ABD Temsilciler meclisinde SOPA (Stop Online Piracy Act) ve ABD Senatosunda PIPA (Protect Intellectual Propert Act) bu günlerde oylanacak. Intellectual Property yani Fikri ve Siani Hakları koruma bahanesiyle özellikle Film, Muzik ve İlaç Endüstrüsünün başı çektiği bu iki taslak, İnternetin Özgürlüğüne, dolasıyla İnsanlığın gelişmesine ciddi bir darbe vuracaktır. İnternetin Temel bir insan hakkı olduğu tartışıldığı, anayasalara, yasalara, eylem planlarına girmeye başladığı bir sırada, “Özgürlükler Ülkesi” iddiasında bir ülkeden, İnternet gelen bu saldırı üzücü ve düşündürücü.

Wikipedia ve İnternet sektörünün önemli oyuncuları Bu iki tasarıyı protesto etmek için 18 Ocak Çarşamba günü, New York saatiyle gece yarısı (5 GMT) de 24 saat süreyle sayfaları karatma kararı aldılar. Dünyanın çeşitli ülkerinden buna destek geliyor. Türkiye’de de Alternatif Bilişim Derneği, Sansürsüz İnternet Platformu buna destek veriyor.


Kampanyaya katilamk isteyenler

http://test.alternatifbilisim.org/18ocak/sansur.js

adresindeki java scripti head kısmına <script type="text/javascript"> ile </script> arasına gömsünler

İnternet yaşamdır, Sansürlenemez !

Üniversite Rektörlüklerine,

26 Aralık 2011 tarihinde bazı basın yayın organlarında 22 Kasım 2011′de uygulamaya giren, devlet eliyle merkezi filtreleme yapılarak vatandaşlara sunulan “Güvenli İnternet” hizmetinin bazı üniversiteler tarafından desteklendiği, faydalı ve örnek bir uygulama olarak nitelendiği ve ilgili bir kararın senatolarda alındığına dair haberler yer almıştır.

İnternet’in Güvenli Kullanımı, Yeni Medya ve Medya konusunda, ulusal ve uluslararası çapta çalışmalar sürdüren akademisyenler olarak şu hususlara ivedilikle dikkat çekmek istiyoruz:

* 15 Mayıs 2011’de binlerce vatandaşımızın sokaklarda protesto ettiği, ülkemizdeki bilişim STK’larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıktığı, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirdiği ve son olarak Danıştay’da iptal davası süren bir uygulamaya özgür düşünce, bilimin, evrensel değerlerin üretildiği kurumlar olan Üniversite adına Senatoların destek vermesi bilimsel ve etik olarak kabul edilemez.

* BTK, uygulamaya yeterli ilgi gösterilmediği için söz konusu haber dahil, filtre uygulamasını aklama ve sorgulanmadan benimsetme amaçlı daha bir çok kamuoyu destek çalışması yapmaya girişmiştir. Eleştirel, bilimsel ve özgür düşüncenin merkezi olması gereken Üniversitelerin bir kamuoyu çalışmasının aracı olarak kullanılması son derece düşündürücü ve aynı zamanda tehlikelidir.

* 22 Kasım 2011′de devreye giren uygulama devlet eliyle gerçekleştirilen merkezi, keyfi ve şeffaf olmayan bir filtreleme ve sansür sistemidir. Uygulamanın seçimlik olması, devlet eliyle yürütülen sansür gerçeğini ortadan kaldırmaz. Uygulama ifade özgürlüğünün sınırlarını daraltmakta, vatandaşlarımıza tek tip bir aile/çocuk tasarımını dayatmaktadır. Devlet, seçimlik/gönüllü’ dahi olsa, vatandaşların hangi sitelere erişeceğine karar vermeye ne görevli ne de yetkili değildir. Çocuk ve aileyi korumak, devlet sansürünün gerekçesi yapılamaz. Güvenlik tüm vatandaşların ve pek tabi çocukların hakkı ve ihtiyacıdır. Fakat söz konusu filtreler bunun için kesinlikle çözüm değildir. İnternet’in güvenli kullanımı filtrelerle değil, dijital okur yazarlıkla mümkündür. Merkezi filtre hiçbir demokratik ülkede önerilmemektedir. AGİT üyesi ülkeler arasında merkezi filtre uygulayan tek ülke maalesef Türkiye’dir. Devlet eliyle merkezi filtre uygulayan ülkeler ise Kuzey Kore, Çin, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerdir.

* Bu nedenle bir kamusal alan olan İnternetin, bilgiye erişim ve ifade özgürlüğünü sansüre tabi kılan ve gerçekte çocukları ve gençleri İnternet’teki çeşitli olumsuzluklardan korumayan, sadece “bir Çin duvarı” inşa eden BTK’nın filtreli İnternet uygulamasını desteklemiyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimizin Türkiye’de İnternet’in olanaklarından yararlanması ve çeşitli olumsuzluklardan korunması için doğru çözümün ve politikanın, dijital okuryazarlık becerilerinin kazandırılması ve devletin değil bireyin özgür iradesini kullanarak seçimi ile mümkün olduğunu biliyoruz.

Kamuoyuna ve Üniversitelerimize saygıyla duyurulur.

Destek için kayit@alternatifbilisim.org adresine eposta atabilirsiniz.

Metin ve imzalar icin: http://tinyurl.com/BTKFiltre

Economist Dergisi Intelligence Unit (EIU) Dünya 2011 Demokrasi İndeksi Raporunu “Democracy in Stress” başlığı ile yayınladı. Dünya üzerinde 165 ülke ve 2 bağımsız bölgeyi yani 167 devleti kapsıyor. Çok küçük ülkeleri (micro’laeı) kapsamıyor (vatikan, monaco gibi). EIU her ülkeye 0 ile 10 arasında bir değer (indeks) veriyor. Ülkeler indekse göre 4 gruba ayrılıyor: 8:00-10.00 arasındakiler Tam Demokrasi, 6:00-7.99 arası Kusurlu (Flawed) Demokrasi, 4:00-5:99 arası Hibrid Rejimler, ve 4:00′un altı ise Otokratik devletler grubunu oluşturuyor. Bu ise 5 kategori üzeriden veriliyor. Kategoriler seçim süreci ve çoğulculuk, sivil özgürlükler, devletin saydam ve etkin çalışması, politik sürece katılım, politik kültür (electoral process and pluralism; civil liberties; the functioning of government; political participation; and political culture). Demokrasi indeksi bu 5 kategorinin ortalaması olarak hesaplanıyor.

2011 Yılına borç krizi, Arab Baharı, ve Avrupa Ve Amerikada protestolar damgasını vurdu EIU’a göre. Demokrasi açısından önemli gözlemler:
- Pek çok ülkede kitlelerin politik kurumlara güveni azalması
- Artan toplumsal huzursuzluk bazı ülkelerde demokrasi için tehdit oluşturması
- ABD’de politik kutuplaşmanın demokrasiyi olumsuz etkilemesi
- ABD ve İlgiltere’nin tam demokrasi grubun en altında oluşu: protestoların artması, devletin saydam çalışması sorununun öne çıkması
- Avrupada populist ve göçmen karşıtı ortamın güçlenmesi
- Doğu Avrupa’da 12 ülkenin demokrasi indeksinin azalması
- Güney Amerikada şiddet ve uyuşturucu trafiğinin demokrasiyi negatif etkilemesi.

Demokrasinin beşiği kabul edilen Batı Avrupada hiç bir ülkede demokrasi indeksi artmadı ama aralarında Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz ve İrlanda bulunan 7 ülkede indeks geriledi.

2011 dünya demokrasi indeksine göre sıralaması:

31.1

No. of countries % of countries % of world population
Full democracies 25 15.0 11.3
Flawed democracies 53 31.7 37.1
Hybrid regimes 37 22.2 14.0
Authoritarian regimes 52 37.6

Tam Demokrasiler
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Norway 1 9.80 10.00 9.64 10.00 9.38 10.00
Iceland 2 9.65 10.00 9.64 8.89 10.00 9.71
Denmark 3 9.52 10.00 9.64 8.89 9.38 9.71
Sweden 4 9.50 9.58 9.64 8.89 9.38 10.00
New Zealand 5 9.26 10.00 9.29 8.89 8.13 10.00
Australia 6 9.22 10.00 8.93 7.78 9.38 10.00
Switzerland 7 9.09 9.58 9.29 7.78 9.38 9.41
Canada 8 9.08 9.58 9.29 7.78 8.75 10.00
Finland 9 9.06 10.00 9.64 7.22 8.75 9.71
Netherlands 10 8.99 9.58 8.93 8.89 8.13 9.41
Luxembourg 11 8.88 10.00 9.29 6.67 8.75 9.71
Ireland 12 8.56 9.58 7.86 7.22 8.13 10.00
Austria 13 8.49 9.58 7.86 7.78 8.13 9.12
Germany 14 8.34 9.58 8.21 6.67 8.13 9.12
Malta 15 8.28 9.17 8.21 5.56 8.75 9.71
Czech Republic 16 8.19 9.58 7.14 6.67 8.13 9.41
Uruguay 17 8.17 10.00 8.93 4.44 7.50 10.00
United Kingdom 18 8.16 9.58 7.86 6.11 8.13 9.12
United States 19 8.11 9.17 7.50 7.22 8.13 8.53
Costa Rica 20 8.10 9.58 8.21 6.11 6.88 9.71
Japan 21 8.08 9.17 8.21 6.11 7.50 9.41
South Korea 22 8.06 9.17 7.86 7.22 7.50 8.53
Belgium 23 8.05 9.58 8.21 5.56 7.50 9.41
Mauritius 24 8.04 9.17 8.21 5.00 8.13 9.71
Spain 25 8.02 9.58 7.50 6.11 7.50 9.41

tr>

Kusurlu Demokrasiler – Flawed democracies
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Cape Verde 26 7.92 9.17 7.86 7.22 6.25 9.12
Portugal 27 7.81 9.58 6.43 6.11 7.50 9.41
South Africa 28 7.79 8.75 8.21 7.22 6.25 8.53
France 29 7.77 9.58 7.14 6.11 7.50 8.53
Slovenia 30 7.76 9.58 7.50 6.67 6.25 8.82
Italy 31 7.74 9.58 6.43 6.67 7.50 8.53
Greece 32 7.65 9.58 5.71 6.67 6.88 9.41
Botswana 33 7.63 9.17 7.14 5.56 6.88 9.41
Estonia 34 7.61 9.58 7.14 5.00 7.50 8.82
Chile 35 7.54 9.58 8.57 3.89 6.25 9.41
Israel 36 7.53 8.75 7.50 8.33 7.50 5.59
Taiwan 37 7.46 9.58 7.14 5.56 5.63 9.41
Slovakia 38 7.35 9.58 7.50 5.56 5.00 9.12
India 39 7.30 9.58 7.50 5.00 5.00 9.41
Cyprus 40 7.29 9.17 6.43 6.11 5.63 9.12
Lithuania 41 7.24 9.58 5.71 5.56 6.25 9.12
Timor-Leste 42 7.22 8.67 6.79 5.56 6.88 8.24
Trinidad-Tobago 43 7.16 9.58 7.14 6.11 5.00 7.94
Jamaica 44 7.13 9.17 6.43 5.00 6.25 8.82
Poland 45 7.12 9.58 6.43 6.11 4.38 9.12
Brazil =45 7.12 9.58 7.50 5.00 4.38 9.12
Panama 47 7.08 9.58 6.43 5.56 5.00 8.82
Latvia 48 7.05 9.58 5.36 5.56 5.63 9.12
Hungary 49 7.04 9.58 6.07 4.44 6.88 8.24
Mexico 50 6.93 8.75 7.14 6.11 5.00 7.65
Argentina 51 6.84 8.75 5.71 5.56 6.25 7.94
Bulgaria 52 6.78 9.17 5.71 6.11 4.38 8.53
Croatia 53 6.73 9.17 5.71 5.56 5.00 8.24
Suriname 54 6.65 9.17 6.43 4.44 5.00 8.24
Colombia 55 6.63 9.17 7.50 3.89 3.75 8.82
Peru 56 6.59 9.17 5.00 5.56 5.00 8.24
Sri Lanka 57 6.58 7.00 6.07 5.00 6.88 7.94
Thailand 58 6.55 7.83 6.07 5.56 6.25 7.06
Romania 59 6.54 9.58 6.07 4.44 4.38 8.24
Indonesia 60 6.53 6.92 7.50 5.56 5.63 7.06
El Salvador 61 6.47 9.17 6.07 3.89 5.00 8.24
Paraguay 62 6.40 8.33 6.07 5.00 4.38 8.24
Mali 63 6.36 8.25 6.43 4.44 5.63 7.06
Serbia 64 6.33 9.17 4.64 6.11 4.38 7.35
Lesotho =64 6.33 7.42 5.71 6.11 5.63 6.76
Moldova =64 6.33 8.75 5.00 5.56 4.38 7.94
Papua 67 6.32 7.33 6.43 3.33 6.25 8.24
Namibia 68 6.24 5.67 5.00 6.67 5.63 8.24
Mongolia 69 6.23 8.33 5.71 3.89 5.00 8.24
Dominican Republic 70 6.20 8.75 5.00 2.78 6.25 8.24
Malaysia 71 6.19 6.50 6.79 5.56 6.25 5.88
Zambia =71 6.19 7.92 5.00 4.44 6.25 7.35
Macedonia 73 6.16 7.75 4.64 6.11 4.38 7.94
Montenegro 74 6.15 8.75 5.00 5.56 4.38 7.06
Philippines 75 6.12 8.33 5.00 5.00 3.13 9.12
Benin 76 6.06 7.33 6.43 4.44 5.63 6.47
Guyana 77 6.05 7.92 5.36 5.56 4.38 7.06
Ghana 78 6.02 8.33 5.00 5.00 5.00 6.76

Hybrid Regimes
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Ukraine 79 5.94 8.33 4.64 5.00 4.38 7.35
Hong Kong 80 5.92 3.50 5.36 4.44 6.88 9.41
Singapore 81 5.89 4.33 7.50 2.78 7.50 7.35
Guatemala 82 5.88 7.92 6.43 3.33 4.38 7.35
Bangladesh 83 5.86 7.42 5.43 5.00 4.38 7.06
Bolivia 84 5.84 7.00 5.00 6.11 3.75 7.35
Honduras =84 5.84 8.75 5.71 3.89 4.38 6.47
Malawi =84 5.84 7.00 5.71 5.56 5.63 5.29
Albania 87 5.81 7.00 4.71 5.00 5.00 7.35
Turkey 88 5.73 7.92 7.14 3.89 5.00 4.71
Ecuador 89 5.72 7.83 4.64 5.00 3.75 7.35
Tanzania 90 5.64 7.42 4.29 5.56 5.63 5.29
Nicaragua 91 5.56 6.58 4.36 3.89 5.63 7.35
Tunisia 92 5.53 5.33 5.00 6.67 6.25 4.41
Senegal 93 5.51 7.00 4.29 4.44 5.63 6.18
Lebanon 94 5.32 6.67 2.14 7.22 5.00 5.59
Bosnia-Hercegovina 95 5.24 6.92 3.29 3.33 5.00 7.65
Uganda 96 5.13 5.67 2.86 5.00 6.25 5.88
Venezuela 97 5.08 5.67 3.93 5.56 4.38 5.88
Liberia 98 5.07 7.83 0.79 5.56 5.00 6.18
Palestine 99 4.97 6.00 2.86 7.78 4.38 3.82
Mozambique 100 4.90 4.83 4.64 5.56 5.63 3.82
Cambodia 101 4.87 6.08 6.07 2.78 5.00 4.41
Georgia 102 4.74 6.58 2.14 4.44 4.38 6.18
Kenya 103 4.71 3.92 4.29 4.44 5.63 5.29
Bhutan 104 4.57 6.25 5.36 3.33 4.38 3.53
Pakistan 105 4.55 5.17 5.71 2.22 4.38 5.29
Sierra Leone 106 4.51 7.00 1.86 2.78 5.63 5.29
Kyrgyz Republic 107 4.34 5.75 1.86 4.44 4.38 5.29
Nepal 108 4.24 1.83 4.29 3.89 5.63 5.59
Mauritania 109 4.17 3.42 4.29 5.00 3.13 5.00
Niger 110 4.16 7.50 1.14 2.78 4.38 5.00
Armenia 111 4.09 4.33 3.21 3.89 3.13 5.88
Iraq 112 4.03 4.33 0.43 7.22 3.75 4.41
Burundi 113 4.01 3.42 3.29 3.89 5.63 3.82
Haiti 114 4.00 5.17 1.86 2.78 3.75 6.47
Egypt 115 3.95 2.08 3.21 5.00 5.63 3.82

Otokratik Rejimler – Authoritarian regimes
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Madagascar 116 3.93 2.17 2.14 5.00 5.63 4.71
Russia 117 3.92 3.92 2.86 5.00 3.13 4.71
Jordan 118 3.89 3.17 4.29 4.44 3.75 3.82
Nigeria 119 3.83 5.67 3.21 3.33 3.13 3.82
Morocco =119 3.83 3.50 4.64 2.22 4.38 4.41
Ethiopia 121 3.79 0.00 3.93 5.00 5.63 4.41
Kuwait 122 3.74 3.17 4.29 3.33 4.38 3.53
Fiji 123 3.67 0.42 2.86 3.89 5.00 6.18
Burkina Faso 124 3.59 4.00 3.57 2.22 3.75 4.41
Libya 125 3.55 0.00 2.86 3.33 6.25 5.29
Cuba 126 3.52 1.75 4.64 3.89 4.38 2.94
Comoros =126 3.52 3.92 2.21 3.89 3.75 3.82
Gabon 128 3.48 2.17 2.21 3.89 5.00 4.12
Togo 129 3.45 4.00 0.79 3.33 5.00 4.12
Algeria 130 3.44 2.17 2.21 2.78 5.63 4.41
Cameroon 131 3.41 1.17 4.29 2.78 5.00 3.82
Gambia 132 3.38 2.17 4.29 2.22 5.00 3.24
Angola 133 3.32 1.33 3.21 4.44 4.38 3.24
Oman 134 3.26 0.00 3.93 3.89 4.38 4.12
Swaziland =134 3.26 0.92 2.86 2.78 5.63 4.12
Rwanda 136 3.25 0.83 4.64 1.67 5.00 4.12
Kazakhstan 137 3.24 1.33 2.14 3.33 4.38 5.00
Qatar 138 3.18 0.00 3.93 2.22 5.63 4.12
Belarus 139 3.16 1.75 2.86 3.89 4.38 2.94
Azerbaijan 140 3.15 2.17 1.79 3.33 3.75 4.71
China 141 3.14 0.00 5.00 3.89 5.63 1.18
Côte d’Ivoire 142 3.08 0.00 1.79 4.44 5.63 3.53
Vietnam 143 2.96 0.00 4.29 2.78 6.25 1.47
Bahrain 144 2.92 1.75 2.50 3.33 4.38 2.65
Congo (Brazzaville) 145 2.89 1.25 2.86 3.33 3.75 3.24
Guinea 146 2.79 3.50 0.43 3.33 3.75 2.94
Zimbabwe 147 2.68 0.00 1.29 3.89 5.00 3.24
Djibouti =147 2.68 0.83 1.79 2.22 5.63 2.94
United Arab Emirates 149 2.58 0.00 3.57 1.11 5.00 3.24
Yemen 150 2.57 2.17 0.36 4.44 5.00 0.88
Tajikistan 151 2.51 1.83 0.79 2.22 6.25 1.47
Afghanistan 152 2.48 2.50 0.79 2.78 2.50 3.82
Sudan 153 2.38 0.00 1.79 3.33 5.00 1.76
Eritrea 154 2.34 0.00 2.86 1.11 6.25 1.47
Dem. Rep. of Congo 155 2.15 2.58 1.07 2.22 3.13 1.76
Laos 156 2.10 0.00 3.21 1.11 5.00 1.18
Guinea-Bissau 157 1.99 2.08 0.00 2.78 1.88 3.24
Syria =157 1.99 0.00 1.79 2.22 5.63 0.29
Iran 159 1.98 0.00 2.86 2.78 2.50 1.76
Central African Republic 160 1.82 1.75 1.07 1.11 2.50 2.65
Saudi Arabia 161 1.77 0.00 2.86 1.11 3.13 1.76
Equatorial Guinea =161 1.77 0.00 0.79 2.22 4.38 1.47
Myanmar =161 1.77 0.00 1.79 0.56 5.63 0.88
Uzbekistan 164 1.74 0.08 0.79 2.22 5.00 0.59
Turkmenistan 165 1.72 0.00 0.79 2.22 5.00 0.59
Chad 166 1.62 0.00 0.00 1.11 3.75 3.24
North Korea 167 1.08 0.00 2.50 1.67 1.25 0.00

Türkiye 2010 sıralamasında 5.73 indeks ile 89. idi. Ekvator ise 5.77 ile 87. idi. Ekvator bu yıl 5.77′den 5.72 ile Türkiyenin gerisine düştü: Biz 88. sıraya indik, Ekvator ise 89. oldu.

Raporun tamamı:

http://www.eiu.com/public/topical_report.aspx?campaignid=DemocracyIndex2011

http://akgul.bilkent.edu.tr/eiu/

Cumhuriyet, 13 Haziran 2011

“İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Bunu algılayıp içselleştiremeyen ülkemiz, tıpkı hattatlar işlerini kaybetmesinler diye matbaayı geciktirdiği gibi, şimdi de, çocukları korumak adına, internete zarar verecek eylemler içinde. Uygulanan yasaklar ve getirilmeye çalışılan filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin bilgi toplumu düzeyini belirleyecektir.”

15 Mayıs’ta 40 kadar ilde binlerce internet kullanıcısı, 22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek, “güvenli internet” yönetmeliğine karşı yürüdü. Bu türünde dünya rekoruydu. Yurttaşlar, bu uygulamanın ülkemiz internetine zarar vereceği, internet üzerinde kapsamlı bir izleme ve sansür yapısı kuracağı kanısındalar.

Ülkemizde 2007 seçimleri öncesinde, yangından mal kaçırırcasına 5651 No’lu yasa çıkarıldı. Sivil toplumun “yangın var” çığlıkları arasında, “çocukları korumak” iddiası ile çıkan bu yasa internet yasaklarının yaygınlaştırılmasının yasal, kültürel ve kurumsal altyapısını oluşturdu; BTK altında “İnternet (sansür) Dairesi”ni kurdu. 5651 gelişmiş Batı’ya örnek olma iddiası ile çıktı.

Sivil toplum yasaklı web sitelerin sayısının 12 bin civarında olduğunu söylüyor. Bugün hiç kimse kaç tane web’in yasaklandığını bilmiyor. Yasaklamalar, 5651, fikri haklar, medeni kanun ve diğer Ceza Kanunu maddeleri gibi 4 kategoride yapılıyor. BTK kendi yasakladığı web’lerin sayısını ve listesini vermiyor. Hukuk devleti açısından en büyük sakınca, BTK’nin mahkeme kararı olmadan, resen, yurtdışındaki web’leri 5651 kapsamında yasaklama yetkisidir. Bu hem anayasamıza, evrensel hukuk ilkelerine, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kararlarına aykırı. Fikri Haklar ve Medeni Kanun’a dayalı yasaklamalar çeşitli mahkemelerce veriliyor, ama BTK bunlarla doğrudan muhatap olmuyor. Terör, organ kaçakçılığı gibi diğer kategorideki suçlarda BTK muhatap olabiliyor. Verilen mahkeme kararları genelde, bilirkişi raporu olmadan, savunma alınmadan, tedbir olarak veriliyor. Bu kararların çok küçük bir kısmı, mahkemeye taşınıyor. Tedbir kararına 1 hafta içinde itiraz etmek gerekir; ve kararı Yargıtay’a ya da Anayasa Mahkemesi’ne taşıma şansınız yok. Mahkeme kararları çoğunlukla, hem şikâyete bağlı alan adı ve o olan adına yönelik tüm IP’lere yasaklama getiriyor. Örneğin, wordpress.com’u yasaklamak 20 milyon blogu yasaklamaktır; Digiturk’un şikâyeti üzerine 30-40 blog nedeniyle yine milyonlarca blog ve milyonlarca Google uygulamalarını yasaklamak demektir. Kaldıki, yasağa neden olan birkaç nesneye erişimi engellemek teknik olarak mümkündür. Kanımca, ülkemizdeki internet yasakları tam bir ‘hukuk faciası’dır. Bu faciaya Adalet Bakanlığı, HSYK, Ulaştırma Bakanlığı, DPT, ABGS seyirci kalmayı tercih etmektedir.

BTK’nin İnternet konusunda uygulamaları, hukuka aykırı. İnternetin önünü açmak yerine ona sürekli zarar veriyor. Bu uygulamalar bana, fincancı dükkânına giren ‘fil’i hatırlatıyor. BTK, kendi yetkisini aşarak, yasaklamak istediği 138 kelime/ibare ile kendi sansürcü kimliğini ortaya koymuştur. Bu internet kullanıcılarının “filtre” ve “güvenli internet” uygulamalarının ne olabileceği konusunda uyarmıştır. Bunun üzerine “İnternetime Dokunma” eylemi başlamıştır.

İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Bütün dünya, internetin başı çektiği bilgi toplumuna geçişin sancılarını çekiyor; sektörler yeniden yapılıyor, bazıları çöküyor, yeni sektörler, yeni meslekler doğuyor. Böyle köklü bir değişim sancılı ve uzun süreçle gerçekleşecektir. İnternet yaşamın tüm boyutlarını etkilemekte, sınırları yok etmektedir. Bunun sonucunda internette “milli”, “yurtiçi” gibi kavramlar anlamını yitirmektedir. İnternet tüm dünyaya açılan bir pencere ve sokaktır. Tüm yurttaşların nitelikli ve güvenli internet kullanımını teşvik etmek, bunun ortamını oluşturmak tüm toplumun görevidir. Tabii ki çocukları koruyacağız. Ama bunu yaparken pire için yorgan yakmayacağız. İnternetin sorunlarını bir yönetmelikle çözmeye kalkmak, gerçekçi değildir. Çözüm insan odaklı, dinamik, öğrenen ve esnek olacaktır.

Burada devlete düşen, vatandaşı bilgilendirmek, bilinçlendirmek, güvenli internetin, araçların gelişimine destek olmak, ilgili yazılımları açık kaynak olarak dağıtmak, özel sektörde rekabeti teşvik etmektir. Bireylerin ve kullanıcı gruplarının çalışmasına yardım etmektir.

Sorunun çözümü; insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Millet olarak yasakcı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Dünya üzerinde şu anda 325 milyon web var. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle, bizim çocuklarımızın sadece buralara girebileceğini belirleyecek, bunları güncelleyecektir? BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana babaların bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.

Bilgiye erişim ve internete erişim artık anayasalara giren temel bir yurttaşlık hakkı haline gelmekte. Sansürlü internetle, ne demokrasi gelişir, ne de bilgi toplumu.

Gelin, interneti birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, demokrasimizi, ülkemizi geliştirmek için kullanalım!

“İnternet yaşamdır, sansürlenemez!”

15 Mayis 2011 yürüyüşü için kaleme alındı. Cumhuriyet Bilim Teknoloji 5 haziranda yayınlandı.

Bizler Sivil Toplum Kuruluşları, İnternet Girişimcileri, Blog Yazarları, web sitesi shipleri, kısaca İnternet kullanan yurttaşlar olarak BTK’nın hazırladığı ve 22 Agustosta yürürlüğe girecek “Güvenliği İnternet” yönetmeliğini ülkemiz İnternetine zarar vereceğini, internet üzerinde kapsamlı bir izleme ve sansur yapısı kuracağını düşünüyoruz. Demokratik haklarımızı kullanarak BTK’yı protesto ediyoruz, tüm toplumu da uyarıyoruz.

BTK’nın İnternet konusunda uygulamalarını, tutarsız, hukuka aykırı, çoğunlukla pire için yorgan yakmak olduğunu; İnternetin önünü açmak yerine ona sürekli zarar verdiğini düşünüyoruz.

Kanımızca, BTK İnternetin ne olduğunu anlıyamadığı için, eline aldığı balyozla, çakacak çivi arayan bir görüntüyle, kendi kafasınca zararlı bulduğu her şeyi her ne pahasına olursa engellemek azmiyle hareket ediyor. Bu arada Anayasamızın temel ilkeleri, evrensel hukuk ilkeleri, Avrupa Insan Hakları Sözleşmelerinin çiğnemiş umurunda değil. BTK’nin temel görevi, ülkemiz telekom sektöründe adil rekabeti sağlamaktır. BTK’nın bunu sağlayamadığı Devlet Denetleme ve Avrupa Birliği raporlarında,fiyat ve kapasite karşılaştırmalarında görülmektedir. Düzenleyici bir kuruluş olan BTK’nın, günlük operasyonlara girmemesi gerekirdi; girince de camcı dükkanına giren fil gibi ortalığı yıkıp duruyor.

“Güvenli İnternet” yönetmeliği demokratik bir süreçte hazırlanmamıştır. Bunun gerekçesi, işleyişi, yapılabilirliği, bilimin ışığında açık ortamlarda tartışılmamıştır. Sivil toplum kuruluşları 4 yıldır 5651 ve bu bakış açısıyla mücadele ediyoruz. Sağır kulaklara seslenip duruyoruz.

Ülkemiz, dünya deneyimlerini dışlayarak, kendi başına dünya İnternetine kurallar getirmeye çalışıyor. Youtube yasağının 3 yıla yakın sürmesinin ana nedeni buydu. 5651 çıkarken “kirli bilgi”yi temizleyip, yurttaşa sunmayı hedeflemişti. Demokratik hukuk devletinde devlet kendi bakış açısını, kendi normlarını vatandaşa empoze etmeye çalışmaz. Vatandaşın kendi fikrini oluşturmasının ortamını sağlar; vatandaş neyin temiz neyin kirli olduğuna, neyin iyi neyin kötü olduğuna kendi özgür iradesiyle karar verir. Bunun icin de temel koşul basın ve ifade özgürlüğünün tam olmasıdır.

İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Bütün
dünya, internetin başı çektiği Bilgi Toplumuna geçişin sancılarını çekiyor;
sektörler yeniden yapılıyor, bazıları çöküyor, yeni sektörler, yeni meslekler
doğuyor. Böyle köklü bir değişim sancılı ve uzun süreçle gerçekleşecektir.
İnternet yaşamın tüm boyutlarını etkilemekte, sınırları yok etmektedir.
Bunun sonucunda İnternet’de “Milli”, “yurtiçi” gibi kavramlar anlamını
yitirmektedir. İnternet tüm dünyaya açılan bir pencere ve sokaktır. Tüm
yurttaşların nitelikli ve güvenli internet kullanımını teşvik etmek, bunun
ortamını oluşturmak tüm toplumun görevidir. İnternetin sorunlarını bir
yönetmelikle çözmeye kalkmak, gerçekçi değildir. Çözüm insan odaklı, dinamik, öğrenen ve esnek olacaktır.

Önerilen, çocuk, aile ve yurtiçi çözümleri, BTK’nın dünya İnternet literatürüne katkısı olacaktır; bir şeyin nasıl yapılmamasının güzel örnekleri olacaktır. BTK, kendi görev alanı dışına çıkınca, İnternete ciddi zarar vermektedir. Tanımı hiç yapılmayan, yurtiçi profili, ticareti düzenlemek demektir; ülkemizin taraf olduğu uluslarası anlaşmaları çiğnemek demektir. Adil rekabeti sağlamakla görevli bir kurumun, rekabeti yok etmesidir.

Çocuk profili, cocukların girebileceği web adresleri listesidir. Dünya üzerinde şu anda 325 milyon web var. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkğiyle, bizim çocuklarımızın sadece buralara girebileceğini belirleyecek, bunları güncelliyecektir? Ülkedeki, değişik sosyo kültürel grupları farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çoçuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar konusunda anababalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp, anababalarını atlattıklarında, BTK anababalara ne diyecektir. BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana Babaları bu konuda eğitmine katkıda bulunsun.

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakcı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade
özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum
yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı,
sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle
bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB
projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana
turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım!

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch, www.hrw.org) 20 haziran 2011 de Başbakana hitaben bir açık mektup yayınladı:

http://www.hrw.org/en/news/2011/06/20/yeni-h-k-metin-insan-haklar-konusundaki-ncelikleri-hakk-nda-ba-bakan-recep-tayyip-er

önemi nedeniyle yayınlıyorum.

Yeni hükümetin insan hakları konusundaki öncelikleri hakkında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a açık mektup
June 20, 2011
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,
Başbakanlık,
06573 Ankara,
Türkiye

Sayın Başbakan Erdoğan,

Size, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin son seçimlerde birinci parti seçilerek üçüncü kez hükümeti kurma görevini alarak tarihi bir başarı elde etmesinin ardından yazıyorum.

Görevdeki ikinci döneminde hükümetiniz iddialı bir dış politika izleyerek Türkiye’nin uluslararası rolü ve bölgesel saygınlığını arttırmak için azimle çalıştı. İçeride ise Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’yi sarsan askeri vesayet sistemini sona erdirmek ve demokratikleşme yolunda önemli bir önkoşul olan ordunun sivil denetimi yönünde adımlar attı.

Ancak genel olarak bakıldığında hükümetin ikinci döneminde gerçekleştirdiği iç reformlar dış politikadaki cesur atılımla koşut gitmedi. Ne de hükümetin ilk döneminde, özellikle de 2005 yılına kadar gerçekleştirdiği insan hakları ve hukukun üstünlüğü konularındaki gelişmelerin üzerine yeni iyileştirmeler yapıldı.

Hükümetinizin üçüncü dönemi, başlatmış olduğunuz reformlara yenilerini eklemek ve Türkiye’de insan hakları ve hukukun üstünlüğünün hükümetiniz için asli öneme sahip olduğunu gerek içeride gerek uluslararası arenada gösterebilmeniz için benzersiz bir olanak sağlıyor.

Yeni anayasa
Yeni hükümetin en acil önceliği yeni bir anayasa olmalıdır. Siyasi yelpazenin tamamı, yürürlükte olan anayasanın temel hak ve özgürlüklerin tam anlamıyla kullanılmasını ve hukuk düzeninin önünde engel teşkil eden birçok hüküm barındırdığı konusunda hemfikirdir.

Sürecin tam bir şeffaflık ve kapsayıcılıkla ele alınması anayasanın başarısı için son derece önemlidir. Partinizin parlamentoda elde ettiği 326 sandalye, hükümetinizin anayasal reformu gerçekleştirebilmek için muhalefet partileriyle işbirliği yapması gerektiği anlamına geliyor. Oydaşma sağlanabilmesi için hükümet muhalefet partileriyle olduğu kadar sivil toplumla ve akademisyenlerle de derinlemesine görüşmelerde bulunmalıdır.

Yeni anayasada ifade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalar kaldırılmalı, Türkiye’deki tüm grupların hakları korunmalı ve etnik kimlikle ilgili ifadeler kaldırılarak Türkiye’nin farklı etnik gruplarına yönelik ayrımcılık sona erdirilmelidir. Yeni anayasa, kuvvetlerin ayrılığı ilkesini garanti altına almalı, parlamentonun rolünü güçlendirmeli ve cumhurbaşkanının yetkilerini sınırlandırmalı, yargı bağımsızlığını ve ordunun sivil denetime tamamen tabi olmasını garanti altına almalıdır.

Kürtlerin ve Türkiye’deki diğer etnik ve dini azınlık grupların haklarının korunması

Kürtlerin ve diğer tüm etnik ve dini grupların haklarının korunması için kararlı adımlar atmadığı sürece Türkiye’nin “bölgesel güç” rolüne her zaman şüpheyle bakılacaktır. Hükümet Türkiye’nin Kürt sorununun çözümüne yönelik olarak barışçıl siyasi örgütlenme, parlamentoda temsiliyet, ifade özgürlüğü ve okullarda anadilde eğitim görme hakkı üzerindeki kısıtlamaları kaldırmalıdır. Yeni anayasanın yapılması ve anayasa reformuna bağlı olarak birçok yasada gerekli iyileştirmelerin yapılması bu sürece büyük katkı sağlayacaktır. Çocukların Kürtçe dahil anadilde okuma yazma öğrenmesinin önündeki engellerin kaldırılması önemli bir ilk adım olacaktır.

Bu konular ele alınırken hükümetiniz meclisteki diğer partilerin desteğini aramalıdır. Mecliste 135 sandalyeye sahip ana muhalefet partisi CHP seçim kampanyasında Kürtlerin insan haklarıyla ilgileneceğini taahhüt etmiştir. Seçimlerde 36 sandalye kazanan ve yeni mecliste Barış ve Demokrasi partisi grubunu kuracak olan bağımsız adaylar da bu konularla ilgili anayasal reformların yapılması için uğraşacaktır.

Hükümetinizin 2009 yılında Türkiye’nin Kürt meselesinin çözümüyle ilgili “demokratik açılım” başlatacağına ve Alevi dini azınlığı ve Romanlar gibi toplumun her kesiminin haklarının korunacağına dair taahhütte bulunması benzersiz bir üslup değişikliğiydi. Ancak bu taahhüt uygulamada somut değişikliklere dönüşmedi.

BDP’nin yüzlerce yetkilisi ve aktivistinin yasal siyasi faaliyetlerine yönelik, “demokratik açılım”ı hiçe sayan ve hala sürmekte olan yoğun baskı yapılmaktadır. Bu kişiler Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) ile bağlantıları olduğu iddiasıyla silahlı PKK örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılanmaktadır. En az 16 farklı davada yargılanan sanıklar uzun süredir tutuklu bulunmaktadır ve İnsan Hakları İzleme Örgütü birçoğuna karşı varolan kanıtların zayıflığı konusunda ciddi kaygı duymaktadır. Türkiye’nin oldukça geniş terör tanımı,teröre lojistik veya malzeme desteği sağladıklarına ya da şiddet eylemleri planladıklarına dair haklarında ciddi kanıt bulunmayan kişilerin en ağır terör suçlarıyla keyfi biçimde suçlanmalarına olanak sağlıyor. (Bakınız İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Kasım 2010 tarihli ‘Protestoyu Terör Suçu Saymak: Göstericileri Yargılamak ve Hapsetmek için Terörle Mücadele Yasalarının Keyfi Kullanımı’ raporu)

“Demokratik açılım” sürecini canlandırma bağlamında ve insan haklarına saygıyı garanti altına almak için hükümetiniz eleştirel görüşlerini ifade eden, gösterilere katılan veya şiddet içermeyen siyasi faaliyetlerde bulunan kişilere karşı terör yasalarının keyfi kullanımının sona ermesi yönünde adımlar atmalıdır.

Kadın haklarının korunması

Hükümetiniz geçen dönem kadınların haklarının geliştirilmesi yönünde Avrupa Konseyi Aile İçi Şiddet ve Kadına Yönelik Şiddete Karşı Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmak gibi uluslararası arenada önemli adımlar atmıştır. Ancak Türkiye’deki kadın haklarındaki eksiklikleri gidermek ve kadınları şiddetten ve can güvenliklerini korumak konusunda ulusal ve uluslararası hukuk bakımından yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi gerekmektedir.

Yeni hükümet Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nın kaldırılarak yerine Aile ve Sosyal Politikalar bakanlığı kurma kararını gözden geçirerek düzeltmelidir. Bakanlığı kaldırmak yerine kadınla ilgili çalışmalara daha fazla yoğunlaşmalı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği, ayrımcılık ve son derece yaygın görülen kadına yönelik şiddetle mücadele (İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Mayıs 2011 tarihli “‘Kocandır; Döver De Sever De’: Türkiye’de Aile İçi Şiddet ve Korumaya Erişim” başlıklı raporda belgelenmiştir) için Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü gibi kadın haklarını koruma amacıyla çalışan kurumları güçlendirmelidir. Hükümet, Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un (No.4320), özellikle koruma mekanizmalarını tüm kadınları kapsayacak şekilde ve koruma emirlerinin daha özenli uygulanmasını sağlayacak biçimde düzeltmelidir.

Yeni mecliste, önceki dönemden 28 fazlasıyla, 550 milletvekilinden 78′inin kadın olmasına rağmen hükümetinizin kadınların siyasi ve iş hayatına katılımını sağlamak için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Kadınlar Türkiye iş gücünün yalnızca yüzde 27′sini oluşturuyor ve gelir getirici işte çalışan kadınların oranı yalnızca yüzde 19.

Türkiye’de adil olmayan yargılanmaları sonlandırma

Hükümet ceza adalet sistemi reformunu öncelikli olarak ele almalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Türkiye’nin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği hükmünü verdiği birçok kararı hayata geçirmelidir.

Türkiye ceza adalet sisteminin zaafları ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğünü kısıtlayan muğlak yasalarla birleşince kalıcı insan hakları ihlallerine neden olmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin dikkat çektiği ve Hükümetin öncelik vermesi gereken temel problemler arasında duruşmaların uzun aralıklarla yapılmasından kaynaklanan uzun süreli tutukluluk ve takibatın aşırı uzun sürmesi gibi konular bulunmaktadır. Sanıkların bir sonraki duruşma için aylarca beklemek zorunda kalması, özellikle tutuklu yargılanan kişilerin davalarındaki gecikmeler kaygı sebebidir.

Ayrıca, hükümetiniz terör ve organize suçlara bakan ağır ceza mahkemelerini iptal etmeye doğru adımlar atmalıdır. Bu mahkemelerin daha katı usuller uygulaması sebebiyle sanık hakları zaafa uğramaktadır. Bu mahkemelerde görevli savcılar ceza soruşturmaları hakkında düzenli olarak gizlilik kararı uygulamakta böylece sanıkları kendi aleyhlerindeki kanıtların tamamını bilme olanağından yoksun bırakmakta ve yargılama öncesi tutuklu sanıkların tahliye başvurusu yapmasına ket vurmaktadır. Bu ise sıklıkla gereksiz uzun süreli tutukluluğa yol açmaktadır.

İfade özgürlüğü

Son on yıldır Türkiye’de en ihtilaflı konularda bile giderek artan bir açık tartışma ortamı doğmuş olmasına rağmen Türkiye’nin yasaları, savcıları, hakimleri ve siyasetçileri hala bunun gerisinde kalmaktadır. İfade özgürlüğüne tam bağlılık hükümetiniz için bir öncelik olmalıdır. Savcılar sıklıkla şiddet içermeyen konuşma ve yazıları nedeniyle kişilere, davalar ve ceza soruşturmaları hakkında haber yaptıkları için gazetecilere terör propagandası suçlamasıyla dava açmaktadır. Politikacılar kendilerini eleştirenlere hakaret davası açmaktadır. Mahkemeler ifade özgürlüğü hakkını koruma yükümlülüklerini dikkate almadan bu davaları görmektedir. Hükümetiniz ifade özgürlüğünü kısıtlayan Terörle Mücadele yasası dahil yürürlükteki tüm kanunları kapsamlı bir biçimde gözden geçirmelidir.

İfade özgürlüğüyle ilgili eğilim son olarak hükümetinizin bir önceki döneminde düzenlenen internet filtreleme planında kendini göstermiştir. Bu karar uyarınca 22 Ağustos’tan itibaren tüm internet kullanıcıları evde ve işyerlerinde internet’e erişebilmek için internet filtre paketi kullanmak zorundadır. Bildiğiniz gibi bu tedbir meclisten geçen bir yasayla değil, bir kararla alınmıştır. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün ve diğer bağımsız gözlemcilerin değerlendirmesine göre bu uygulamanın, esas itibariyle tüm kullanıcılara yönelik devlet kontrollü bir internet filtreleme sistemi olacağıdır. Kararda filtreleme kriterleriyle ilgili detay bulunmamakta ve kişilerin kısıtlanan sitelerle ilgili kararlara karşı çıkma olanağı sunmamaktadır. İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün hali hazırda Türkiye’de web sitelerinin sıklıkla yasaklanmasını ifade özgürlüğünün ve yurttaşların bilgiye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirmektedir. Yeni hükümet öncelikli olarak zorunlu internet filtre paketleriyle ilgili kararı iptal etmeli ve bir filtre paketine abone olup olmama kararlarını kişilerin özgür iradesiyle seçmesine izin vermelidir.

Polis şiddeti ve cezasızlıkla mücadele

Hükümet 31 Mayıs ve sonrasında Hopa’daki ve 31 Mayıs akşamüstü Ankara’daki Hopa olaylarının protesto edildiği gösteriler sırasında polisin tutumuyla ilgili kapsamlı bir inceleme başlatılması için gereken adımları derhal atmalıdır. Hopa’daki gösteriler sırasında emekli öğretmen Metin Lokumcu yoğun biber gazına maruz kalarak hayatını kaybetmiş, bildirildiğine göre polis göstericileri dağıtırken aşırı güç kullanmış ve gözaltına alınanlara işkence ve kötü muamele yapmıştır. Ankara’daki protesto gösterilerinde de polisin şiddet kullandığına dair kanıtlar mevcuttur.

Ankara ve Hopa’da meydana gelen olaylar İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün uzun yıllardır gözlemlediği ve 2008 yılında yayınladığı “Adalete Karşı Safları Sıklaştırmak: Türkiye’de Polis Şiddetiyle Mücadele Önündeki Engeller” başlıklı raporunda da belgelediği bir konu olan göstericilere yönelik polis şiddetinin bir parçasıdır. Diğerlerinde olduğu gibi bu olayda da hükümet kötü muamele, işkence ve aşırı güç kullanımına başvuran polis memurlarından hesap sormalı ve üst düzey görevliler emirleri altındaki memurların davranışlarıyla ilgili soruşturulmalıdır.

Suriye ve BM Güvenlik Konseyi Kararı

Son birkaç haftadır Suriye güvenlik güçleri çoğu silahsız sivillerden oluşan ve hakları için gösteri yapma meşru hakkını kullananlara acımasızca saldırıyor. Suriye yetkililerinin ülkeye girişi engelleme çabalarına rağmen, İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün araştırmaları Suriye güvenlik güçlerinin yüzlerce göstericiyi öldürdüğünü ve binlercesini keyfi gözaltına aldığı ve aralarında çocukların da bulunduğu birçoğuna şiddet ve işkence uyguladığını ortaya çıkarmıştır. En az 418 kişinin öldürüldüğü ve çocuklar dahil birçok kişinin işkence gördüğü Dera ilinde hükümetin yürüttüğü sistematik ve hedefli ihlaller insanlığa karşı suç sayılacak niteliktedir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye’nin Cisr el Şugur’da ve çevresindeki saldırılardan kaçan binlerce Suriyeliye sınırlarını açık tutmasından ve hiç bir geri gönderme vakası bildirilmemiş olmasından memnuniyet duymaktadır.

Suriye devletinin halkın meşru taleplerine verdiği tepkiyi “vahşet” olarak tanımlayıp kınamanızdan memnuniyet duyuyoruz ve size ve hükümetinize, BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye hükümetine bu zalim baskıyı derhal sona erdirmesini talep eden bir karar çıkarılması çabalarına açık destek verme çağrısında bulunuyoruz.

Bu önemli konuları sizinle karşılıklı görüşebilme şansını, tercihen 2011 yılının dördüncü çeyreğinde, bulabilirsem çok memnun olurum.

Saygılarımla,

Kenneth Roth
Başkan
İnsan Hakları İzleme Örgütü

Türkiye Bilişim Dergisi Haziran 2011 sayısında İnternet Sansürü dosya olarak incelendi. Benimle yapılan söyleşi ekte.

http://www.bilisimdergisi.org/index.php?sayi=133

——

-Sizce, “İnternet’i kullanma hakkı, hem de özgürce kullanma hakkı Türkiye’de gerçekten vatandaşlara sınırsız olarak vaat edilmiş bir hak mıdır? Bunun önündeki engeller nedir?

Önce bir genel değerlendirme yapmak isterim. Türkiye Bilişim sektörü yıllardır bir Bilişim Kurumu kurulsun, bilişimin öncü kurumu olsun diye uğraşmıştı. Telekomünikasyon Kurumu (TK) telekom sektöründe adil rekabeti sağlamak üzere sektörü düzenlemek için kuruldu. 2008 yılında adını Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurumu (BTK) adını, almak istedi. TBMM önce reddetti, Elektronik Haberleşme Kurumu adını uygun buldu; veto sonrasında ise BTK ismi benimsendi. Düzenleyici kurum olarak kurulan TK, e-imza, telefon dinlemeleri için TIB, internet sansürü için TIB içine eklenen Internet Dairesi, ve DNS ile yarı düzenleyici yarı işletici bir yapıya döndü. Dünya üzerinde bu yapıda bir düzenleyici kuruluş yok. İyimser bir bakışla BTK’nın ana görevlerinden birinin İnternetin önünü açmak olarak düşünmek isteriz; ama BTK’nın telekom sektörünü adil rekabete açmadığını düşünüyor ve İnternet konusunda uygulamalarını, tutarsız, hukuka aykırı, çoğunlukla pire için yorgan yakmak olduğunu; İnternetin önünü açmak yerine ona sürekli zarar verdiğini düşünüyoruz.

Kanımızca, BTK İnternetin ne olduğunu anlayamadığı için, eline aldığı balyozla, çakacak çivi arayan bir görüntüyle, kendi kafasınca zararlı bulduğu her şeyi her ne pahasına olursa engellemek azmiyle hareket ediyor. Bu arada Anayasamızın temel ilkeleri, evrensel hukuk ilkeleri, Avrupa Insan Hakları Sözleşmelerinin çiğnemiş umurunda değil. BTK’nın telekom sektöründe adil rekabeti sağlayamadığı Devlet Denetleme ve Avrupa Birliği raporlarında,fiyat ve kapasite karşılaştırmalarında görülmektedir. Düzenleyici bir kuruluş olan BTK’nın, günlük operasyonlara girmemesi gerekirdi; girince de camcı dükkanına giren fil gibi ortalığı yıkıp duruyor.

Ülkemiz İnternetin devrimsel boyutta bir gelişme olduğunu içselleştirememiş; medya bağlantılı bazı uygulamalar olarak algıladığı için, matbaanın gelmesinin bazı hattatları koruma kaygısıyla engellemesine benzer bir şekilde internetin gelişimi engelleniyor.

Bu gün bilgiye erişim, internete erişim, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi temel bir insan hakkı haline gelmiştir. Bu yeni yapılan tüm anayasalara girmeye başlamıştır. Bir çok ülkde 100Mbits evrensel hizmet kategorisine girmiştir. İnternete erişim temel bir hak ama bunu savunun yöneticilerimiz, ve pire için yorgan yakmayı seven bir BTK’mız ve mahkemelerimiz var. Yapılacak yeni anayasada bunun temel yurttaşlık hakkı olduğunu tescil ettirmek hepimize düşen bir görevdir.

-İnternet ortamı ve kullanıcının erişim olanaklarını kısıtlayacak usul ve esaslar hangi durumlarda kabul edilebilir? Bu kısıtlamalar ne ve nasıl olmalı?

İnternete erişim temel bir insanlık hakkıdır. Çünkü bu bilgi edinme, ifade özgürlüğü, kendini geliştirme, siyasal katılım, eğitim, iş yapma gibi temel hakları kapsar. Kısıtlamanın çok özel koşullarda, yasalarca açık belirtildiği halde ve bağımsız yargı tarafından verilmesi gerekir. İnternetdeki bazı nesnelere erişim ise bu ilkelere ek olarak başkalarına zarar vermeden, adil, orantılı, ve savunma ve bilirkişi raporu sonrasında verilmelidir. Bunun için uzman mahkemeleri gerekli görürürüm. Kararların uygulamasının UYAP üzerinden ve modern yöntemlerle yapılması gerekir.

Şu andaki uygulamaların “bir hukuk faciası” olduğunu düşünüyorum. Bunda, düzenlemelerin yanında yargı içindeki bilgi eksikliğininde belirleyici olduğunu düşünüyorum. BTK, Adalet Bakanlığı, HSYK gibi kurumların gözlerini kapamış durumdalar. Kapatmaların çoğu, BTK İnternet Sansür dairesince hiç bir savunma almadan, yargılama yapılmadan veriliyor. Bu yasaldır ama hukuki değildir; anayasa, evrensel hukuk ilkeleri ve AİH sözleşmesine aykırıdır. BTK’nın ne kadar sayduyulu olduğunu da, hiç bir yetkisi olmadığı halde, tüm yer sağlayıcılarda gönderdiği 138’lik yasak kelime listesi ile göstermiştir. Mahkemelerin Fikri Haklar ve Medeni Kanuna dayanarak verdiği yasaklama kararları ilgili nesne ya da alan adı yerine tespit edilen tüm IP’lere uygulanmaktadır. Bir kitabın bir paragrafı nedeniyle milyonlarca kitabı içeren bir büyük kütüphaneyi yasaklamakla özdeş konumdadır. Yasağa neden olan nesnenin kaldırılmasının ardından, yasaklanan milyonlarca webin erişime açılması haftalarca sürmektedir. 5651, fikri haklar, ve medeni kanun dışında yasaklamalar da bulunmaktadır. BTK 2009 da 193 böyle yasaklama olduğunu yayınlamıştı.

- Özgürlükleri sınırlamadan çocukları koruma adına İnternet nasıl düzenlenmeli?

İnternet uluslararası bir yapı. Türkiye’nin İnterneti kendi başına düzenlemeye kalkması başarı sansı olmayan bir çabadır. Ülkemiz, dünya deneyimlerini dışlayarak, kendi başına dünya İnternetine kurallar getirmeye çalışıyor. Youtube yasağının 3 yıla yakın sürmesinin ana nedeni buydu. 5651 çıkarken “kirli bilgi”yi temizleyip, yurttaşa sunmayı hedeflemişti. Demokratik hukuk devletinde devlet kendi bakış açısını, kendi normlarını vatandaşa empoze etmeye çalışmaz. Vatandaşın kendi fikrini oluşturmasının ortamını sağlar; vatandaş neyin temiz neyin kirli olduğuna, neyin iyi neyin kötü olduğuna kendi özgür iradesiyle karar verir. Bunun icin de temel koşul basın ve ifade özgürlüğünün tam olmasıdır.

Tabii ki çocukları korumak, tüm yurttaşların nitelikli ve güvenli internet kullanımını teşvik etmek, bunun ortamını oluşturmak tüm toplumun görevidir. İnternetin sorunlarını bir yönetmelikle çözmeye kalkmak, gerçekçi değildir. Çözüm insan odaklı, dinamik, öğrenen ve esnek olacaktır. Yapılacak düzenlemelerin kapsamlı bir risk analizi sonunca, yönetişim ilkeleri ışığında, asgari, platform bağımsız olmalı, ve modern dünya ile paralel olmalıdır.

Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Dünya üzerinde şu anda 325 milyon web var. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle, bizim çocuklarımızın sadece buralara girebileceğini belirleyecek, bunları güncelliyecektir? Ülkedeki, değişik sosyo kültürel grupları farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çocuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar konusunda ana babalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp, ana babalarını atlattıklarında, BTK ana babalara ne diyecektir. BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana Babaları bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade
özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum
yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı,
sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

- Neye karşı “beyaz”, neye ve kimlere karşı “siyah” filtre uygulanmalı?

Filtre eskimiş ve modern dünyada terk edilen bir bakış açıdır. Büyük haksızlıklara sebep olur. Beyaz Saray, göğüs kanseri araştırmaları hakkında bir açıklama nedeniyle “göğüs” filtresine takılmıştır. Şu anda kaldığım kurumdaki filtre nedeniyle, ABD anayasa mahkemesi, AB de Sayısal Hakları savunan bir STK’ya erişemiyorum. “sex” filtresi, tıp ve biyoloji yayınlarının ve edebiyat eserlerinin önemli bir kısmını eleyecektir. Okullar ve kamuya açık yerlerde özenli olmak, az sayıda webi engellemek gerekebilir.
Esas yaklaşım, ana babanın çocuklarla diyalog içinde olması, çocukla birlikte çalışmasıdır., Okul, Okul aile bu diyalogun parçası olabilir. Ama, bir çocuk profili ile çocukları korumak mümkün değildir. Yaş ve kültür farklılıklarını gözardı edemezsiniz. Çocuk profili ana babaları rahatlamaya yarabilir; ama çocukları pedofil’lerden korumuz, ve çocuğun yasağı delmesini engelleyemez.
Sosyal ağlar, wikipedia ve portallar beyaz listelerdir. Yetişkinler için bir yasak listesi hazırlamak, çok özel bazı istisnalar dışında, anlamsızdır; hukuksuzdur. Anti-demokratiktir. İfade özgülüğü insanlığın gelişmesinde önemli bir noktayı temsil eder; toplumun kendini düzeltmesine ortam sağlar. Farklı, aykırı, toplumu sarsan, şok edebilecek fikirlerin yayılması ve bu fikirlere erişimi kapsar. Kişiler ve gruplar kendi yasak/siyah listesini oluşturabilir. Ama, devletin bir bir liste hazırlayarak, tek tipi empoze empoze etmesi demokratik değildir. Demokrasi farklılıkların uyumu ile oluşur. Daha önemlisi, Bilgi Toplumu farklı, ve aykırı fikirlerin yeşerdiği bir ortamda yaratıcı, girişimci bireyler yetişir.


-İnternet erişimini kısıtlayacak düzenlemelere neden karşı durmalıyız?

Bunlar internetin gelişimini bu ise tüm toplumun , ekonominin, demokrasinin gelişmesine köstek olur. Biz fikri hür, vicdanı hür nesiller istiyoruz. Bunu bireye sahip çıkıp, onun sorumluluk alması, kendi kararlarını vermesi ve girişimci olması gerekir. Bizim yasakçı bakış açısından vazgeçip, bireye yetki ve sorumluluk vermemiz gerekir.

-IPS İletişim Vakfı (Bağımsız İletişim Ağı-Bianet), 13 Nisan 2011’de  “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’ iptal davası açtı. Vakıf, Danıştay’a yapılan başvuruda, BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığı vurgulandı.
Çocukları zararlı içerikten korumada “ebeveynlerin yerine devlet eliyle” karar verilmesinin doğru bir uygulama olmadığı belirtilen iptal davası başvurusunda, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu, çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler, ev ve okul bilgisayarları ile İnternet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır” açıklamasında bulunuldu. Bu açıklama konusundaki görüş ve değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Güvenli İnternet Yönetmeliğini bizde INETD olarak dava açmayı düşünüyorduk. Gerekçelere katılıyoruz. Türkiye henüz demokrasiyi içselleştiremedi. Demokrasi, demokratik süreçler, saydamlık ve katılım demektir.
“Güvenli İnternet” yönetmeliği demokratik bir süreçte hazırlanmamıştır. Bunun gerekçesi, işleyişi, yapılabilirliği, bilimin ışığında açık ortamlarda tartışılmamıştır. Sivil toplum kuruluşları 4 yıldır 5651 ve bu bakış açısıyla mücadele ediyoruz. Sağır kulaklara seslenip duruyoruz. 5651 ile ilgili 2 calıştay yapıldı. Hiç bir sonuç uygulanmadı.

Önerilen, çocuk, aile ve yurtiçi çözümleri, BTK’nın dünya İnternet literatürüne katkısı olacaktır; bir şeyin nasıl yapılmamasının güzel örnekleri olacaktır. BTK, kendi görev alanı dışına çıkınca, İnternete ciddi zarar vermektedir. Tanımı hiç yapılmayan, yurtiçi profili, ticareti düzenlemek demektir; ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları çiğnemek demektir. Adil rekabeti sağlamakla görevli bir kurumun, rekabeti yok etmesidir. Yurtici profili, interneti anlamamaktır. Wikipedia, google vsnin olmadığı bir ağa İnternet demektir. BTK ticarete engel olduğu için açılacak davalara hazır mı?

-Çocukları pornografi, müstehcenlik, kumar gibi zararlı içeriklerden korumak adı altında toplumun çoğunluğuna, özellikle de ebeveynlere “sağduyu” işlemi ile getirilecek bu düzenlemenin toplumu “iki kutuba” indirgeyeceği ve farklı olanları “potansiyel suçlu” veya “öteki” konumuna getireceği endişesi var. Bu endişeyi yaşayanlara ne söylemek istersiniz?

Yönetmelik, yeni aboneleri “aile” profiline üye alınacağı belirtir. Bir mahalle baskısı aile, çocuk, yurtiçi profilleri için mahalle baskısı oluşturacaktır. Servis sağlayıcıların ticari ürün olarak profil oluşturması ve bu hizmeti sunmasında bir sorun yok. Zaten yapıyorlar. Sivil toplumun, kullanıcı gruplarının beyaz ve siyah listesi olmasında anlaşılabilir. Ama, devletin, tek tip profil hazırlaması ve baskı kurması demokratik toplumlarda kabul edilemez. Devletin empoze ettiği profil’llerin toplumsal bölünme, “potansiyel suçlu”, “pornocu” olarak algılanması büyük olasılıktır.

İnternet Yaşamdır, sansürlenemez!

2007′de 5651 mecliste iken basına ve çeşitli listelere gönderdiğim bir mesajı bir dostun hatırlatması üzerine buraya alıyorum.
———
Kimden: Mustafa Akgul
Konu: [acik-duyuru] internetde sansure hazirmisiniz
Kime: edu-net@inet-tr.org.tr
Tarihi: 1 Nisan 2007 Pazar, 19:28

Bu mesaji daha once alanlardan ozur dilerim. Onemi nedeniyle gonderiyorum.

Saygilar
Mustafa Akgul
———————

Internetde Sansure Hazirmisiniz ?

Ulastirma Bakanliginin hazirladigi bir tasari su anda TBMM Adalet
altkomisyonunda gorusuluyor. 1-2 hafta icinde tasarının
yasalaşmasını bekliyoruz. Turk hukukunda ilk defa, interneti
izleme ve yasaklama yasal hale getiriliyor. Adalet Bakanliginca, oldukca genis
bir katilimla hazirlanan taslak bekletirken, Ulastirma Bakanligin hazirladigi
taslak yasalasmak uzere.

Yasa esas olarak 5-6 konuda suclari izlemek ve engellemeyi hedefledigini beyan
ediyor. Cocuk pornosu, mustehcenlik, fuhus, intihara yonlendirme, kumar ve
uyusturucu madde konularda
i) yurt icine sulh ceza mahkeme hakimi
ii) yurt disi olanlarda ve cocuk pornosu/fuhus/mustehcenlik konularinda
Telekominukasyon Kurumu (TK) resen erisimi engelleme karari verebilir.

Bu tasari ile TK’ya interneti izleme ve zararli icerigi engelleme gorevi
veriliyor. TK Baskan yardimcisin ifadesiyle, TK kendini “Internetin Sahibi”
olarak goruyor. Bu yasa elektronik ortamda sohbet, mesaj ve benzeri
servislerde yapilacak filtreleme, perdeleme ve izleme esaslarına gore
donanim ve yazilim uretilmesi standartlarini belirleme gorevi bile veriyor.

Bu konuda Bilisim STK’lari olarak bir kac kere uyarici bildirgeler yayinladik.

Adini dogru koyalim: bu acik toplum, ozgurluk yolu degil, sansur yoludur.
Benim kisisel degerlendirmem, Turkiye’nin Avrupa Birligi degil, Cin, İran,
Vietnam , Saudi Arabaistan modelini sectigi yonunde.

Bu taslak, benim bildigim kadariyla, kapali kapilar arkasinda cok hizli bir
sekilde hazirlandi. Yonetisim ilkelerine uyulmadi.

TK, FCC ve Oftel benzeri bir yapi yerine, kendi yetkisini artirarak,
“Internetin Sahipligi” sapkasi altinda Internet sansurune soyunmayi tercih
ediyor.

“Temiz internet” toplantsinda Ulastirma Bakani ve TK yetkililerinin
konusmalarindan benim anladigim, ana onceligin “temiz internet” oldugu,
bunun internet ve telekom sektorune verebilecegi zararin hic onemli
olmadigi, IPv6′ya gecisinde bu amacla dort gozle bekledigini gordum.

Bundan onceki Parlamentomuz, İnternet Haftasi ile Bilisim Surası arasinda
RTUK yasasina, simdi iptal edilen, basin kanuna eklenen maddeyi cikartmisti.
Gozuken o ki, bu parlamentomuzda, internetin marjinal problemlerini cozmek
amaciyla, internete sansuru yasalastiracak.

Ulkemizin, İnterneti buyutmek icin ciddi cabalar harcamadan, denetlemek
ve sansur icin bu aceleci tavri, sivil yapilardan uzak, oldu bittilerle
internetin gelismesine ciddi zarar verebilecek cabalara girmesi uzuntu verici.

Halbuki, internet uyumlu politikalar, yonetisim ile bu ülkeyi
sıçratacak, demokrasiyi buyutecek, saydamligi artıcak olanaklarla
dolu. İnterneti uretim için, bireysel gelisme için, saydam kamu
yonetimi kullanabilmek bir gun ana egilim olur umudunu yitirmedim henuz.

Bilisim STK’larin bildirgeleri ve yasa taslaklarini ve ilintili webleri

http://bt-stk.org.tr/

http://internetim.kampanya.org.tr

http://internethaftasi.org.tr

adreslerinde bulabilirsiniz.

Sizlerden ricamiz, ilgili taslagi okuyun. Goruslerinizi belirtin.
Internet haftasinda bu konunu tartisilmasina katki verin.

Internetin buyutmeye katki verin!

Internet Yasamdir

Mustafa Akgul

BTK’nın hazırladığı “Güvenli İnternet” yönetmeliğini İnternete getirilmek istenen kapsamlı bir sansür ve izleme çabası olduğu endişesi herkesi sardı. Sansürsüz, özgür bir internet için, ifade özgürlüğü, haber alma özgürlüğü, iş yapma özgürlüğü, kendini geliştirme özgürlüğü için, kendi geleceğimiz hakkında söz sahibi olmak için, İnternet kullanıcıları olarak 15 mayısta ülkenin pek çok ilinde sokağa çıkıyoruz. Saat 14:00 de tüm Türkiye’de aynı anda Sansürsüz İnternet istediğimizi haykıracağız: İnternetime Dokunma !

Etkinliklerin olduğu adresleri
www.sansursuzinternet.org.tr
www.sansurekarsi.com
www.yasaklamakyasaktir.com

http://www.facebook.com/event.php?eid=152334771499561

adreslerinden öğrenebilirsiniz.

Türkiye İnterneti 18. doğum gününü kutluyor. Biz, Bilişim Sivil Toplum kuruluşları halkımızı bu vesile ile İnterneti düşünmeye, tartışmaya, internetden birey, kurum ve ülke olarak nasıl yararlanırız sorusunu sormaya, internete sahip çıkmaya, internet politikalarını konuşmaya çağırıyoruz. Bizden bir ekip Doğu ve Güneydoğu Anadoluda 10 ili kapsayan bir tur yapıyor . Bunun dışında birçok ilde etkinlik yapılıyor. 18. doğum günü pastası ise Ankara dışında, Samsun, Diyarbakır, Manisa ve İstanbul’un ardından Tunceli Üniversitesinde kesiliyor.

Türkiyenin %33′ü için bugün İnternet vazgeçilemez konumda. Bu kesimin hayatı ve ilgili sektörler köklü bir şekilde değişmeye başladı. Bu değişimleri birkaç yıl önce hayal bile edemezdik. İnternet sanayi devrimi boyutlarında köklü bir değişimi temsil ediyor. İnternet hiç birimizin tahmin edemediği inovasyonları ortaya çıkarıyor. İnsanlık, adına Bilgi Toplumu dediğimiz yeni bir toplum biçimine geçmenin sancılarını yaşıyor. İnternet tüm bu gelişmeleri taşıyor, temsil ediyor. İnternet bir yandan bireyi özgürleştiriyor, onu üretici ve tüketici olarak öne çıkartıyor; öte yandan dünya üzerinde geniş kitlelerin örgütlenmesini, birlikte üretmesini, birlikte hareket etmesine katkıda bulunuyor. Hiyerarşik yapıları yıkıyor; sınırları büyük ölçüde ortadan kaldırıyor; zaman ve mekanın etkisini azaltıyor. Bunun sonucunda bazı sektörler de çok ciddi değişimler söz konusu. Bilgi bir üretim faktörü oldu. Temel zenginlik kaynağı, bilim, teknoloji ar-ge ve inovasyon oluyor. Ulusların asıl zenginliklerinin yetişmiş yurttaşlarının beyinlerinde bilgi olduğu ortaya çıkıyor. Ülkeler kamu hizmeti, katılım, saydamlık, demokrasi ve yönetişim kavramlarını yeniden tanımlamaya çalışıyorlar. Dünya yurttaşları, daha özgür, daha saydam, daha katılımcı bir dünya istiyor; refahtan daha fazla pay istiyor. İnternet bunları kendiliğinden sağlamıyor ama ortam sağlıyor, hızlandırıyor.


Dünya Nerede, Türkiye Nereye Gidiyor ?

Bugün dünyada 2 milyarı aşkın insan internet kullanıcısı. İnternete kayıtlı bilgisayar sayısı 818M(Milyon). 313 M web var. 120M’sı uluslarası, toplam 205M kadar alan adları var. Blog ve video sayısının yüz milyonlar ölçüsünde olduğunu biliyoruz. Türkiye’ye gelince 30 milyon civarında kullanıcı olduğunu düşünüyoruz. İnternet kullanım istatistikleri ciddi bir sayısal bölünmeyi ifade ediyor. Internete kayıtlı bilgisayar sayısı 4 milyon rapor edildi. Türkiye adresli 1 milyon 250 bin civarında alan adı var; bunun 250 bini .TR altında gerisi yurt dışında. Yurt içinde ve dışında blog ya da web sayfası olanların bir kaç milyonu olduğunu tahmin ediyoruz.

Türkiye Gemisi Rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedi!

Türkiye İnternetinde çok başarılı unsurlar var. Pek çok bakımdan dünya ortalamasını yakaladık. Finans ve bazı e-devlet uygulamalarında Avrupanında ilerisindeyiz. Ama, kullanım, fiyatlar, serbestleşme, ve çeşitli Bilgi Toplumu İndekslerinde OECD ve Avrupa içinde epey geriyiz. Kabaca değerlendirirsek; dünya ortalamasını yakaladık ama, Avrupa ortalamasını yakalayamadık. Örneğin, Birleşmiş Milletler e-devlet indeksinde 192 ülke arasında 69 konumdayız. Dünya ekonomik forumunun Bilgi Toplumu indeksinde sürekli geri gidiyoruz: 55/127, 61/134, 69/133 (133 ülke arasında 69.). Dünya rekabet indexinde 69/139 durumdayız. Toplumsal cinsiyet indeksinde 105/115, 121/128, 123/130, 129/134, 126/134. OECD istatistiklerinde ya en sonuncuyuz yada sondan ikinciyiz. AB 27+ listesinde çoğunlukla sonuncu yada sondan 2. yada 3. oluyoruz. Düzenli internet kullananlar %25 civarında. TUİK verilerine göre %58 hiç internet kullanmadı. Bu kırsal kesimde kadınlar için %85 gibi yüksek.

Katılımcı Kurumsal Yapı Gerekiyor

Ülkemiz internet projelerine ciddi para yatırıyor. Ama, dağınıklık, sahipsizlik, kendine zarar verme göze çarpıyor. Bizim önerimiz, ana işi bu olan bir siyasinin sorumluluğunda, müsteşarlık/bakanlık düzeyinde bir yapılanma. Tüm paydaşları: özel sektörü, STK’ları, Üniversiteleri, basını ve yurttaşları kapsayan katılımcı yapılar, sık gözden geçen eylem planları ve saydam çalışan, rapor sunan, hesap veren yapılar kurulmalı. Bu kurumsal yapı bilişim, bilim, bilgi, ar-ge ve inovasyonu esas alan ve Bilgi Toplumunu Hedefleyen bir ulusal strateji ışığında tüm toplumu koordine etmelidir.

Yasaklar Türkiye’ye Zarar Veriyor !

Ülkemizdeki kafa karışıklığının çok somut örneği İnternet Yasaklarıdır. Dünya ile bütünleşmek, AB’ye üye olmayı hedef alan bir Türkiye’nin dağınık yapılarla 10 bine yakın webi yasaklaması, youtube yasağının 3 yıla yakın sürmesi, 14 marta kalkan Blogspot.com yasağının, medarı iftiharımız UYAP’a rağmen, hala sürüyor olması; ülkemizin İnterneti algılamakta ve kendini uyarlamakta yaşadığı kafa karışıklığının göstergesidir.

İnternetden Korkmayın, onu ciddiye Alın!

Tüm yurttaşlarımızı, aktif olarak İnternet Haftasına katılmaya davet ediyoruz. Evde, okulda, iş yerinde İnterneti konuşun tartışın. İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğreninin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu sorgulamadan kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın. Bildiklerinizi, düşündüklerinizi, öneri ve eleştirilerinizi paylaşmak için kullanın .

İnternet, insanlığın gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil etmektedir. İnternet, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için vazgeçilemez bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.

Doğum Günün Kutlu Olsun İnternet !

İnternet Yaşamdır !
Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları Platformu