgi Alanı Kamusal Bilgi Alanı konusunu, telif hakları tartışmasının ön saflarına taşımış bulunmaktadır. Kamusal Bilgi Alanı korumak ve güçlendirmek için, bu gerekli kaynağın yapısı ve görevi hakkında sağlam ve çağdaş bir anlayış geliştirmemiz gerekmektedir. Bu Kamusal Bilgi Alanı Manifestosu, Kamusal Bilgi Alanı kavramını tanımlamakta ve<br />
21. yüzyılın başlangıcında sağlıklı bir Kamusal Bilgi Alanı için gerekli ilkeleri ve kuralları ana hatlarıyla özetlemektedir. Bu manifestoda Kamusal Bilgi Alanı, diğer fikri mülkiyet hakları hariç olmak üzere (patent ve ticari marka gibi) yalnızca telif hakları kanunu bağlamında değerlendirilecek ve telif hakları kanunu ise telif hakları kapsamındaki ekonomik ve manevi haklar ile (komşu haklar ve veritabanı<br />
hakları da dahil olmak üzere) diğer ilişkili hakları kapsayacak şekilde en geniş açıdan anlaşılmalıdır. Bu nedenle bu belgenin geri kalanında, telif hakları, bu hakların hepsini kapsayan genel bir terim olarak kullanılacaktır. Bunun yanı sıra, “eserler” terimi, veri tabanları, gösteriler ve kayıtlar da dahil olmak üzere yukarıda tanımlanan ve telif hakları kapsamında korunan bütün materyalleri kapsamaktadır. Aynı şekilde “yazar” terimi de, fotoğrafçıları, prodüktörleri, yayıncıları, ressamları ve oyuncuları içine almaktadır.</p>
<p>       <center>               <strong>The Public Domain Manifesto</strong> </center></p>
<p><strong>21.Yüzyılda Kamusal Bilgi Alanı</strong></p>
<p>Bu Manifesto’da dile getirilen ve amaçlanan, Kamusal Bilgi Alanı, telif hakkı koruması olmadan kullanılabilen kültürel malzemeler olarak tanımlanmaktadır. Resmen Kamusal Bilgi Alanında yer alan eserlere ek olarak, pek çok açıdan Kamusal Bilgi Alanı gibi işleyen özel olarak oluşturulmuş bir ortak alan yaratılarak cömert koşullar altında bireyler tarafından gönüllü olarak paylaşılan çok değerli eserler de vardır. Ayrıca, bireyler, adil ve dürüst kullanım ve telif hakları içersinde yeralan istisnalar ve kısıtlamalar ile telif haklarıyla korunan pek çok eseri de kullanabilmektedir. Kendi kültürümüze ve kültürel mirasımıza erişimi arttıran bu kaynakların hepsi son derece önemlidir ve toplumun, paylaşılan bilgilerimiz ve kültürümüzden tam olarak faydalanabilmesi için hepsinin etkin bir biçimde korunması gerekmektedir.</p>
<p><strong><br />
Kamusal Bilgi Alanı</strong></p>
<p>Yapısal Kamusal Bilgi Alanı, Kamusal Bilgi Alanı kavramının özünü oluşturur ve mevcut kanunlar tarafından getirilen telif hakkı kısıtlamaları olmadan kullanılabilen paylaşılmış bilgilerimiz, kültürümüz ve kaynaklarımızdan oluşur. Yapısal Kamusal Bilgi Alanı, özellikle iki farklı malzeme ya da eser sınıfından oluşmaktadır:</p>
<blockquote>
<ol>
<li>Telif hakları koruması sona ermiş yazarların eserleri. Telif hakkı, yazarlara tanınan geçici bir haktır. Bu geçici koruma sona erdiğinde, bütün yasal sınırlamalar da ortadan kalkar. Bazı ülkelerde bu durum yazarın daimi manevi haklarına bağlı olarak değişir.
<li> Telif hakkı korunması altında olmayan temel ortak bilgi alanı. Özgün eser olarak<br />
değerlendirilmediği için telif hakkıyla korunmayan eserler veya bu tür bir korumadan<br />
hariç tutulmuş eserler (örneğin bir eserde nasıl tanımlandığına, açıklandığına, anlatıldığına veya işlendiğine bakılmaksızın, veriler, gerçekler, fikirler, prosedürler,<br />
süreçler, sistemler, operasyon yöntemleri, kavramlar, prensipler ve/veya keşifler ile<br />
yasalar ve adli ve idari kararlar). Temel ortak alan, toplumlarımızın işleyişinin kısıtlı bir süre için de olsa herhangi bir şekilde yasal sınırlamalar altında ezilmesinin engellenmesi açısından çok önemlidir.
</ol>
</blockquote>
<p>Yapısal Kamusal Bilgi Alanı, telif haklarıyla korunan yazarların haklarına zaman içinde bir denge getirmiştir ve toplumlarımızın kültürel belleği ve bilgi tabanı için gereklidir. 20. Yüzyılın ikinci yarısında, burada belirtilen iki unsur, telif hakkı süresinin uzatılması ve yasal koruma amaçlı telif hakkı korumasına benzer yeni rejimlerin getirilmesi nedeniyle giderek zorlanmıştır.</p>
<p>                <strong>   Gönüllü Ortak Alanlar ve Kullanıcı Yetkisi</strong></p>
<p>Kamusal Bilgi Alanının yapısal temeline ek olarak, bireylerin telif hakkı koruması altında olan eserlerle serbestçe etkileşim içine girebilmesini sağlayan başka önemli kaynaklar da vardır. Bu kaynaklar, telif haklarının, toplumun belli ihtiyaçlarına ve yazarların gönüllü tercihlerine müdahale etmesini engellemeyecek, mevcut kültür ve bilgilerimiz için bir “nefes alma alanı”nı temsil eder. Bu kaynaklar,<br />
telif haklarıyla korunan eserlere erişimi arttırırlarken, bazıları bu erişimi, belli kullanım biçimleri için koşullara bağlı hale getirmekte veya belli kullanıcı sınıflarının erişimini kısıtlamaktadır:</p>
<blockquote><ol>
<li> Hak sahiplerince gönüllü olarak paylaşılan eserler. Yaratıcılar, eserlerinin kullanımına ilişkin kısıtlamaları ya kendileri ücretsiz lisans vererek ya da eserlerini başkalarının da hiçbir kısıtlama olmadan kullanabilmesi için diğer yasal araçlardan faydalanarak veya eserlerini Kamusal Bilgi Alanında sunarak kaldırabilirler. Ücretsiz lisanslama tanımları için, ücretsiz yazılımların tanımına<a href="http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.html"> http://www.gnu.org/philosophy/free-sw.html</a> adresinden, ücretsiz kültürel eserlerin tanımına http://freedomdefined.org/Definition adresinden ve açık bilgi tanımına http://opendefinition.org/1.0/ adresinden ulaşabilirsiniz.
<li> Adil ve dürüst kullanma, telif haklarına getirilen istisnalar ve kısıtlamalar sonucu<br />
oluşturulmuş kullanıcı yetkileri. Bu yetkiler, Kamusal Bilgi Alanının ayrılmaz bir<br />
parçasıdır. Bunlar, temel sosyal kurumların düzgün işlemesini sağlayarak ve özel<br />
ihtiyaçları olan bireylerin sosyal katılımına olanak vererek paylaşılan kültürümüze ve<br />
bilgilerimize yeterince erişebilmelerinin mümkün olmasını sağlar.
</ol>
</blockquote>
<p>Kamusal Bilgi Alanı, eserlerin gönüllü paylaşılması, adil ve dürüst kullanma ve telif hakları içersinde getirilen istisnalar ve kısıtlamaların hepsi, tüm toplumun yararlanması için yenilik ve kültürel katılıma olanak vermek amacıyla, herkesin paylaşılan kültüre ve bilgilere erişebilmesini sağlamak için önemli katkılarda bulunur. İşte bu nedenle Kamusal Bilgi Alanın hızlı teknolojik ve sosyal değişimlerin<br />
yaşandığı bu dönemdeki kilit rolünü yerine getirmeye devam edebilmesi için her iki biçiminde de varlığını etkin biçimde sürdürmesi önemlidir.</p>
<p><strong>Genel İlkeler</strong></p>
<p>Hızlı teknolojik ve sosyal değişimlerin yaşandığı bir dönemde, Kamusal Bilgi Alanı, kültürel katılım ve sayısal yenilik alanında temel bir görevi yerine getirmektedir ve bu nedenle Kamusal Bilgi Alanının varlığı etkin bir biçimde sürdürülmelidir. Kamusal Bilgi Alanın etkin bir biçimde sürdürülebilmesi için bir dizi genel ilkenin göz önünde bulundurulması gerekir. Aşağıdaki ilkeler, Kamusal Bilgi Alanına dair anlamlı bir anlayış geliştirip bunu sürdürmek ve Kamusal Bilgi Alanının ağ tabanlı bilişim toplumunun teknolojik ortamında düzgün şekilde işlemeye devam edebilmesini sağlamak için gereklidir. Yapısal Açık Alan’a ilişkin genel ilkeler şunlardır:</p>
<blockquote>
<ol>
<li><strong> Kamusal Bilgi Alanı, genel düzendir, telif hakkı koruması istisnadır</strong>: Telif hakları koruması yalnızca özgün ifade biçimlerine sağlandığı için, dünya genelinde herhangi bir zamanda üretilen verilerin, bilgilerin ve fikirlerin pek çoğu Kamusal Bilgi Alanı’a aittir. Telif hakkı koruması kapsamına girmeyen bilgilere ek olarak, Kamusal Bilgi Alanı, telif hakkı koruması biten eserler ile de her sene genişlemektedir. Telif hakkı koruması için aranan şartlar ve telif hakları korumasının sınırlı süresinin birleşik uygulaması, Kamusal Bilgi Alanının zenginliğine katkıda bulunarak, paylaşılan kültürümüze ve bilgimize erişimi sağlamaktadır.
<li> <strong>Telif hakkı koruması, yazarın fikri emeğinin korunması ve ödüllendirilmesi ile kültürün ve bilginin yayılmasında kamu çıkarının gözetilmesi arasında makul bir uzlaşmaya varılıncaya kadar geçerli olmalıdır</strong>. Ne yazar açısından ne de halkın geneli açısından fazla uzun süreli telif hakkı korumasını makul gösterebilecek hiçbir (tarihsel, ekonomik, sosyal ya da başka herhangi bir) geçerli sav bulunmamaktadır. Yazarlar, fikri emeklerinin meyvesini almalı, ancak halk da, bu eserleri serbestçe kullanabilmekten uzun yıllar boyunca mahrum edilmemelidir.
<li> <strong> Kamusal Bilgi Alanında olan Kamusal Bilgi Alanında kalmalıdır.</strong> Eserlerin teknik kopyaları üzerinde münhasır kontrol talep ederek veya bu tür eserlerin teknik kopyalarına erişimi kısıtlayan teknik koruma önlemleri kullanılarak Kamusal Bilgi Alanında yer alan eserler üzerinde tekrar münhasır kontrol kurulmamalıdır.
<li><strong> Kamusal Bilgi Alanı’da yer alan bir eserin sayısal kopyasının yasal kullanıcısı, bu tür eserleri serbestçe (yeniden) kullanma, kopyalama veya değiştirme hakkına sahip olmalıdır.</strong> Bir eserin Kamusal Bilgi Alanında yer alıyor olması, o eserin halka açık olması gerektiği anlamına gelmez. Kamusal Bilgi Alanında yer alan fiziki eserlerin sahipleri, bu tür eserlere erişimi kısıtlama hakkına sahiptir. Ancak bir esere erişim hakkı verildikten sonra, bu tür eserlerinyeniden kullanılması, değiştirilmesi veya çoğaltılmasına ilişkin herhangi bir yasal kısıtlama<br />
olmaması gerekir.</p>
<li><strong> Kamusal Bilgi Alanındaki eserlere erişimi ve bu eserlerin yeniden kullanılmasını sınırlayan sözleşmeler ve teknik koruma önlemlerinin yaptırımı olmamalıdır.</strong> Bir eserin Kamusal Bilgi Alanında olması, o eseri yeniden kullanma, değiştirme ve çoğaltma hakkını garanti altına alır. Buna adil ve dürüst kullanım ile istisnalar ve kısıtlamalardan doğan kullanıcı yetkileri de dahildir. Böylelikle, bu hakların sözleşmelerle veya teknik araçlarla kısıtlanmaması sağlanır.
</ol>
</blockquote>
<p>Ayrıca, yukarıda tanımlanan gönüllü ortak alan ve kullanıcı yetkilerinin özünde aşağıdaki ilkeler yer alır:</p>
<blockquote>
<ol>
<li> <strong>Telif haklarından gönüllü olarak feragat edilmesi ve telif haklarıyla korunan eserlerin paylaşılması, telif hakkı münhasiriyeti kapsamındaki yasal uygulamalardır. </strong> Eserlerinin telif haklarıyla korunması hakkına sahip pek çok yazar, bu hakları bütünüyle kullanmayı tercih etmemekte veya bu haklardan tümüyle feragat etmek istemektedir. Bu tür eylemler gönüllü olduğu sürece, telif hakkı münhasiriyeti kapsamındaki yasal uygulamalardır ve bunlar, hiçbir kanun, tüzük ya da manevi haklar da dahil olmak üzere başka hiçbir işleyiş aracılığıyla engellenmemelidir.
<li> <strong>Telif hakları ve kamu çıkarı arasındaki temel dengenin etkinliğini sağlamak için adil ve dürüst kullanım ve telif istisnaları ve kısıtlamalar etkin bir şekilde sürdürülmelidir.</strong> Bu işleyişler, mevcut telif hakları sistemi içerisinde nefes alacak bir alan oluşturan kullanıcı yetkilerini yaratır. Gerek teknolojik gerekse sosyal değişikliklerin söz konusu hızı göz önünde bulundurulduğunda, bu işleyişlerin temel sosyal kurumların işlerliğini ve özel<br />
ihtiyaçları olan insanların sosyal katılımını sağlayabilmeye devam edebilmeleri önemlidir. Bu nedenle adil ve dürüst kullanım ve telif haklarına getirilen istisnalar ve kısıtlamalar, doğası itibariyle evrimsel olarak yorumlanmalı ve kamu çıkarına göre sürekli olarak uyarlanmalıdır.
</ol>
</blockquote>
<p>Bu genel ilkelere ek olarak, Kamusal Bilgi Alanına ilişkin bir dizi başka konunun da derhal ele alınması gerekmektedir. Aşağıdaki öneriler, Kamusal Bilgi Alanını korumayı ve Kamusal Bilgi Alanı uygulamasının anlamlı bir şekilde sürdürülebilmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu öneriler, telif hakları konusunun geneli için geçerli olmakla birlikte, özellikle eğitim, kültür, kültürel miras ve bilimsel araştırmalar alanına ilişkindir.</p>
<p><strong>Genel Öneriler</strong></p>
<blockquote>
<ol>
<li><strong> Telif hakkı koruma süresi kısaltılmalıdır.</strong> Telif hakkı koruma süresinin aşırı uzun oluşu ve formalite eksikliği, paylaşılan bilgilere ve kültüre erişim için son derece zararlıdır. Üstelik, bu uygulama sonucunda ne yazarların kendi kontrolleri altında olan ne de Kamusal Bilgi Alanının bir parçası olabilen ve her iki şekilde de kullanılamayan “yetim eser” sayısı artar. Bu nedenle, yeni eserler için, telif hakkı korumasının süresi, daha makul bir süreye çekilmelidir.
<li> <strong>Telif hakkı korumasının kapsamı üzerinde yapılacak her değişikliğin<br />
Kamusal Bilgi Alanı üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulmalıdır (korunma altına<br />
alınabilecek konular-eserlere ilişkin yeni tanımlar veya münhasır hakların genişletilmesi de dahil olmak üzere</strong>). Telif hakkı korumasının kapsamında yapılacak herhangi bir değişiklik, halihazırda koruma altında olan eserleri de kapsayacak şekilde geriye dönük olarak uygulanmamalıdır. Telif hakkı, paylaşılan kültür ve bilgilerimizin Kamusal Bilgi Alanında yer alabilmesini sınırlı bir süre için engelleyen bir istisnadır. 20. Yüzyılda telif haklarının kapsamı, telif haklarını elinde tutan küçük bir sınıfın çıkarlarını gözetmek için kamu çıkarının pahasına önemli ölçüde genişletilmiştir. Bunun sonucunda, paylaşılan kültür ve bilgilerimizin büyük çoğunluğu, telif hakkı ve teknik kısıtlamaların arkasında hapsolmuştur. Bu durumun en azından daha da kötüleşmesine engel olunmalı ve gelecekte olumlu bir yaklaşımla iyileştirilmesine çalışılmalıdır.</p>
<li> <strong> Bir eserin, yaratıldığı ülkede yapısal Kamusal Bilgi Alanına dahil edilmesi uygun görülmüşse, bu eserin dünyadaki diğer bütün ülkelerde de yapısal Kamusal Bilgi Alanının bir parçası olarak kabul edilmesi gerekir</strong>. Bir ülkede bir eser, özgünlük koşulunu yerine getiremediği için ya da telif hakkı koruma süresi dolduğu için telif hakkı kapsamına girmiyorsa ve bu nedenle de telif hakkı korumasından yararlanamıyorsa, bu materyali yapısal Kamusal Bilgi Alanından çıkarabilmek amacıyla, başka bir ülkede aynı eser için telif hakkı koruması talep etmek (yazar da dahil olmak üzere) hiç kimse için mümkün olmamalıdır.
<li><strong> Kamusal Bilgi Alanına ait eserlere el koymak için yapılan her hangi bir kötü niyetli veya yanıltıcı girişim yasalarla cezalandırılmalıdır.</strong> Kamusal Bilgi Alanının bütünlüğünü korumak ve Kamusal Bilgi Alanına ait eserlerin kullanıcılarını, doğru olmayan, aldatıcı beyanlardan korumak için, Kamusal Bilgi Alanına ait eserler üzerinde münhasır hak talep etmek amacıyla gerçekleştirilen her türlü sahte ve yanıltıcı girişim, yasadışı ilan edilmelidir.
<li> <strong>Kamusal Bilgi Alanına ait eserler üzerinde yeniden münhasır hak sahibi olmak için başka hiçbir fikri mülkiyet hakkı kullanılmamalıdır.</strong> Kamusal Bilgi Alanı, telif hakkı sisteminin iç dengesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu iç denge, telif hakkının haricinde kalan yönetmelikler aracılığıyla söz konusu eserler üzerinde münhasır bir hak iddia etmek veya hak sahibi olmak için yapılan girişimlerle bozulmamalıdır.
<li><strong> “Yetim eserleri” ve artık ticari olarak elde edilemeyen basılı eserleri (örn, baskısı tükenmiş eserler gibi) toplum tarafından yeniden kullanılabilir hale getirmenin pratik ve etkili bir yolu olması gerekir.</strong> Telif hakkı korumasının kapsamı ve süresinin genişletilmesi ve yabancı eserlere ilişkin formalitelerin yasaklanması, ne kendi yazarlarının kontrolü altında olabilen ne de Kamusal Bilgi Alanına dahil olabilen çok sayıda yetim eser yaratmıştır. Mevcut yasalar nedeni ile bu eserlerin, ne kendi yazarlarına ne de topluma bir yarar sağlayamadığı göz önünde bulundurulursa, bu eserlerin bir bütün olarak yeniden toplum tarafından verimli bir şekilde kullanılabilir hale getirilmesi gerekir.
<li><strong> Kültürel mirastan sorumlu kurumlar, Kamusal Bilgi Alanı eserlerinin etkin bir şekilde etiketlenmesi ve korunması için özel bir sorumluluk üstlenmelidir.</strong> Kâr amacı gütmeyen kültürel mirastan sorumlu kurumlar, yüzyıllardır paylaşılan bilgi ve kültürümüzü korumakla görevlendirilmişlerdir. Bu görevin bir parçası olarak, bu kurumlar, Kamusal Bilgi Alanına ait eserleri etiketleyerek, koruyarak ve ücretsiz olarak kullanılabilmeleri için tüm topluma sunmalıdırlar.
<li> <strong>Eserlerin gönüllü paylaşımını veya Kamusal Bilgi Alanına dahil edilmesini engelle herhangi bir yasal engel olmamalıdır.</strong> Her iki seçenek de telif hakkı korumasının getirdiği münhasır hakların yasal uygulamaları olup, temel kültürel ürünleree bilgilere erişim sağlanması ve yazarların isteklerine saygı duyulması açılarından büyük önem taşımaktadır.
<li> <strong>Telif hakkıyla korunan eserlerin ticari amaçlı olmayan kişisel kullanımı mümkün kılınmalı ve bu amaçlı kullanım için yazara sağlanabilecek alternatif tazminat yöntemleri araştırılmalıdır</strong>. Her ne kadar eserlerin ticari bir amaç gütmeden, kişisel amaçlı kullanımı bireylerin kendi kişisel gelişimleri için gerekli olsa da, telif hakları içersinde yeni kısıtlamalar ve istisnalar belirlenirken ya da geçmiş kısıtlamalar ve istisnalar değiştirilirken yazarların konumunu da göz önünde bulundurmak gereklidir.
</ol>
</blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=72</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AB10 Açılış Konuşması: İnternetden Korkmayın!</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=68</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=68#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2010 11:53:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>
		<category><![CDATA[3 vuruş]]></category>
		<category><![CDATA[özgür yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[devekuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Donkişpt]]></category>
		<category><![CDATA[enformatik]]></category>
		<category><![CDATA[fikri haklar]]></category>
		<category><![CDATA[harakiri]]></category>
		<category><![CDATA[informatics]]></category>
		<category><![CDATA[information society]]></category>
		<category><![CDATA[intenret yasakları]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[internet cencor sansür ifade özgürlüğü özgürlük]]></category>
		<category><![CDATA[internet censor]]></category>
		<category><![CDATA[knowledge economy]]></category>
		<category><![CDATA[knowledge society]]></category>
		<category><![CDATA[temel bilişim eğitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Valim, Sayın Rektörüm, Değerli Konuklar, Sayın Katılımcılar, Sayın Basın Mensupları, Bizi İnternetden izleyen tüm dünyaya yayılmış Netdaşlarım, Hepinize XII. Akademik Bilişim Konferansına, AB10 yürütme kurulu adına Muğla&#8217;ya, ülkemizin önemli bir turizm merkezine, genç Muğla Üniversitesine hoş geldiniz diyorum. Dilerim, bu konferansta Muğla ve yöresinde bir Bilişim Fırtınası estirir, Muğla&#8217;nın bir bilim, teknoloji ve bilişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Valim, Sayın Rektörüm, Değerli Konuklar, Sayın Katılımcılar, Sayın<br />
Basın Mensupları, Bizi İnternetden izleyen tüm dünyaya yayılmış<br />
Netdaşlarım, Hepinize XII. Akademik Bilişim Konferansına, AB10 yürütme<br />
kurulu adına Muğla&#8217;ya, ülkemizin önemli bir turizm merkezine, genç Muğla<br />
Üniversitesine hoş geldiniz diyorum. Dilerim, bu konferansta Muğla ve<br />
yöresinde bir Bilişim Fırtınası estirir, Muğla&#8217;nın bir bilim, teknoloji<br />
ve bilişim merkezi olma çabasına bir ivme verir.</p>
<p>Bu konferansın gerçekleşmesinde pek çok kişinin emeği, sabırla verilmiş<br />
uzun saatleri vardır. Başta Rektörümüz Şener Oktik olmak üzere tüm yerel<br />
komite üyelerine, gönüllülere, tüm Muğla ekibine, bildiri veren, seminer<br />
veren, oturum yöneten herkese, siz katılımcılara yürütme kurulu adına<br />
teşekkür ederiz. Sponsorlarımıza, / HP, İnfoTürk, //Microsoft, Netcom,<br />
Trend Micro, Servus, Anka Aktif, Bekdata, Beyaz Bilişim, Bilgi Sistem,<br />
Bilkom, Bilmax, Biltam, CSN, Datasec, İnfonet, İntron, Kion, Komtera,<br />
Lexmark, Microbeta, Multinet, Sentio, Sonicwall, Sun, Targe Elektronik,<br />
Türk Telekom, Vasco, Vistra, Yıldız Bilgisayar , Yönsis/&#8217;e, konferansı<br />
canlı yayınlayan Zeitin ve EMO&#8217;ya destekleri için teşekkür ederiz.</p>
<p><strong>Akademik Bilişim Konferansı Neyi Amaçlıyor ?</strong></p>
<p>İnsanlık yeni bir toplum biçimine geçişin sancılarını ve çalkantılarını<br />
yaşamakta. Bir yanda gelişmiş &#8220;Globalleşme/Düzleşme&#8221; ve &#8220;Bilgi<br />
Çağı/Bilgi Toplumu&#8221;, diğer yandan da açlık, sefalet ve hastalıklara terk<br />
edilmiş kıtalar. Bu durumu tetikleyen en önemli etken, bilim ve<br />
teknolojideki gelişmelerdir. Bilgi ve iletişim teknolojileri ise bilim<br />
ve teknolojideki gelişmeler arasında özel bir yere sahiptir. İnternet<br />
çerçevesinde somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, bilim<br />
ve teknoloji ile sarmal bir şekilde birbirini etkilemekte,<br />
üniversitelerin konumunu; ar-ge, inovasyon, ömür boyu eğitim gibi<br />
kavramlar ve genetik mühendisliği, nano teknolojiler, uzay teknolojileri<br />
gibi bazı yeni gelişen bilim dalları ile yeniden tanımlamaya<br />
zorlamaktadır. İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı<br />
bireyleri öne çıkartmakta, yaratılan katma değer açısından beyinsel<br />
emeği kol emeğinin önüne geçirmekte, ulusların zenginliğini<br />
yurttaşlarının beynindeki bilgilerle ölçmekte; hiyerarşik olmayan ve ağ<br />
yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve<br />
saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak<br />
öne çıkartmaktadır. Bu değişim, kanımızca, Sanayi Devrimi, boyutlarında<br />
köklü bir değişimdir, ve hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye<br />
başlamıştır.</p>
<p>Bu değişim ülkemizi de bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir<br />
başka deyişle, Bilgi Toplumunu yönelmeye zorluyor. Akademik Bilişim<br />
Konferansı, İnternetin getirdiği bu fırtınaya karşı üniversitelerin<br />
cevabının arandığı bir konferanstır.</p>
<p>Bu konferans dizisi, üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda<br />
ilgili grupları biraraya getirerek, bilgi teknolojileri altyapısı,<br />
kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak,<br />
tecrübeleri paylaşmak, ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla ulusal<br />
boyutta 1999&#8242;dan beri yapılmaktadır. Bu Konferanslar bilişime bulaşmış;<br />
üreten, kullanan, yöneten tüm üniversite topluluklarına ev sahipliği<br />
yapmaya çalışıyor. Bilgisayar, Bilişim, Enformatik bağlantılı bölümlerin<br />
yanında, kütüphaneciler, medikal bilişimciler, tarımsal bilişimciler,<br />
mekansal bilişimciler, bilişim hukukçuları, inşaat bilişimcileri, eğitim<br />
bilişimcileri de konferansın doğal katılımcılarıdır. İnternet ve Bilişim<br />
yaşamanın her boyutunu etkilediği için, kamu yönetimi, siyaset,<br />
sosyoloji, psikoloji, ekonomi gibi sosyal bilimcileri de bu konferansın<br />
doğal katılımcıları olduğunu düşünüyor, ve onları da aramıza katılmaya<br />
davet ediyoruz.</p>
<p>Akademik Bilişim Konferansı, ODTÜ&#8217;de başladıktan sonra, Isparta, Samsun,<br />
Konya, Adana, Trabzon, Gaziantep, Denizli, Kütahya, Çanakkale ve<br />
Şanlıurfa da yapılmıştır. Önümüzdeki 2 yılda Malatya ve Uşakta<br />
yapılacaktır. Konferansın büyük şehirlerin dışında, her yıl Anadolu&#8217;daki<br />
başka bir üniversitede konaklaması, hem üniversiteye ve şehre kendini<br />
tanıtma fırsatı vermekte, hem de konferans katılımcılarına her yıl<br />
yurdumuzun bir başka köşesini yakından tanıma şansı sunmaktadır.</p>
<p>Akademik Bilişim Konferansı, yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile<br />
sarsmaya çalışmaktadır. Lise öğrencilerine ve öğretmenlerine yönelik<br />
İnternet ve açık kaynak etrafında bir sohbet toplantısı, kamu<br />
çalışanlarına yönelik bir e-devlet paneli, yurttaşlara yönelik güvenli<br />
internet, KOBİ&#8217;lere yönelik e-ticaret etkinlikleri yapmaya<br />
çalıştıklarımız arasında. Yerel TV ve radyolar kanalıyla şehri bir<br />
bilişim ve internet fırtınasıyla sarsmak fırsat bulduğumuzda<br />
gerçekleştirdiğimiz bir eylemdir. Gönlümüzde, konferansın yapıldığı<br />
şehir ve bölgeyi kapsayan bir Bilişim Fuarı yapmak da var. Burada<br />
gerçekleşen Fuar, Akademik Bilişim Konferanslarında gerçekleşen en büyük<br />
Fuar&#8217;dır. Sponsorlarımıza ve emeği geçenlere tekrar teşekkür ederim. Bir<br />
diğer hayalimiz ise, Bilişim, ar-ge, inovasyon ve teknokentlerin<br />
bölgesel kalkınmada rolünü, yerel aktörlerle, ve ulusal aktörlerle,<br />
STK&#8217;larla birlikte tartışmak ve bu yönde bir ivme vermektir.</p>
<p>Bu konferans ilk başladığında biz ağırlığı davetli bildiriler, panel,<br />
çalışma grupları ve eğitim seminerleri vermiştik. Ama, AB&#8217;00 dan<br />
itibaren bildiri sunmaya olan gereksinim kendini kabul ettirdi ve<br />
ağırlıklı olarak bilişimin her alanında bildiriler sunuluyor.<br />
Konferansta bir Özet Kitapçığı, daha sonra da editoryal süreçten geçmiş<br />
Bildiriler kitapçığı çıkartmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Bildiri kitapçıklarını üniversite kütüphanelerine ÜNAK kanalıyla<br />
gönderme sürecindeyiz. Yazarlara Bildiriler Kitabını talep üzerine<br />
gönderiyoruz. Bu konuda yazarlara bir duyuru yapacağız. Yazarların<br />
ardından katılımcılara bu olanağı sunacağız.</p>
<p>Konferans Bilişim ve Bilgi Toplumu konularında Ulusal Politikaların<br />
tartışıldığı, kafa yorulduğu oturumları hep barındırdı ve barındırmaya<br />
devam edecek. Bizler Üniversitelerin birincil görevleri arasında topluma<br />
Entelektüel liderlik etmenin en başta geldiğini düşünüyoruz.</p>
<p>Üniversitelerin bilişim etrafında, kendi iç sorunları, sektörün ve<br />
toplumun sorunlarına ışık tutma, çözüm arama, dünyayı Bilgi Toplumuna<br />
götüren Bilişim Fırtınası&#8217;na üniversitelerimizin cevap verme çabasının<br />
yansıdığı bir konferans olmasını istemekteyiz.</p>
<p><strong>Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede ?</strong></p>
<p>Türkiye Osmanlı geleneğini devam ettirerek mehter marşını çağrıştıran<br />
bir görüntü sergiliyor: iki ileri bir geri. Maalesef, ülkemiz bir bütün<br />
olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş,<br />
strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü<br />
veremiyor. Kaba cizgilerle dünya ortalamasını yakalamış, ama AB ve<br />
OECD&#8217;de genel olarak en geride, 100 ülke arasında genelde 50-60<br />
arasında, 190 ülke arasında 70-130 gibi konumlarda oynuyor. Halkımızın<br />
%35&#8242;u internet kullanıyor; ama interneti hiç duymamış olanlar önemli<br />
miktarda; kadın-erkek, şehir-kırsal farkı önemli. 2006-2010&#8242;u kapsayan,<br />
ama Entelektüel çevrelerin bile bilmediği, bir strateji ve eylem<br />
planımız var; ama hala başlamamış eylemler var: Bilgisayar Mühendisliği<br />
için öğretim elamanı yetiştirme, eylem planını tanıtma, geri besleme<br />
alma, kamuda açık kaynak kullanan pilot kurum gibi. 130 civarında<br />
eylemden 10 civarında olanı bitmiş durumda. 2 yıl gecikmeyle açılan<br />
e-devlet kapımız var; ama üzerinde işlem yapmak isteyen yurttaş sayımız<br />
25 binin altında. Ülkemizi bilgi toplumuna taşımakla görevli DPT Bilgi<br />
Toplumu dairesi 5 kisi ile başladı, halen 10 kişi civarında, BTK<br />
&#8220;Sansür&#8221; dairesine 90 kişilik kadro verildi, ve 33 kişi ile başlandı.<br />
Ülkemizde ana işi Bilgi Toplumu olan en yüksek kamu görevlisi bir daire<br />
başkanı. Öte yandan, serbestleşme kağıt üzerinde başarılmış, ama fiili<br />
tekel devam ediyor ve oligopol dışı firmaların pazar payı hala %10<br />
civarında, bu Avrupada ortalama %50&#8242;larda. E-dönüşüm İcra Kurulu ve<br />
kuruldaki STK&#8217;lar önemli bir gelişme ama, Yönetişim, siyasal sahiplenme,<br />
örgütlenme, serbestleşme, insan gücü planlaması, sayısal uçurum<br />
konularında ciddi sorunlar var.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;nin İnternetle Savaşı: Donkişot, Devekuşu, Harakiri</strong></p>
<p>Ülkemizinde Bilgi Toplumu çalışmalarında ki dağınıklığın, Mehter hızının<br />
somut bir göstergesi youtube.com da en çarpıcı örneğini bulan İnternet<br />
Yasakları&#8217;dır. Kamuoyu pek farkında değil ama, ülkemiz kendi başına<br />
Uluslar arası hukuku tesis etmeye çalışıyor; internete kurallar<br />
getirmeye çalışıyor. Mahkemelerimiz, dünya üzerinde yaşayan Türkler<br />
yoluyla, yetki alanını tüm dünya olarak ilan ediyor. Yasaklara herkes<br />
karşı ama kimse bir şey yapmıyor. Cumhurbaşkanı, Baş müzakereci yanlış<br />
bulduğunu söylüyor, Başbakan yasağı deldiğini söylüyor, hatta Ulaştırma<br />
Bakanı da yasağı eleştiriyor; yasağı uygulayan kurumun başkanı da<br />
eleştiriyor ama yasak 2 yıla yakın devam ediyor. Yetkili herkes karşı,<br />
ama yasak yerinde duruyor. Yasakları 5 yaşındaki çocukların bile<br />
delebileceğini herkes biliyor; ama Devekuşu gibi başımızı kuma gömmeyi<br />
sürdürüyoruz. Türkiye &#8220;Temiz İnternet&#8221; istiyor; &#8220;kirli ve zararlı<br />
bilgi&#8221;den arındırılmış bir internetin peşinde. Ve bunda dünyaya örnek<br />
olma iddiasında. Ülkemiz dünyadaki tüm yer sağlayıcılardan, Türkiye&#8217;de<br />
büro açmasını, BTK&#8217;ya kayıt olmasını istiyor. Bunlar, Türkiye&#8217;nin kendi<br />
başına dünya internetini yönetmeye kalkması demek kanımca. Bu maalesef,<br />
Donkişot gibi, internete savaş açmak demek. İnternet yasakların,<br />
Hukuk&#8217;un evrensel ilkelerine, Anayasamıza, Uluslar arası sözleşmelere<br />
karşı olduğunu düşündüğümüz için INETD olarak AİHM&#8217;e başvurduk.</p>
<p>Kısaca, *Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik!*</p>
<p>Dünya Bilgi Toplumuna doğru yolalıyor. Bu pek çok konuda sancılı<br />
değişimleri de doğal olarak birlikte taşıyor. Sayısal ürünlerin marginal<br />
üretim maliyetlerin, dağıtım ve iletim maliyetlerinin pratik olarak<br />
sıfır olması müzik, film ve basın sektörünü ciddi olarak sıkıntıya<br />
sokmuştur. Bu sektörler, paradigmanın değiştiğini farketmek<br />
istemiyorlar; internetin tanıtım, dağıtım olanaklarını işlerine geldiği<br />
gibi kullanırken, bunun doğal sonucu olarak sayısal ürünlerin<br />
paylaşımına isyan ediyorlar, ve ortaçağ yöntemlerine başvuruyorlar.<br />
Fransanın başını çektiği bir akım &#8220;3 vuruş&#8221; adıyla, 3 kere izinsiz<br />
sayısal ürün indiren kullanıcının, İnternet erişiminin yargısız olarak<br />
kesilmesini öneriyorlar. Türkiye&#8217;de bu kervana katılmak istiyor. Müyap,<br />
bu bakış açısıyla 3 bini aşkın webi yasaklattı. İnsanlık, fikri ve sinai<br />
haklar konusunda yeni bir uzlaşma arayışında. Bizim yaratıcılığı<br />
desteklememiz, onu mükafatlandırmamız gerekir. Ama, milyonların hayati<br />
çıkarlarıyla, bir azınlığın çıkarı arasında tercih söz konusu olunca<br />
tabii ki milyonları seçmek zorundayız. Bu insan hayatını ilgilendiren<br />
ilaçlar gibi konuları da kapsar.</p>
<p><strong>İnternetden Korkmayın! </strong></p>
<p>İnternet kültürünü Anadoluya yayma amacıyla sürdüğümüz, İnternet<br />
Haftasının sloganı İnternet Yaşamdır! Bununla İnternetin yaşamanın bir<br />
yansısı olduğunu, her türlü olumlu ve olumsuz unsurların İnternetde<br />
olduğunun altını çiziyoruz. Nasıl trafik kazaları oluyor diye yolları<br />
kapatmıyorsak, insanları yaralıyor diye bıçakları yasaklamıyorsak,<br />
İnterneti yasaklamak refleksinden, internetden korkmaktan vazgeçmeliyiz.<br />
İnternet yaşamın bir parçası olduğunu görüp, bir bütün olarak<br />
yaklaşmalıyız. Olumsuz unsurlar konusunda tabii ki çaba harcamalıyız;<br />
ama bu bireyi temel olan, ona hareket alanı veren bir yaklaşım olmalı.<br />
İnternet, insanlık tarihinde bireyin önünü açan, ona kendini geliştirme,<br />
ifade etme, ve örgütlenme olanağı sunan en büyük gelişmedir. Son<br />
araştırmalar, bilgisayar ve internetin, soysal ağların olumlu yanlarını<br />
ortaya çıkardı. Gençlerin hızlı düşünmesine, beyinin gelişmesine,<br />
insanların hayatlarında olumlu etkileri olduğu ortaya çıkmaktadır.<br />
Bireye güvenen, onunla diyalog içinde olan kurumlar daha verimli olduğu<br />
gözlenmektedir. UYAP üzerinde, .gov.tr, .edu.tr, .org.tr dışına<br />
uygulanan kıstlamayı şaşkınkınlıkla karşıladığımızı ve yanlış<br />
bulduğumuzu belirmek isteriz. Tüm yurttaşlarımıza bir kere daha<br />
seslenmek isterim: <strong>İnternet&#8217;den Korkmayın!</strong> çünkü İnternet Yaşamdır !</p>
<p>Bu konferans dizisinde eğitim seminerleri önemli bir rol oynamıştır.<br />
Bilişimci yetiştirmenin, yeni gelişmeleri aktarmanın, insanların<br />
ellerini kirletmekten geçtiğini bildiğimiz için ortalama 2 salonu eğitim<br />
seminerlerine ayırıyoruz. Eğitim seminerleri arasında Linux, açık kaynak<br />
ve Özgür Yazılım önemli bir yer tutmaktadır. Bizler, bunların ülkede<br />
bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik<br />
açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konferans öncesinde 4 günlük<br />
yoğun &#8220;Linux, Sistem ve Ağ Yönetimi&#8221; kursu ve 2 günlük Güvenlik eğitimi<br />
yaptık. Linux eğitimi için LKD üyeleri, Kartaca&#8217;dan Erdem Bayer&#8217;e,<br />
İstanbul&#8217;da yaşayıp, Canada&#8217;da command.prompt firmasında çalışan Devrim<br />
Gündüz&#8217;e; Güvenlik seminerleri için Bilişim Güvenliği Derneği ve TUBİTAK<br />
UEAKE&#8217;ye , ve Yılmaz Çankaya&#8217;ya teşekkür ederiz.</p>
<p><strong><br />
Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın !</strong></p>
<p>Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler<br />
düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram<br />
temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle<br />
çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Her üniversite öğrencisinin<br />
Linux ve özellikle ulusal işletim sistemi Pardus&#8217;la tanışmış olması<br />
gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm<br />
seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler<br />
açısından değerlendirek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz.<br />
Üniversitelerin açık kaynak&#8217;in yanında, Açık Erişim ve Açık Ders<br />
Malzemesi projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir.</p>
<p>Biz, düzenleyiciler olarak, bu konferansı bildiri sunma ve yayınlamanın<br />
çok ötesinde bir bilgi ve deneyim paylaşımı, fikir kıvılcımlarının<br />
aktarıldığı, ortak sorunların tartışıldığı, ve çözüm arandığı bir ortam<br />
olmasını hedefliyoruz. Esas olan diğer bildirileri dinleme, tartışmaya<br />
katılmadadır; bildiri sunma buna vesile olduğu için önemlidir.<br />
Katılımcıların, tüm konferans süresinde aktif bir şekilde anlama, soru<br />
sorma, katkı verme çabasında olmasını arzuluyoruz. Bir konferans aynı<br />
zamanda soysal bir birlikteliktir; yeni dostlukların, ortaklıkların,<br />
projelerin ortaya çıktığı ortamlardır. Bazen konferans salonları kadar<br />
kahve salonları, geziler, kokteyller daha verimli olabilir. Bu nedenle,<br />
tüm katılımcıların 3 gün boyunca konferansta kalmasını, tartışmalara<br />
katılmasını bekliyoruz, istiyoruz.</p>
<p>AB10 3 gün 8 paralel salonda 89 oturum olarak gerçekleşecek. Bu yılki<br />
konferansa e-öğrenme, yazılım, ağ, güvenlik ve universite konuları<br />
damgasını vuruyor. Tıp, Web Teknolojileri, e-devlet, teknik, tarımsal<br />
bilişim, İnşaat ve Mekansal Bilişim ağırlığını sürdürüyğr.. 12 eğitim<br />
semineri oturumu var. 8 panel, calıştay türü oturum var. Bildiri sayısı<br />
ise 220&#8242;yi buldu.</p>
<p>Tüm katılımcıların Muğla Üniversitesinin bu güzel kampüsünde eğlenceli,<br />
faydalı 3 gün geçirmesini, bölgenin tadını çıkartmasnı diler, emeği geçen herkese, tüm katılımcılara, sponsorlara, Muğla ekibine çok<br />
teşekkür eder; konferansa başarılar dilerim.</p>
<p>Teşekkür ederim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=68</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ACTA: Özgürlükler için Küresel bir Tehdit</title>
		<link>http://blog.akgul.web.tr/?p=63</link>
		<comments>http://blog.akgul.web.tr/?p=63#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 20:31:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>akgul</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[LKD]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.akgul.web.tr/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Kamuoyuna Açık Mektup ACTA (Anti-Counterfeiting Trade Agreement- Taklitciliğe Karşı Ticaret Anlaşması) hükümetler arasında ilaca erişim[1] gibi temel sosyal konulardan internet suçlarına geniş bir yelpazede müzakereleri süren bir anlaşmadır. Bizler ise, bunun temel özgürlüklere ve demokrasi zarar verirken, sayısal tek pazarda Avrupanın inovasyonuna zarar vermesinden korkuyoruz. Müzakere sürecinin kendisi, şeffaflık ve sürecin demokratikliği konusunda ciddi sorunları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyuna Açık Mektup</p>
<p>ACTA (Anti-Counterfeiting Trade Agreement- Taklitciliğe Karşı Ticaret Anlaşması) hükümetler arasında ilaca erişim[1] gibi temel sosyal konulardan internet suçlarına geniş bir yelpazede müzakereleri süren bir anlaşmadır.  Bizler ise, bunun temel özgürlüklere ve demokrasi zarar verirken,  sayısal tek pazarda Avrupanın inovasyonuna zarar vermesinden korkuyoruz.</p>
<p>Müzakere sürecinin kendisi,  şeffaflık ve sürecin  demokratikliği konusunda ciddi sorunları ortaya çıkartıyor. Çünkü taslak anlaşma metni, arada bazı ayrıntılar son zamanlara sızsada, 18 ayı aşan bir süre gizli tutuldu.  Avrupa Parlamentosundan gizli tutulan dökümanlar, ABD şirketlerine, gizli tutma anlaşmasıyla, erişime açıldı.</p>
<p>Avrupa Komisyonun yaptığı ACTA internet bölümün  çalışamlarının  analizi [2] tartışılan  konuların mevcut AB hukukunun  çok ötesinde olduğunu kanıtlıyor. En önemlisi, Komisyonun analizi, ACTA&#8217;nın mevcut taslağının,  Avrupa yurttaşlarının, başta ifade özgürlüğü  ve iletişimin mahremiyeti olmak üzere,    temel hak ve  özgürlüklerine ciddi kısıtlama getireceğini doğrulamkatadır. Bu temel hak ve özgürlüklükler ciddi tehlike altında;  çünkü mevcut taslak üç defa  kuralları  ve içerik filtreleme politikalarının uygulanması için baskı yapıyor. Ve   internet servis sağlayıcıları gibi teknik aracıları  sivil ve cezai sorumluluk empoze etmek istiyor.  Bu taslak l tüketici hakları ve rekabet için gerekli olan birlikte çalışabilirlik koşullarını büyük ölçüde aşındırmak olacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak, Avrupa Parlamentosunu, Avrupa müzakerecilerinden, müzakere sürecinin şeffaflığı oluşturmak,  taslak anlaşmayı  yayınlamak, ve vatandaşların hak ve özgürlüklere zarar verecek herhangi bir öneriyi kabul etmemesi talimatını vermesini istiyoruz. Dahası,   Parlamentodan, Avrupa Komisyon ve Avrupa Konseye    bu çekirdek ilkelerine uymayan herhangi bir anlaşmanın Parlamentonun tüm metni reddetmesi ile sonuçlanacağını  söylemesini istiyoruz.</p>
<p>[1] http://www.oxfam.org/en/pressroom/pressrelease/2009-07-15/criminalize-generic-medicines-hurt-poor-countries</p>
<p>[2]  http://sharemydoc.org/files/philip/ec_analysis_of_acta_internet_chapter.pdf</p>
<p>&#8212;&#8212;<br />
Biz  INETD olarak imzaladık. İmzalamak için:</p>
<p>http://www.laquadrature.net/en/acta-a-global-threat-to-freedoms-open-letter</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.akgul.web.tr/?feed=rss2&amp;p=63</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
