Bugün Türkiye İnterneti 20. yaşına basıyor. Biz, Bilişim Sivil Toplum Kuruluşları, Üniversiteler, Okullar, Öğretmenler, Ticaret ve Sanayi Odaları, Barolar, kısaca tüm Türkiye olarak bunu kutlamaya çalışıyoruz. Bu 15. internet haftası. Biz 9-22 nisan aralığını, bu 2 haftayı tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çalışıyoruz. Bu süre boyunca, her Türk vatandaşı interneti konuşsun, interneti düşünsün, interneti kullansın ve internet’ten nasıl yararlanabilirim, işimi nasıl geliştiririm, kendimi nasıl geliştirebilirim diye araştırsın istiyoruz.

Dünya, İnternetin başını çektiği değişimin ortaya çıkardığı yeni toplum biçimine, Bilgi Toplumuna doğru geçişin sancılarını yaşıyor. Bilgi toplumu, bilginin bir üretim faktörü olduğu, bilim, teknoloji, ar-ge ve inovasyonun temel zenginlik ve istihdam kaynağı olduğu, bağımsız ve yaratıcı bireyin öne çıktığı bir toplum yapısını işaret ediyor. İnternet Bilgi Toplumunun aracı, tetikleyicisi, taşıyıcısıdır. Bu nedenle tüm dünyada ülkeler bütün vatandaşlarını geniş bir yelpazede internet okuryazarı yapmaya çalışmakta ve internetden yararlanmasının yollarını aramaktadır. Herkesin internete ucuz ve kolayca erişimini sağlamaya, tüm şirketlerin iş süreçlerini internete uyumlu yapmaya, kamu yönetimini internete taşımaya ciddi şekilde koyulmuşlardır.

İnternet, bireyi öne çıkarmanın yanında, geniş kitlelerin iş birliğine, beraber üretimine, deneyim ve bilgi birikimini, kişisel bilgi ve meraklarını paylaşmayı mümkün kılmıştır. İnternet hiç kimsenin tahmin edemediği biçimde gelişmekte, sıradan yurttaşa bunları fazla teknik beceri gerektirmeden, kolay, ucuz ve hızlı yapma ortamı sağlamıştır. 3G gibi mobil teknolojiler, ve gelişen bilişim teknolojileri ise bunu insana her an sürekli olarak sunmaktalar. Dünya yurttaşları da buna olumlu cevap vermişlerdir. Web 2.0 servisleri, özellikle Sosyal Ağlar, wikipedia, Linux ve Açık kaynak dünyası, açık ders malzemeleri, bunun örnekleri arasındadır. Geniş kitleler, internete erişim, açıklık, katılım ve refahtan pay istemekteler.

Dünya’da 2.2 milyar internet kullanıcısı,  888 milyon kayıtlı bilgisayar, 220 milyon alan adı, 677 milyon web, trilyon ölçüsünde web sayfası, milyonlar ölçüsünde  video ve 130+ milyon civarında kişisel web/blog olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’de ise 30-35 milyon civarında kullanıcı, 4 milyon bilgisayar, 300 bin Türkiye içinde, 1.3M Türkiye dışında alan adı var. Halkımızın, %30-38’si interneti düzenli kullanıyor, İnterneti kullananlar %45; %55’i ise interneti kullanmıyor/ kullanmamış . Evlerin  %43’inde internete erişim var. Erkerkeler %56 kadınlar %35.3 internet kullanıyor. Kentlerde oran %53.2 olan kullanım kırsalda %25.7′ye düşüyor. Kadınlarda ise oran kentde %43.5 ve kırsalda %16.4. Sosyal ağlar ve yurttaş temelli içerik hızla gelişiyor. Facebook’a kayıtlı kullanıcı sayısı 845 milyonu aştı; günde 425 milyon kişi ziyaret ediyor; bir ay içinde mobilden bağlanan sayısı 400 milyon. Twitter’da 350 milyon kullanıcı sö zkonusu, aktif kullanan 140 milyon; günde 300 milyon tweet ve 1.6Milyar sorgu var. En çok izlenen kişi Lady Gaga, 20 milyon civarında. Linkedin 125 milyon civarında. WordPress 20 milyonu aşmış durumda. Facebook’ta 500 bini aşkın uygulama var.   Yurttaş fotoğraflarının toplandığı Flicker’de 6 milyar foto var. Youtube üzerinden günde 1 milyarı epey aşkın sayıda video izleniyor. Video pazaranın %40′i youtube’ta. Her dakika 30 saatlik video youtube’a yükleniyor. 

İnternet, hic kimsenin tahmin edemediği bir şekilde gelişiyor.  Biz arkadan geldiğimiz için işin özünü yakalayamıyoruz. Ama, pek çok kişinin  eğlence ortamı olarak algıladığı  sosyal ağlar, bir tanıtım, örgütlenme, eğitim, pazarlama ve haberleşme, buluşma ortamı olmuştur.  Hiç bir  büyük kurum, devlet, firma, proje buralarda  olmama lüksüne sahip değildir. Artık kurumların sosyal ağdaki temsilcisi, kurumun en yetenekli elamanlarından biri olmak zorunda; hem kurumu, hem iletişimi, haklka ilişkileri, reklamı hem de internet iyi bilmek zorunda. Bloglar,  kurumlar için bile, hem politikaları açıklama, hem kamuoyuna hesab verme, hem de kendini anlatma ortamı olmaktadır.   İnternet, bilgiye dayalı,  geniş kitlelerin katılımı ile hayata geçen yeni bir toplum biçiminin nüvesini taşıyor, ortam ve araçlarını sunuyor. 

Ülkemizdeki gelişmeler dağınık, çelişkili, ve mehter yürüyüşünü hatırlatıyor. Ülkemizin 2006-2010′u kapsayan, bir Bilgi Toplumu stratejisi ve eylem planı vardı; eylemlerin çoğu yapılmadı ve işin daha ilginci toplum böyle bir stratejinin varlığının farkında değildi. Henüz yenisi ortada yok. Kamu’da, profesyoneller arasında, üniversitelerde, okullarda, büyük şirketlerde yaygın internet kullanımı var. E-devlet, finans, sağlık, medya gibi başarılı sektörlerimiz var. Ama KOBİ’lerde, tarım sektöründe, kırsal kesimde,  dar gelirli kesimlerde gidecek çok yolumuz var. Ülkemizde, internet konusunda  heyecanlı kesimlerde var; bihaber kesimlerde . Geçikmeli de olsa 3G ülkemizde var,  cep telefonları internete erişim aracı olarak yagınlaşmaya başlamıştır. Ama Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna döndürdüğünü söyleyebilmek mümkün değil. Serbestleşmede epey yol aldık gibi, ama  pazar payları epey geri olduğumuzu gösteriyor.  Geniş bant internet 12 milyona ulaştı, ama yeteri kadar yaygın değil ve pahalı. I.T.U’nün 2010 ücretlerine göre Bilgi ve İletişimin maliyeti sıralamasında 80. sıradayız; sabit de 89., GSM’de ise 112. sıradayız. İnternet ve telekomda KOBI’ler   yaşam savaşı veriyor. Bilişim alanında insan gücü açığı ve açığı kapatacak öğretim üyesi açığı had safhada.  Ülkemizde internet konusunda bir dağınıklık ve koordinasyonsuzluk söz konusu.

Uluslarası indekslerde en iyisinde bile ilk 50. ye giremiyoruz. 2 yılda bir yayınlanan Birleşmiş Milletler e-devlet indeksinde 59, 76, 69 dan sonra bu sene 80. sıradayız. Basın özgürlüğünde son 2 yılda 138 ve 148 sıradayız. Dünya Ekonomik Forumu sıralamasında uzun süren gerilemenin ardından 2007 seviyene tekrar yükseldik ve 52. olduk. Aynı rapor, ülkenin interneti ekonomide kullanımda geri kaldığını, bunun ise yurttaşların bilgi teknolojileri yetkinliğinin yetersizliğden kaynaklandığını belirtiyor. İnsani gelişme indeksinde, toplumsal cinsiyet eşitliğinde, demokrasi indeksinde oldukça geriyiz: 92, 121, ve 88.

 İnternet Yasakları ise ülkemize zarar vermeye, suçsuz vatandaşımızı cezalandırmaya devam ediyor. Donkişot, Devekuşu ve Harakiri ile özetliyebileceğimiz, adaletsizlik, başını kuma gömme ve kendimize zarar vermeye devam ediyoruz. Zararlı içerikle mücadele, demokratik bir hukuk devletine yarışır temelli, yurttaş temelli olmalı, devlet eğitim, destek ve uygun yazılımları sağlamalıdır. Hiç bir bilimsel temeli olmayan, kamuoyuna kapalı, hukuki temeli olmayan bürokratik çözümler yerine, yönetişim ve özgürlük öncelikli makul çözümler peşinde koşmalıyız.

İnterneti; kalkınmamız, dünya ile bütünleşmemiz, ülkemizde bilim ve teknolojinin gelişmesi, demokrasimizin gelişmesi, ve ülke içinde bütünleşme çabalarının merkezine koymalıyız. İnternet projesi, muasır medeniyet projesidir. En az GAP ve AB projeleri kadar önemlidir. Bir seferberlik ruhuyla konuya yaklaşmalıyız. Uygun bir vizyonla, doğru siyasal sahiplenme, partiler üstü çerçeve, katılımcı, saydam ve esnek yapılarla yeniden örgütlenmeli; kısa, orta ve uzun vadeli Eylem Planları hazırlamalı ve el birliği ile hayata geçirmeliyiz.

Yurttaşın Bilgi Teknolojileri yetkinliğini kazanması hayati önemdedir. MEB, temel bilişim derslerini zorunlu ve kapsamı geniş olarak tekrar koymalıdır. Bu dersler, marka ve ürün temelli olmaktan, kavram temelli olmalı; Ulusal İşletim Sistemi Pardus’a en azından eşit sans tanımalıdır. Bilgi Okur yazarlığı, işin etik, estetik, mahremiyet, güvenlik ve bilişim suçları boyutlarını kapsamalıdır. Lise ve Üniveristelerde, kendi alanı ne olursa olsun, tüm öğrencilere kelime işlemicisi, hesap tablolamanın ötesinde temel bilgisayar bilimi kavramları; programlama, ağ, veritabanı, bilgi sistemi gibi dersler verilmeli, ve öğrencilerin bilişimin neler yapabilecegini ve tehlikelerini kavramaları sağlanmalıdır. Ayrıca, Bilişim sektörünün ülkemiz için öncekikli bir sektör olması gerektiğinden, bilişim uzmanları yetiştirmek ulusal hedeflerimizden biri olmalıdır.

Ülkemiz gündemine Fatih Projesi vardır. Bu çok önemli, maliyetli ve çok riskli bir projedir. Bu projenin başarıyla hayata geçmesi hepimizin üstüne düşen bir görevdir. Bunun için katılım ve saydamlık şarttır. Bütün tarafların diyalog içinde bu projede hata yapmadan hayata geçirmek için dayanışma içinde olması gereklidir. Biz, Sivil Toplum Kuruluşları ve ilgili akademisyenler olarak takipçi olacağız.

İnternet, insanlığın gelişmesinde önemli bir aşamayı temsil etmektedir. İnternet, dünya ile bütünleşmek, AB’ye girmek isteyen, özgür bireylerin  oluşturduğu, çok renkli ve çok sesli bir Türkiye için  vazgeçilemez  bir araçlar bütünüdür. Gelin, İnterneti  kalkınmamızı hızlandırmak, demokrasimizi geliştirmek, ortak aklımızı oluşturmak, bireyler olarak kendimizi geliştirmek, birlikte üretmek için kullanalım.

Doğum günün kutlu olsun İnternet!

İnternet Yaşamdır!

15. internet haftasi logosu

15. Internet Haftası Logosu

Türkiye İnterneti 12 nisanda 19. yılını doldurmuş olacak. Türkiye İnternet Kamuoyunu, 9-22 Nisan’da gerçekleşecek 15. İnternet Haftasını, tüm ülkede internete verdiğimiz öneme yakışır bir şekilde; interneti savunmaya, interneti konuşmaya ve bu doğum gününü kutlamaya çağırıyoruz. Tüm kesimlerden; Üniversiteler, Ticaret ve Sanayi Odaları, Çiftçi Birlikleri, Ziraat Odaları, Mühendis Odaları, Barolar, Tabip Odaları, Bankalar Birliği, Noterler Birliği, Organize Sanayi Bölgeleri, Yerel Yönetimler, İnternet Cafeler, Okullar, Kaymakamlıklar, Valilikler, Bakanlıklar, tüm kamu yönetimi, özel sektör, internet şirketleri, Bilişim/Bilgi/İletişim STK’ları, Demokratik Kitle Örgütleri, Bilişim Klüpleri, Tüm Medya Kuruluşlarını, Bireyleri bu İnternet Haftasını tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çağırıyoruz.

İnternet Haftası toplumda internet kültürünü yaymak, internet bilincini yaratmak, interneti tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları ve çözüm yollarını tartışmak, kısaca interneti Türkiye gündemine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye internetinin gündemindeki sorunları tartışmak, özellikle yönetişim, yasal düzenlemeler, serbestleşme, internet ve telekom sektörünün gelişimi, iş yaşamı, eğitim, kültür ve demokrasi boyutlarını gündeme getirmek; bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı, mahremiyet, bilgi güvenliği, sosyal ağlar, ve Bilgi Toplumu kavramlarıyla tüm toplumu tanıştırmak, bu İnternet Haftası için seçtiğimiz önemli bir hedeftir. Bu kapsamda yukarıda saydığımız tüm kurumlar, örgütler, firmalar, yerel yönetimler ve bireylerden bu etkinliklere katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Bu etkinlikleri, tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Geçen yıllarda 50 civarındaki ilde İnternet Haftası etkinliği yapabilmiştik. Bunu zamanla tüm illere çıkartmak istiyoruz. Bu yıl özellikle yeni kurulan Üniversiteler ve illerinde etkinlik yapmak istiyoruz. Tüm ilçelerde, tüm okullarda, tüm belediyelerde, ziraat odalarında, ticaret ve sanayi odalarında, organize sanayi bölgesinde, halk kütüphanesinde bir etkinlik yapılsın istiyoruz. İnternetin önemine inanmış her kişi ve kurumu bu çorbaya kendi olanakları ölçüsünde katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Basından interneti, olanakları, sorunları, projeleri, özellikle e-türkiye ve e-devleti anlatmasını ve ne yapılmalı, nasıl yapalım sorusuna yönelik yazılar, ve haberler çıkmasını istiyor; internet sayfaları, internet ilaveleri; internetin çesitli uygulamalarını anlatan yazılar bekliyoruz. Bu sene, öne çıkan sosyal ağlar, demokrasi, yasaklar ve ifade özgürlüğü, Fatih Projesi, mahremiyet, bilgi güvenliği, bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı konularında toplumu bilgilendirmeye önem verilmesini istiyoruz, bekliyoruz. İnternet haftasında dağıtılan internet kitapçıkları yararlı olur diye düsünüyoruz. TV’lerden gene tanıtıcı programlar; ve internetin Türkiye’nin gündemine girmesine katkıda bulunacak açık oturum, forum gibi programlar bekliyoruz. Özellikle, siyasal kadroları da bu tartışmaya çeken, ulusal politika oluşturulmasına katkıda bulunacak programlar arzulamaktayız. Üniversitelerden ve Servis Sağlayıcılardan bu konularda basına destek olmasını bekliyoruz. Her kamu kurumundan kendi e-devlet projesini önce kendi webinde anlatmasını, vatandaşlara yönelik broşür hazırlamasını, kurum içinde tanıtım ve eğitim yapmasını, basın ve vatandaştan geri besleme mekanizmaları kurmasını istiyoruz, öneriyoruz. Kamu kurumlarının küçük de olsa yeni bir “e-devlet” hizmeti başlatması güzel bir katkı olur. Küçük, büyük her kurumun kendi webini gözden geçirmesi, web 2.0 özelliklerini eklemesi; kurumsal politikaları anlatan bloglar, kullanıcıların görüşlerini yazabileceği sayfalar, yeni hizmetler eklemesi çok güzel olur. Bir tarama mekanizması, telefon rehberleri, geri besleme formları, yenilikleri haber veren servisler, sıkça sorulan sorular dokümanı ilk anda akla gelen konular. Web sayfalarının W3C standartlarına uygun olması, platform ve tarayıcı bağımsız olması; engelli yurttaşlara, düşük bant genişliğine uygun seçeneklerin olması önerilir. RSS ve Wiki gibi yeni nesil hizmetlerin olması, üretilen tüm dokümanların webten erişilebilir olmasını arzuluyoruz. Tüm webin mobil erişimde düzgün çalışmasına yönelik çalışmaları bekliyoruz. Tüm kurum çalışanlarına sunulan e-posta ve webmail hizmeti, blog, kurum içi haberleşme mekanizmaları, wikiler, gene mütevazi hedefler arasında. Kurumun, kültürel mirasının, tarihsel gelişimin internete aktarılmasına yönelik katkılarda yararlı olur. Bireylerden kendi kişisel weblerini oluşturmalarını, uzmanlıklarını, meraklarını, katkılarını internete taşımalarını destekliyoruz. Yurt dışı alan uzayındaki kişisel sayfaların adsoyad.com.tr, info.tr, biz.tr , web.tr, gen.tr, tv.tr v.b. ile Türkiye alan uzayına taşınmasını öneriyoruz. Avukatlarımızı, av.tr, doktorlarımızı dr.tr altında çalışmaya çağırıyoruz. İnternet haftasında internetle tanışmamış kitlelere interneti tanıtacak, bir `Internete Dokunun’ sloganlı etkinlik yapabiliriz. Kütüphanelerde, ve tüm üniversitelerde `Internet cafe’, internet evi, gibi internet erişim mekanları açılması önem verdiğimiz etkinlikler arasında. Bunu özellikle, buna gereksinim duyulan, bölgelerde teşvik etmek istiyoruz. İnternet kullanmayı öğreten kursları ücretsiz ya da mütevazi ücretlerle sunan kampanyalar; İnternet Cafelerde ucuzluk kampanyaları gibi. Web yapmayı, kişisel güvenliği, sosyal ağlarda mahremiyeti sağlamayı, spam ve virüse karşı korunmayı öğreten mütevazı kursları Sivil Toplum Kuruluşlarından, İnternet Cafelerden, Üniversitelerden, internet şirketlerinde yurdun dört bir köşesinde bekliyoruz. Ana babalara, öğretmenlere, hakim ve savcılara, avukatlara yönelik etkinliklerin, sohbet toplantılarının altını çizmek isteriz.

Konferanslar, bu sürede yapılabilecek en kolay ve önemli etkinlikler arasındadır. Genel tanıtıcı konuşmalar, çeşitli özel konuları, etkileri, sorunları uygulamaları gibi, örneğin eğitim, hukuk, sağlık, ticaret, eğlence, turizm gibi konular bu tür etkinlikler arasında sayılabilir. İnternetin tarihi, siyasal etkileri, olanakları, ve sorunları da tartışılabilecek konular arasında. Süresi biten ve henüz yenisi yapılmayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve ilgili Eylem Planı özellikle konuşulması gereken konuların başında geliyor. İnternetin altyapısı, çalıştırılması ve uygulamalarının teknik boyutları konusunda da seminerler yapılabilecek etkinlikler arasında. Türkiye İnternetinin çeşitli sorunlarını irdeleyen ve özellikle, ne yapılmalı sorusuna cevap aramaya yönelik açık oturum türü etkinlikler önemlidir.

Ülkemizde internet kullanımı %45 civarındadır. KOBİ’ler ve kırsal kesimde, kamu hizmetlerin kullanımında ciddi düşüklük söz konusu. Sayısal bölünmenin önlenmesi, Kamu İnternet Erişim Merkezlerin (KİEM) kullanımı gibi uygulamaların tartışılması, çeşitli sektörlere yönelik Ulusal Politikaları, internet ve temsil ettiği teknolojileri Türkiye gündemine yerleştirmeye yönelik çabalara öncelik vermek istiyoruz.

Bu etkinliklerin planlanması ve hayata geçirilmesinde, ilgili herkesten katkı bekliyoruz. Bu kapsamda, haftaya mütevazi ölçülerde sponsorluk yapacak kurumları arıyoruz. Bu yıl geniş kapsamlı afiş basıp dağıtmayacağız. Kurumların webteki afişleri uyarlayarak kendi afişlerini basıp dağıtmasını önermekteyiz.

Şu konuların altını çizmek istiyoruz:

Kendi Okulunu İnternetle Bütünleştir ! Ülkemizin gündeminde Fatih projesi var. İnterneti etkin kullanan, etik ve estetik kültürü gelişmiş, bilgi güvenliği ve mahremiyet kavramlarını içseleştirmiş gençlik yetiştirmeliyiz. Özellikle devlet okullarını kurumsal kimliği ile internette olmasını ve eğitimin internetle harmanlanmasına çok önem veriyoruz. Okulun kendi webi öğretmen ve öğrencilerin e-posta adresleri olması, kişisel weblerinin olmasını çok önemsiyoruz. İnternetin, eğitim sistemin organik bir parçası olmasını hedeflemeliyiz. Artık, internete yüksek kapasite ile bağlı olmayan okul kalmasın! İnternetin eğitim sistemin bir parçası olması; öğrencilerin bilgi ve bilişim okur yazarı olması; internet üzerinden okul gazetesi çıkarması, wiki ve bloglarla birlikte üretme deneyimi kazanması; dünya üzerindeki akranları ile temasta olması önemlidir. Öğrencilerimizin Vikipedi’ye katkıda bulunmasını teşvik edelim. Hafta kapsamında öğretmen ve öğrencilerle sohbet toplantıları, internetin eğitimi nasıl zenginleştirebileceğini konuşmak, bu alandaki özgür yazılımlarla tanışması çok yararlı olabilir.

- Bir halk kütüphanesini İnternete bağla! Bugün kütüphane ve internet enformasyon kaynaklarına erişim anlamında bütünleşmiştir. Bilgisayarı olmayan vatandaşlara ucuz internet erişimi sağlamakta kütüphaneler önemli görev üstlenebilirler. Kütüphanelerin, bilgi arayan insanlara yol göstermesi de onların ana görevlerinden biridir. Kütüphanelerin e-kitaplara sahip olması, en azından öncü kütüphanelerde e-kitapları deneysel olarak ödünç vermeye başlamasını önermek isteriz.

- Belediyeler bünyesinde halka açık internet evlerinin açılması. Burada ucuz internet erişiminin yanında, belediyenin hizmetlerini internet üzerinden sunması, kendini tanıtması, interneti bir hesap verme, saydamlık ve geri besleme mekanizması olarak kullanması önemlidir. Belediyelerin projelerini tüm detayları ile webte yayınlaması, meclis gündemi ve tutanaklarını, webcast ve podcast ile canlı ve sürekli yayınlaması, web 2.0 araçları ile vatandaşla etkileşim içinde olması önemlidir. Belediye kararlarını, vatandaş öneri ve şikayetlerini, sosyal ağlar teknikleri ile webte yayınlaması önerilerimiz arasındadır. Belediye duyuru mekanizmaları ve geri besleme wikileri denemeye değer.

- Kültürel Mirası İnternete Taşı ! Kurumlar ve sivil örgütler olarak, kültürel mirasımızı, çok kültürlü, çok sesli yapımızı internete aktaralım. Buna ulusal boyutta tanıtımı da ekleyelim. Bireyler olarak da kendi kültürel birikimimizi, mesleki deneyimlerimizi, bireysel meraklarımızı internete taşıyalım. Tüm kurumlardan ellerindeki tüm kitapları, raporları, resimleri, filmleri, ses kayıtlarını bir program dahilinde webte yayınlamaları önermekteyiz. Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, TÜBA ve TÜBITAK’tan ellerinde telif hakkı sorunu olmayan tüm kültürel ürünleri webte yayınlamaya çağırıyoruz. Kar amacı gütmeyen kurumlara da piyasada satılan kitapları da webte yayınlamayı önermekteyiz. Hem çok daha fazla okuyucuya erişecektir; hemde satışlar düşmeyecektir kanısındayız. Müzelerimizi, taş plaklarımızı, eski gazete ve belgelerimizi internete taşıyalım.
- Üniversitelerden, tüm raporları, tüm tezleri Açık Erişim kapsamında kurumsal arşivde yayınlamasını, yapabildiği ölçüde tüm konferansları video, ses ve metin olarak yayınlanmasını önermek isteriz. Ulusal Açık Ders Malzemeleri projelerine destek olmalarını, öncülük etmelerini bekliyoruz. Tüm topluma ve bölgeye yönelik ders, seminer ve konferansları internet teknolojileri yoluyla sunmasını öneriririz.

- Bir e-devlet hizmetini başlat! Küçük de olsa yeni bir hizmet başlat. Bir kardeş kamu kurumu ile veri değişimini hayata geçir. Webini tarayıcıdan bağımsız hale getir. W3C standartları ve birlikte çalışabilirlik kriterlerine uygun hale getir. Özürlü yurttaşlara yönelik sayfalar hazırla. Mobil uygulamalar geli,ştir. Kamuoyunun istediği verileri açmaya başla. Haber verme RSS servisi başlat. Web 2.0 uyumlu olmaya çalış.

- Bir Mobil Uygulama başlat! İnsanlar her yerde, her zaman her türlü bilgiye erişmek, eğlenmek, öğrenmek ve işlerini ve meraklarını takip etmek istiyorlar. Mobil uygulamalar, yaşamımızı her gün daha fazla giriyor. Tüm kurumlardan, mobil uygulamalara önem vermesini istiyor, ve İnternet Haftası vesilesiyle bir mobil uygulama başlatmaya çağırıyoruz!

Yukarıda belirtilen etkinlikler esasta bir fikir vermek içindir. Türkiye Internetini büyütecek her türlü etkinliğe açığız, destekleriz. Her internet gönüllüsünden, internetin önemini kavramış her kişi ve kurumdan, Türkiye internetinin parçası olan herkesten destek bekliyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Bilişim STK Platformu

http://internethaftasi.org.tr

Birleşmiş Milletlerin UNPAN (United Nations Public Administration Network) birimi 2 yılda bir dünyada e-devletin gelişimini ölçen kapsamlı bir rapor yayınlar. İndeks ülke yönetimin kamu hizmetlerinin bilgi teknolojileri ile sunumunda kapasitesini ve istekliliğini ölçemeye çalışıyor. Rapor, e-devlet indeksi yanında bu indeksi oluşturan online hizmetler, telekom altyapı ve insani sermaye indekslerini, bilgi toplumuna yönelik olarak e-katılım indeksini ve çevre konularındaki çevrim içi çabaları ölçen çevre indeksini yayınlıyor. Tüm indeksler normalize edilerek 0-1 arasına çekiliyor. e-devlet indeksinin sıralaması ise e-devlet sıralaması olarak yayınlanıyor. Biz bu yazıda son raporun kısa bir özetini vermeye çalışacağız.

Ülkemiz genelde dünya ortalamasının biraz üstünde kalıyor ve sıralamada mehter usulü ileri geri oynuyor. 2003-2012 arasında indeksimiz şöyle değişmiş: .506, .4892, .496, .4834, .478, .5281. İndeksi oluşturan parametreler ve ağırlıklar da oynamalar oluyor doğal olarak. Son 4 raporda 56, 76, 69 ve 80. sırada oynadık. 2010 da .478 olan index .5281′e çıktı ama biz 69 dan 80′e düştük: başkaları bizden daha hızlı gelişti. İndeksin mutlak bir anlamı olmadığını, sadece göreceli konumu ölçmeyi hedeflediğini belirtmek isteriz. Dünya ortalaması da .441 den .4882 ye çıktı. Raporu hazırlayanlar, Türkiye’yi Batı Asya dedikleri orta-doğu körfez ülkeleri arasına koymuşlar. Ülkeler ve sıra şöyle: İsrail, BAE, Bahreyn, Saudi A., G. Kıbrıs, Katar, Umman, Gürcistan, Türkiye, Lübnan, Ermenistan, Azerbaycan, Ürdün, Suriye, Irak ve Yemen. Bölgenin ortalaması 0.5547. Biz bölge içinde 10/17 sıradayız ve ortalamanın altındayız. Bölge ortalamalarına baktığımızda Kuzey (.8559) ve Güney (.5507) Amerika, Kuzey (.8046), Batı (.8142), Güney (.6574) ve Doğu (.6333) Avrupa, Doğu Asya (.6344) ortalamasının altındayız. Tüm Avrupa kıtasında bizden daha sonra gelen tek ülke Arnavutluk, .5262 ile 86. sırada. Bizden önde olan ülkeler arasında, Avrupa ve Batı Asya dışında Kazakistan, Malezya, Urugay, Meksika, Arjantin, Brezilya, , Panama, Venezuella, El Salvador, Mogalistan, Costa Rica ve Çin’i sayabiliriz.
Listenin ilk onu ise: Güney Kore, Hollanda, İngiltere, Danimarka, ABD, Fransa, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Singapur var.

Ana indeks 3 alt indeksin ortalaması olarak hesaplanıyor. Alt indeksler 0 ile 1 arasında ve en yüksek muhakkak bir oluyor. Yani bir ölçek değişimi yapılıyor. Alt indeks hesaplanmasında önce ham indeks bulunuyor, bu istatistikteki normal dağılımın z-değerlerine aktarılıp, sonra en düşüğü 0 en büyüğü 1 olacak şekilde ölçekleniyor. Alt indeksler çevrim içi hizmetler, telekom altyapısı ve insani sermaye olarak seçilmiş.

Türkiye’nin .5281 olan indeksi çevrim içi (.4641), telekom altyapısı (.3478) ve insani sermaye (.7726) indeksinin ağırlıklı ortalamasıdır.

Çevrim içi indeksi e-devletin 4 aşamasını (Başlangıç, Zenginleştirilmiş, operasyonel ve bütünleşik; emerging, enhanced, transactional, connected) ölçmeye çalışan bir anketin Birleşmiş Milletler tarafından doldurulup değerlendirmesi, 0-1 aralıga aktarılması, 7%, 24%, 30%, 39% yüzdeleri değerlendirilmesi sonucunda elde ham değer elde ediliyor. Türkiye (1.00, .62, .23, .30) ile .41 ham puan ve .4641 indeksle bunda 80. sırada. Bu değerle dünya ortalamasının altında. Amerika, Asya ve Avrupa kıta ortalamaların altında, ve gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ortalamalarının altında.

Telekom Altayıpısı ise I.T.U dan sağlanan 5 göstergeye dayanıyor: her (yüz) kişiye düşen internet kullanıcısı, sabit telefon, GSM abonesi, sabit hat internet abonesi, ve sabit geniş bant sayısının, önce z-değerlerinin bulunması, her ülke için ortalamasının bulunması, ve ülke ortalamalarının 0-1 aralığına aktarılması ile elde edilmiştir. Türkiye için bu 5 gösterge: 23.00, 28.47, 118.66, 5.80 ve 8.06′dir. Türkiye’nin telekom altayapı indeksi .3478 ve Türkiye, büyük bir tesadüfte 80. olmuştur. Bu değerle, dünya ortalaması olan .3245′i geçmiş sadece Avrupa Ve Amerika kıta ortalamalarının ve gelişmiş ülkeler ortalamasının altında kalmıştır.

İnsani sermaye indeksi 2 göstergeye dayanmaktadır: yetişkinlerin okur-yazarlık oranı ile ilköğretim, orta öğretim ve yüksek öğrenimi kapsayan okullaşma oranıdır. Veriler, öncelik sırasıyla UNESCO, UNDP, UNICEF ve Dünya Bankası kaynaklıdır. Her ülke için bu 2 gösterge önce z-değerlere aktarılmış, 2/3 okur-yazarlık, 1/3 okullaşma ile ham ortalama bulunumus, sonra da ülke ham ortalamaları 0-1 aralığına taşınmıştır. Türkiye için okur-yazarlık .9082, okullaşma ise .7410 alınmış ve insani sermeye indeksi 0.7726 bulunmuştur. Bu değerle Türkiye 107. sıradadır. Bu değerle, dünya ortalaması olan .7173′u aşmış, Asya (.7278), Afrika (.5034) ve Gelişmekte olan ülkeler ortalamasını aşmıştır.

E-devlet indeksine girmeyen 2 indeks ayrıca hesaplanmıştır: E-katılım ve çevresel indeks. Çevrimiçi hizmetler anketi sırasında, özellikle 4. aşama (connected, bütünleşik) e-devlet webleri bilgi paylaşımı, etkileşim ve karar süreçlerine katılım açısından da değerlendirilmiş; ortaya çıkan ham değerler 0-1 aralığına aktarılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda ortaya 32 farklı değer çıkmış ve sıralamada Türkiye 0.05 değer ile 30. gruba düşmüştür. İlk 29 grupta 127 ülke vardır. Bu indekste ilk 10 ülke Hollanda (1.00), Güney Kore, Kazakistan, Singapur, İngiltere, ABD, İsrail, Avustrulya, ve Almanya’dır (.7632). Türkiye’nin içinde bulunduğu grupta 10 üye var: Cezayir, Kenya, Saint Kitts and Nevis, Sierra Leone, Swazilend, Togo, Cuba, Guniea-Bssau, Türkiye, Vanuatu. 29. grupta Somali, Sudan, Uganda, Romanya, Bengladeş var.

Çevre konunda bilgilerin yayılmasını, etkileşimini, bir başka deyişle e-devletin çevre boyutunu ölçen Çevre indeksinde göreceli olarak Türkiye iyi konumda: Almanya, Güney Kore, Singapur ve ABD’nin 1:00 ile en başta oluduğu bu indekste Türkiye .8235 ile 28. sırada.

Rapor esas olarak 6 bölüm ve tablolardan oluşuyor. 1. Bölüm, e-devlet sıralamasını bölge ve gruplar için inceliyor: “World e-government rankings”.
2. Bölüm çevrimiçi hizmet sunumundaki gelişmeyi inceliyor: “Progress in online service delivery”. 3. Bölümde e-devlet hizmetlerin bütünleşik bir şekilde tek merkezden verilmesi, tüm hizmetlerin uyumlaştırılması konusu inceleniyor: “Taking a whole-of-government approach”. 4. Bölümde, hizmetlerin farklı kanllardan sunulması, mobil hizmetlerin gelişimi inceleniyor: “Supporting multichannel service delivery”. Bu bölümde UYAP üzeriden dava bilgilerin SMS ile ulaştırılması başarılı bir örnek olarak anlatılıyor. 5.Bölümde Sayısal Bölünmeyi yok etmek, desteğe gereksinim duyan toplum kesimlerine ulaşmanın yolları inceleniyor: “Bridging the digital divide by reaching out to vulnerable populations”. Weblerinde fakir, okuma yazma bilmeyen, yaşlı, görme özürlü, göçmen, kadın ve gençlere yönelik gruplara hizmet veren ülkeler listesinde Türkiye yok. 6. Bölümde ise kullanıcı tarafı inceleniyor ve talebi artırmak ne yapılabilir tartışılıyor: “Expanding usage to realize the full benefits of e-government”. Weblerinde “Bizi facebook ve twitter’de takip edin” linkine bakmışlar ve Türkiye’de bulamamışlar.

Bilgi Toplumu, E-devlet, Demokrasi konularında meraklılara raporu öneririm.
Tablolar Eki. Raporun tamamını yada bölümlerine UNPAN Webi veya akgul.bilkent.edu.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

OECD 2002 yılında Bilgi Teknolojilerin okul sistemine etkisi konusunda, Milli Eğitim Bakanlarının 1998 yılındaki talebi üzerine 23 ülkede 94 vaka çalışmasının sonuçlarını, Bilgi teknolojileri ve örgütsel değişimin boyutunu özetleyen, Richard L. Venezky, ve Cassandra Davis tarafından kaleme alınan “Quo Vademus?
The Transformation of Schooling in a Networked World” başlıklı bir rapor yayınladı.
fatih.inetd.org.tr veya http://akgul.bilkent.edu.tr/egitim/ adresinde akgul.bilkent adresinden okuyabilirsiniz. Biz burada sonuç bölümünün kısa bir özetini serbest çeviri ile sunacagız. Ama bu bölümü tam metin olarak da ingilizce aslını sunacagız. Rapor 55 sayfa, biz burada 3 sayfa kadarının özetini verecegiz. Makale, 10 yılda beklentilerin ve hayallerin nasıl değiştiğini görmek açısından ilginç. Sayılar paragraf numaralarıdır.
—-
Bulguların özeti

129. BT hazırlıklı olan kurumları destekler. Tek başına BTden fazla bir şey beklemeyin. Dikkatli bir şekilde planlanıp, çalışanlara hazırlanır, sürekli destek yapıları ve kaynaklarla hayata geçilirse, eğitim, ev, topluluk, okulda ciddi değişimler için kaldıraç olabilir.
130. Yeniliğin yayılması klasik teoriye uygundur. Eğiticilerin BT’yi öğrenmesi, onları eğitimde kullanması anlamına gelmez. Kuvvetli bir liderlik ve ciddi destek gerekir.
131. Altyapı ve eğiticilerin becerileri başarılı BT uygulması için kritiktir. En başta güvenilir ve kullanıcı dostu arayüzler önemlidir. Öğretmenin sisteme alışması ve eğitimde kullanması için destek gerekir; hem BT hemde pedogojik eğitim ve destek gerekir.
132. Altyapı, içerik ve eğiticilerin profesyonel gelişimi uyumlu ve tüm okullarda koordineli olmalıdır.
133. Başarılı okullar tüm ekosistemin birlikte çalıştığı, altyapının güçlü olduğu yerlerdir.
134. Okulda BT kullanımının okulda sosyo-ekonomik koşulların yarattığı başarı farkını artırıcı bir etkisi görülmemiş, tersine az da olsa azaltıcı etkisi gözlenmiştir.
135. Sayısal bölünmeyi göze alarak, eşitleyici tedbirler almak gerekir. Bu maddi destek, ucuz internet gibi olabilir. Çağrı merkezi ve benzeri destekler olabilir.
136. Webte sakıncalı içerik sorunu ve gençlerin çeşitli nedenlerle çok vakit harcaması sorunu var. Pek çok eğitim webinin kolaya kaçıp araştırıcı olmak yerine ezberci eğitime yönelmesi tehlikesi var. Okuduğunun anlamlı olup olmadığını tartabilecek sayısal okur yazarlık önem kazanmaktadır. Eğitimin öğretmenin liderliğinde olması gerekmektedir.

Politika Seçenekleri

Yönetim, Okul ve öğretmen hazırlanması olarak 3 grupta sunulmuştur:

Yönetim:

- Kamuoyu ve eğitim dünyasına BT kullanımının eğitimsel amacının okulların etkin ve verimli olmasının aracı olduğu, okulları değişime zorlayan bir etken olmadığını açıkça belirtmelidir.
- Yönetimler, okullar ve eğiticiler arasında bilgi, deneyim ve içerik paylaşımı için ortamlar hazırlamalı ve teşvik etmelidir. Bu amaçla Yaz okullarınıda desteklemelidir.
- Yönetimler, farklı sosyo-ekonomik grupların gelişmesi izlemek için hazırlık yapmalı ve bunları izleyerek gerekli uyarlamaları yapmalıdır
- Eğitim yazılımları ve içeriğin kalitesi de izlenmelidir

Okullar:

- Okullarda BT kullanımı teknik bir konu olarak değil, okulun gelişim planları kapsamında düşünülmelidir. BT’den en çok fayda, BT’nin kendi başına değerlendirildiginde değil, önemli bir problemin çözümünde araç olarak algılandığında olmaktadır.
- Eğiticilerin pedogojik gelişimine sürekli destek olunmalıdır. Okul, eğiticileri teşvik etmeli, ve gelişimi izlemelidir. Okul ve öğretmen değerlendirmesi, alınan BT eğitimine değil, BT’nın kullanım kalitesine ve türüne odaklanmalıdır.
- Öğretmenlerin BT teknikleri ve bunların eğitimde kullanım çalışmaları normal çalışma saatlerinde olmalıdır.
-Altyapı tasarlanırken sayısal hedefler yerine pedogojik hedefler gözönüne alınmalı
- Okullarda donaım, yazılım ve insanlara BT konusunda destek için kadrolu teknik eleman bulundurulmaldır.
-Okullar, dar gelirlilere destek için başka kurumların desteği ile çalışma yapmalıdır

Öğretmen Hazırlık Programları:

- öğretmenlere önceden elektronik ders malzemeleri içerik ve pedogojik açıdan değerlendirmeye yöenlik eğitim verilmelidir.

———————————–
SUMMARY OF FINDINGS·

129. As Pasteur noted long ago, “In the fields of observation, chance favours only the prepared mind.”· So does ICT favour the prepared organisation. No miracles derive from the mere presence of ICT in a· school; it does not, except in unusual circumstances, act as a catalyst for wide scale improvements.·Instead, ICT can be a powerful lever for change when new directions are carefully planned, staff and·support systems prepared, and resources for implementation and maintenance provided. Unlike other·levers available to schools, however, ICT has the power to facilitate vast changes in instruction, in home,·community, and school relations, and in school management. It should not be viewed as a simple tool, to· be considered only after changes are planned, but as a more powerful ally that can help schools aspire to·and reach the highest goals of education. Furthermore, once reform with ICT is implemented, a climate for· innovation may remain wherein ICT can act as a catalyst for further changes.·

130. The adoption of ICT within a school generally followed a traditional pattern for diffusion of·innovations. The exceptions were schools that were able to select their teaching staffs at least in part on·the basis of ICT abilities or attitudes or schools where external forces were strong enough to override the·normal diffusion pattern. Within any school, acquisition of ICT skills by the teaching staff may not lead to·deployment of these skills for teaching. Degree of diffusion, including what is defined as completion of·
diffusion, depends upon the expected applications of ICT and therefore cannot be universally defined.· However, sufficient professional development opportunities and support, compensated time off for·training, and an adequate ICT infrastructure present the optimal conditions for advancing the adoption of· ICT by a school staff. Diffusion can stall or retreat without appropriate leadership or without the supports·just described.·

131. Both infrastructure and teacher competencies are required for successful implementation of ICT· in a school. The balance of these two factors, above a critical level of infrastructure, depends upon the· school context: how ICT is used and the amount of technical support available to teachers. In addition,·during the initial stages of implementing ICT in a school, a reliable and user-friendly infrastructure is· critical. As teachers become more technically competent, then their general pedagogical abilities and their· ability to integrate ICT into the curriculum become more important. Teachers need time and support,· however, to experiment with how ICT can be integrated into their teaching. The most successful staff· development programs teach both ICT skills and related pedagogical skills, including how to integrate ICT· in teaching. Student technical assistance is a minor but potentially useful component of successful· implementation.·

132. Co-ordinated planning across schools, regions, or at a national level was often involved when· coherent plans existed for infrastructure, content, and professional development. Most of the schools·reporting advanced applications of ICT were involved in larger national demonstration programs or other·consortia that shared development and expertise-the Navigator Schools program in Victoria, Australia, the· Odysseia and YDEES Projects in Greece, the Nónio XXI Century Programme in Portugal, Sector Net in·Denmark, Red Escolar and Project SEC21 in Mexico, various European Union co-operative projects (e.g.,·Comenius, Computer Supported Co-operative Learning), the Vienna Education Server, and the KIRPP·project, sponsored by the regional government in Cologne, Germany. Although there may be some gain·from teachers and administrators inventing and implementing their own approach to ICT, the time and·expertise required to do this successfully is usually beyond the capacity of any single school.·

133. The ICT applications that transformed schooling the most involved advanced communications,·bringing together different partners in the delivery of instruction, creating communities centred around the·schools, and delivering materials and instruction on an anytime/anywhere basis. Few schools reported· cutting edge applications of ICT to instruction such as intelligent tutors, expert diagnostic systems, or· simulations. One reason for the absence of these latter applications is the lack of enough high power·
computers within a class or school to allow all students to have on-going access to ICT. A second is that· few such applications are available to schools, especially in languages other than English. A further· problem, which we can only speculate on here, is that the cutting edge tutoring systems, simulations, and·the like were not designed adequately for teachers to use them as a resource in their teaching.·

134. ICT in the classroom does not appear to be a cause of a widening performance gap based on social or economic factors. The majority of the reports found either no differences due to ICT or some cause to believe that the weaker and low SES students were helped more, due to increased access to educational resources and increased motivation for learning. Although gender differences were reported, both in attitudes toward computing and in its use, they were not presented as barriers to the application ofICT to academic matters. Few schools currently have data that allow them to monitor gender, income, or
ability differences.

135. Countries are highly attuned to the potential inequalities that ICT might cause and have already or are working toward policies that minimise differential access within schools. In addition, some have adopted policies to reduce inequalities due to differences in the availability of ICT in the home. Some sitesreport support programs for home computing and some large programs exist for encouraging low income parents to obtain and use ICT in support of their children’s learning (e.g., Rockman,1999). Such programs
require financial support for equipment, maintenance, and Internet access; appropriate software for schoolrelated work; and professional development and assistance for ICT use, including a hotline or equivalent to ensure timely assistance.

136. Schools are aware of the potential threat to academic quality created by ICT use, particularly through student searching on the WWW, and have adopted a variety of solutions for dealing with this problem. Besides the risk of children encountering undesirable and potentially harmful materials on the WWW and wasting vast amounts of time in unsystematic searches, Web based educational sites have been found to be rather bland, with rote learning far outweighing inquiry as the main pedagogical approach. A similar issue exists for teachers, especially less prepared ones who typically are dependent upon textbooks
and other instructional materials and have the least ability to evaluate materials and to adapt them quickly to meet specific educational objectives Whether students are learning any more now than they were 30 years ago about reading critically, distinguishing fact from propaganda, representing information, and detecting inconsistencies, ambiguity, and contradiction remains to be determined. Without well structured instruction for these, there is little basis for assuming they are being acquired. An information revolution
based only on potential access to an exponentially expanding, unedited and unorganised archive is a rather limited revolution from an educational perspective.

POLICY OPTIONS

From the findings of this report we have identified policy implications or options for three different groups: national and regional educational administrations, schools, and pre-service teacher preparation institutions.

National/Regional educational administrations

− National educational goals, as communicated to the public and to the educational community, should stress the importance of ICT as a tool for assisting schools to become more effective and efficient rather than as a force majeure that will compel schools to change.
− National and regional educational administrations should encourage sharing of expertise and resources across schools that fall within the same administrative unit or that are allied by location or curriculum. Municipal or regional networks for accessing lesson plans, source materials, administrative software, discussion groups, collaborative learning opportunities, and the like; consortia for sharing maintenance costs; and joint staff development workshops and summer institutes are among the activities that educational authorities can sponsor for accelerating implementation of ICT within schools.
− Governments and other administrative bodies should facilitate the collection of school data for monitoring differential performance of sub-populations related to gender, income, and ability differences. In some countries, other sub-populations could be of interest; e.g., native born vs. immigrant. A set of indicators should be defined along with the techniques for monitoring them. This might involve the designation of analyses on data already collected or it may require specified software to store, summarise, and display results from new data. The regular collection of data on sub-populations would also allow schools to consider valueadded approaches to accountability.
− National and regional efforts to monitor and report on the quality of educational software should be encouraged.

Schools

- ICT implementation at a school level should be viewed in the context of school
improvement plans and not simply as a technical issue Problems that the school faces should
be identified, strategies for overcoming these problems designed, and progress indicators
designated. The highest returns on ICT in education appear to come when ICT is seen as part
of a strategy for solving an important problem rather than as an end with itself.
− If a school wants to have ICT integrated into its instructional program and also to use it for
communications among staff, parents, and community, then it must first provide an adequate
infrastructure and support system, along with continuing staff development opportunities.
The latter need to be practical and to focus on pedagogy rather than on ICT per se. The
school needs also to provide incentives for staff compliance and monitor the adoption
process. Without incentives and monitoring, the diffusion of ICT through the staff will
generally be slow, requiring multiple years to reach the critical mass required for school
wide, routine use.
− The planned uses of ICT within a school should be carefully defined and should drive staff development for ICT, incentives, and monitoring of adoption. Emphasis in school and teacher evaluations needs to be placed on the types and quality of ICT use according to such a plan and not on hours of ICT training received by the staff.
− Teacher contracts, as negotiated with labour unions and educational administrations, should ensure adequate professional development within normal working time for ICT and ICT
integration into teaching.

− The desired ICT infrastructure for a school should be defined in terms of school pedagogical goals, translated to types of ICT usage desired rather than to physical terms such as student/computer ratio or number of classrooms connected to the Internet. To support this approach to planning, educators and technical experts, working together, need to determine the range of different infrastructure configurations required to enable different instructional plans.
- Like businesses and national and regional administrative offices, schools need full-time,
resident technical assistants to maintain equipment and software and to support their staffs in utilising ICT.
− Schools, with assistance from municipalities and from higher educational administrations,
should develop programs for assisting low income families in obtaining and using ICT for
home support of schooling. Such programs might involve laptop computers that are loaned to
students or families for home use, low interest loans, or grants. Where possible ICT training programs and assistance mechanisms (e.g., phone hot-line) should be included.

Teacher preparation programs

− Pre-service education of teachers should include lessons on evaluating electronic materials for pedagogical value as well as content.

İnsanlık İnternetin tetiklediği yeni bir toplum biçimine, Bilgi Toplumuna, geçişin sancılarını ve çalkantılarını yaşamakta. Sektörler yeniden yapılanmakta, meslekler yeniden şekillenmekte, ekonomiler ve toplumsal yapı yeniden düzenlenmektedir. Sosyal ağlar milyonları örgütlemekte, rejimleri sarsmakta, yer yer devirmeye vesile olmaktadır. Sosyal ağlar halkla ilişkiler, tanıtım, pazarlama, iletişim ve örgütlemeyi yeniden tanımlamaktadır. İnternetin temsil ettiği değişim, bağımsız ve yaratıcı bireyleri öne çıkartmakta, hiyerarşik olmayan ve ağ yapılarını içeren toplumsal modelleri öne çıkartmakta; katılımı ve saydamlığı, demokrasiyi, gelişmenin önemli bir parçası ve etmeni olarak öne çıkartmaktadır.

İnternetle somutlaşan bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler, üniversitelerin konumunu; teknoloji politikalarını, ar-ge, inovasyon, ömür boyu eğitim gibi kavramları yeniden tanımlamaya zorlamaktadır. Bu değişim, kanımızca, Sanayi Devrimi, boyutlarında köklü bir değişimdir, ve hayatın her boyutunu köklü olarak değiştirmeye başlamıştır. Bu değişim ülkemizi de bilim ve bilgi ağırlıklı bir rotaya girmeye, bir başka deyişle, Bilgi Toplumuna yönelmeye zorluyor. İnternet, Bilgi Toplumunun taşıyıcısı, ön modeli, katalizörü konumunda. Bu değişimler köklü değişimlerdir. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır.

Bu konferans dizisinde İnternetin tetiklediği bu değişime ve bu meydan okumaya Türk Üniversitelerinin cevabının aranmakta ve oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu konferans dizisi, üniversitelerde bilgi teknolojileri konusunda ilgili grupları bir araya getirerek, bilgi teknolojileri altyapısı, kullanımı, eğitimi ve üretimini tüm boyutlarıyla tanıtmak, tartışmak, tecrübeleri paylaşmak, ve ortak politika oluşturmak amaçlarıyla ulusal boyutta 1999′dan beri yapılmaktadır. Bu Konferanslar bilişime bulaşmış; üreten, kullanan, yöneten tüm üniversite topluluklarına ev sahipliği yapmaya çalışıyor. Bilgisayar, Bilişim, Enformatik bağlantılı bölümlerin yanında, kütüphaneciler, medikal bilişimciler, tarımsal bilişimciler, mekansal bilişimciler, bilişim hukukçuları, inşaat bilişimcileri, eğitim bilişimcileri de konferansın doğal katılımcılarıdır. İnternet ve Bilişim yaşamın her boyutunu etkilediği için, kamu yönetimi, siyaset, iletişim, pazarlama, sosyoloji, psikoloji, ekonomi gibi sosyal bilimcilerin de bu konferansın doğal katılımcıları olduğunu düşünüyor ve onları da aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Akademik Bilişim Konferansı, yapıldığı şehri bir Bilişim Fırtınası ile sarsmaya çalışmaktadır. Lise öğrencilerine ve öğretmenlerine yönelik İnternet ve açık kaynak etrafında bir sohbet toplantısı, kamu çalışanlarına yönelik bir e-devlet paneli, yurttaşlara yönelik internetin güvenli kullanımı, KOBİ’lere yönelik e-ticaret etkinlikleri yapmaya çalıştıklarımız arasında. Yerel TV ve radyolar kanalıyla şehri bir bilişim ve internet fırtınasıyla sarsmak fırsat bulduğumuzda gerçekleştirdiğimiz bir eylemdir. Gönlümüzde, konferansın yapıldığı şehir ve bölgeyi kapsayan bir Bilişim Fuarı yapmak da var. Bu bağlamda konferans 2. Günü Uşaklılar konferansın bir parçası olacaktır. Uşaklı muhtarlar, e-devlet uygulamalarını tartışacaktır. Uşak Sivil Toplum Kuruluşları da e-Uşak oturumunda İnternet ve Bilişimin gelişmesi için Uşakta ne yapılmasını ve İnternet ve Bilişimin Uşak için nasıl kullanılmasını tartışılacaktır Konferansın parçası olarak 30 firmanın katıldığı bir Bilişim Fuarı da var.

Türkiye Bilgi Toplumu Yarışında Nerede ?

Ülkemiz bir bütün olarak, işin boyutlarını kavramış, katılımcı mekanizmalarını kurmuş, strateji ve eylem planını yapmış, emin adımlarla ilerleyen bir görüntü veremiyor. Kaba cizgilerle dünya ortalamasını yakalamış, ama AB ve OECD’de genel olarak en geride, 100 ülke arasında genelde 50-60 arasında, 190 ülke arasında 70-130 gibi konumlarda oynuyor. Halkımızın %45′i internet kullanıyor; ama %55 hiç internet kullanmamış. Kadın-erkek, şehir-kırsal farkı önemli. 2006-2010′u kapsayan, ama coğumuzun farkında olmadığı bir strateji ve eylem planımız vardı; büyük ölçüde eylemler bitmedi. 2012 deyiz ama hala yenisi ufukta yok. Ülkemiz internete ilişkin ana sorunlardan çok marjinal problemlere odaklanmaya meraklı. İnternet gündemimizi yasaklar ve filtreler oluşturuyor. Siyasal sahiplenme, örgütlenme, yönetişim, insan gücü, rekabet konularında ciddi sorunlar var. İnterneti sahiplenen görünen çok birim var; ama bunun için gerekli kadrolar ve siyasal sahiplenme yok. Pek çok indekste ya yerimizde sayıyoruz yada geri gidiyoruz. Kısaca, Türkiye gemisinin rotasını Bilgi Toplumuna henüz döndüremedik!

Ülkemizin gündeminde olan Fatih Projesi hakkında bir kaç noktaya değinmek istiyorum. Fatih çok kapsamlı, çok pahalı doğal olarak çok riskli bir projedir. Okullarda hızlı internet, etkileşimli tahta gibi araçların sağlanması, hatta öğrencilere uygun cihazların verilmesi dünyanın epeydir gündemindedir. 100 $lik proje daha sonra her çocuğa bir dizüstü bilgisayar adını almıştır. Deneyler, çocuğun eve götürdüğü, eğitim içeriği ve internet erişimi olan bilgisayar, coçugun ve ailenin ufkunu değiştirmiştir, dünyaya bağını artırmış ve motivasyonun yükseltmiştir. Bu nedenle bu projeler başlamıştır. Türkiye bu projelerle hiç ilgilenmemiştir. Simdi birden bire, her çocuğa bir tablet verme projesi yeterli hazırlık yapılmadan, seçim meydanında bir atışma sonrasında gündeme gelmiştir. Proje bilimsel olarak iyi incelendikten, kapsamlı pilot projeler sonrasında, yavaş ve dikkatli bir şekilde hayata geçirilmelidir. Donanım, maliyeti dışında en kolay kısmıdır projenin. Öğretmenin kazanılması, değişimin yönetilmesi, içeriğin özgürlükçü bir felsefeyle katılımcı bir şekilde üretilmesi kritik unsurlar arasındadır. Saydamlık, katılımcılık, bilim dünyası ve kamuoyu ile diyalog başarı için çok önemlidir.

Türkiye İnternetle Savaşmaya Devam Ediyor !

Ülkemizinde Bilgi Toplumu çalışmalarında ki dağınıklığın, kafa karışıklığının, Mehter hızının somut bir göstergesi youtube.com da en çarpıcı örneğini bulan İnternet Yasakları’dır. Ülkemiz kendi başına Uluslar arası hukuku tesis etmeye çalışıyor; internete kurallar getirmeye çalışıyor. Youtube yasağına bir hülle ile bir gecekondu çözümü bulundu; ama ilgili kurumsal yapı ve uygulamalar devam ediyor. Hiçbir gelişmiş ülkede olmayan bir filtre uygulaması, interneti hiç anlamayan, saydamlık, katılımcılık, yönetişim kavramlarıyla adeta alay eder bir şekilde hayat geçirildi. BTK kamuoyunu yanıltmakta, yetkisini aşmakta hiçbir sınır tanımıyor.

Önerimiz, ifade özgürlüğünü ve bireyi esas alan çözümlerdir. Olması gereken, dijital okuryazar yurttaşın bilinçli seçimidir, devletin tek tip filtreyi dayatması değil. Sivil Toplum, kamu, üniversiteler portaller, beyaz ve kara listeler önerebilir; devlet ücretsiz alternatif yazılımlar dağıtabilir. Ama, bir hukuk devletinde, bir demokraside kararı yurttaş verir. Bir bürokratik kadro yargısız infaz yapamaz.

Wikileaks ve Arap Baharı ve benzerleri kitlesel hareketler insanları İnterneti ciddiye almaya zorlayacaktır. Umarım bu İnternetden korkmayı, ve onun sınırlama çabalarına vesile olmaz. İnsanlar daha açık bir toplum istiyorlar; saydamlık, hesap verilebilirlik, yönetime katılmak ve refahtan pay almak istiyorlar. Bunu kamu yönetiminden istedikleri kadar, tüm kurumlardan istiyorlar. Wikileaks’e dünya yurttaşlarının gerçekleri öğrenme, saydamlık talebi penceresinden bakmak gerekir.

İnternet Tehdit Altında
Her devrimsel gelişmede birileri kaybeder, birileri kazanır. Kaybetme korkusunda olanlar değişime direnir. Ansiklepodiler kaybetti, dergiler yavaşta olsa kaybediyor. Sayısal ürünlerde marjinal maliyet ve dağıtım maliyetinin pratik olarak sıfır olması, Fikri Haklarda ciddi bir sorunu yarattı. Film, Muzik ve İlaç endüstrisinin başı çekmesiyle, İnternet’de de Fikri Haklar nedeniyle ciddi bir saldırı var. PIPA, SOPA tasarılarının ardından ACTA ile, hukukun evrensel ilkelerini çiğneyen uygulamalara kapıyı açan bir bakış açısı öne çıkıyor: “korsan” bahanesiyle, yargısız infaz ile orantısız cezalandırma. İnsanlık, yaratıcılığı teşvik etmek zorunda, ama bu değişen teknolojiler ışığında geniş kitlelerin hayati çıkarlarını gözönüne alarak makul bir düzeyde olmalı.

İnternetden Korkmayın!

İnternet yaşamın her boyutunu değiştiriyor; bir devrimsel değişimin temsilcisi. Teknolojiler ise kaygan. Bu değişimi zapturapt altına almak hem zor, hem de tehlikeli; önemli gelişmeleri engellemek söz konusu. Bu nedenle, düzenlemelerin, asgari, platformdan bağımsız, yavaş ve çok dikkatli yapılması gerekir. İnternet, sosyal ağlarla, yeni medyayla, kitlesel projelerle, pek çok insanı tedirgin ediyor. Biz diyoruz ki, İnternetden Korkmayın! Onu öğrenin! Olanaklarını ve olası risklerini öğrenin. İnterneti kendinizi geliştirmek, işinizi geliştirmek, daha iyi yapmak, daha iyi dünya vatandaşı olmak için kullanın. Nasıl elektriği, telefonu kullanıyorsanız, interneti de aynı ölçüde doğal, yaşamın bir parçası olarak kabul edin. Kendinizi özgürleştirmek, yenilemek için kullanın. Demokrasiyi geliştirmek, bir yurttaş olarak katkınızı göstermek için kullanın, toplumsal katılım ve denetim için kullanın.

Bu konferans dizisinde eğitim seminerleri önemli bir rol oynamıştır. Bilişimci yetiştirmenin, yeni gelişmeleri aktarmanın, insanların ellerini kirletmekten geçtiğini bildiğimiz için ortalama 2 salonu eğitim seminerlerine ayırıyoruz. Eğitim seminerleri arasında Linux, açık kaynak ve Özgür Yazılım önemli bir yer tutmaktadır. Bizler, bunların ülkede bilişimin gelişmesi, rekabet gücü, istihdam, tasarruf, güvenlik açılarından önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu konferans öncesinde 4 günlük yoğun 6 konu ve 9 salonda eğitim yaptık. 250 kişinin katıldığı eğitimler Android; Güvenlik, Linux, Python, PostgreSQL ve Libreofis/openoffice konulsrında idi.

Özgür Yazılıma Eşit Şans Tanıyın !

Açık kaynak ve özgür yazılım konusunda Üniversitelere önemli görevler düşmektedir. En başta temel bilişim eğitimin markadan bağımsız, kavram temelli eğitim olması gerekir. Bu eğitim öğrenciyi tüm seçeneklerle çalışabilir konumuna getirmesi gerekir. Her üniversite öğrencisinin Linux ve özellikle ulusal işletim sistemi Pardus’la tanışmış olması gerekir. Üniversitenin kendisinin markalara bağımlı olmadan, tüm seçenekleri fayda, maliyet, taşınabilirlik, bakım gibi kriterler açısından değerlendirerek seçim yapmasını gerekir diye düşünüyoruz. Üniversitelerin açık kaynak’in yanında, Açık Erişim ve Açık Ders Malzemesi projelerini daha yakından takip etmesi ve desteklemesi gerekir.

Konferansta 3 gün 7 paralel salonda 160 bildiri, 8 eğitim semineri, 16 LKD semineri, 9 Panel/Forum ve 24 Teknoloji sunumu gerçekleşecektir. Açılış Konferansını, Kadir Has Üniversitesi, Yeni Medya bölümü Kurucu başkanı İsmail Hakkı Polat yapacaktır. Oturumlar arasında, e-öğrenme, güvenlik, yazılım, yeni medya, inşaat ve medikal bilişim, Tıp, Tarım, Çevre , e-ticaret, Mobil, üniversite ve Açık Dünya oturumları göze çarpmaktadır.

Biz, düzenleyiciler olarak, bu konferansı bildiri sunma ve yayınlamanın çok ötesinde bir bilgi ve deneyim paylaşımı, fikir kıvılcımlarının aktarıldığı, ortak sorunların tartışıldığı, ve çözüm arandığı bir ortam olmasını hedefliyoruz. Esas olan diğer bildirileri dinleme, tartışmaya katılmadadır; bildiri sunma buna vesile olduğu için önemlidir. Bir konferans aynı zamanda sosyal bir birlikteliktir; yeni dostlukların, ortaklıkların, projelerin ortaya çıktığı ortamlardır. Tüm katılımcıların 3 gün boyunca konferansta kalmasını, tartışmalara katılmasını, istiyoruz.

Biz, İnterneti çok önemsiyoruz. Bu konferansları da ülkemizde üniversiteler ve internetin gelişmesine katkı verecek bir platform, ortak akıl için bir ortam olarak tutmaya çalışıyoruz, çalışacağız, bu davet bizim!

Katkı veren herkese tekrar teşekkür eder, başarılar dilerim.

ABD Temsilciler meclisinde SOPA (Stop Online Piracy Act) ve ABD Senatosunda PIPA (Protect Intellectual Propert Act) bu günlerde oylanacak. Intellectual Property yani Fikri ve Siani Hakları koruma bahanesiyle özellikle Film, Muzik ve İlaç Endüstrüsünün başı çektiği bu iki taslak, İnternetin Özgürlüğüne, dolasıyla İnsanlığın gelişmesine ciddi bir darbe vuracaktır. İnternetin Temel bir insan hakkı olduğu tartışıldığı, anayasalara, yasalara, eylem planlarına girmeye başladığı bir sırada, “Özgürlükler Ülkesi” iddiasında bir ülkeden, İnternet gelen bu saldırı üzücü ve düşündürücü.

Wikipedia ve İnternet sektörünün önemli oyuncuları Bu iki tasarıyı protesto etmek için 18 Ocak Çarşamba günü, New York saatiyle gece yarısı (5 GMT) de 24 saat süreyle sayfaları karatma kararı aldılar. Dünyanın çeşitli ülkerinden buna destek geliyor. Türkiye’de de Alternatif Bilişim Derneği, Sansürsüz İnternet Platformu buna destek veriyor.


Kampanyaya katilamk isteyenler

http://test.alternatifbilisim.org/18ocak/sansur.js

adresindeki java scripti head kısmına <script type="text/javascript"> ile </script> arasına gömsünler

İnternet yaşamdır, Sansürlenemez !

Üniversite Rektörlüklerine,

26 Aralık 2011 tarihinde bazı basın yayın organlarında 22 Kasım 2011′de uygulamaya giren, devlet eliyle merkezi filtreleme yapılarak vatandaşlara sunulan “Güvenli İnternet” hizmetinin bazı üniversiteler tarafından desteklendiği, faydalı ve örnek bir uygulama olarak nitelendiği ve ilgili bir kararın senatolarda alındığına dair haberler yer almıştır.

İnternet’in Güvenli Kullanımı, Yeni Medya ve Medya konusunda, ulusal ve uluslararası çapta çalışmalar sürdüren akademisyenler olarak şu hususlara ivedilikle dikkat çekmek istiyoruz:

* 15 Mayıs 2011’de binlerce vatandaşımızın sokaklarda protesto ettiği, ülkemizdeki bilişim STK’larının hemen hepsinin “merkezi filtre uygulaması kabul edilemez” diyerek karşı çıktığı, AGİT ve daha bir çok uluslararası raporların ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştirdiği ve son olarak Danıştay’da iptal davası süren bir uygulamaya özgür düşünce, bilimin, evrensel değerlerin üretildiği kurumlar olan Üniversite adına Senatoların destek vermesi bilimsel ve etik olarak kabul edilemez.

* BTK, uygulamaya yeterli ilgi gösterilmediği için söz konusu haber dahil, filtre uygulamasını aklama ve sorgulanmadan benimsetme amaçlı daha bir çok kamuoyu destek çalışması yapmaya girişmiştir. Eleştirel, bilimsel ve özgür düşüncenin merkezi olması gereken Üniversitelerin bir kamuoyu çalışmasının aracı olarak kullanılması son derece düşündürücü ve aynı zamanda tehlikelidir.

* 22 Kasım 2011′de devreye giren uygulama devlet eliyle gerçekleştirilen merkezi, keyfi ve şeffaf olmayan bir filtreleme ve sansür sistemidir. Uygulamanın seçimlik olması, devlet eliyle yürütülen sansür gerçeğini ortadan kaldırmaz. Uygulama ifade özgürlüğünün sınırlarını daraltmakta, vatandaşlarımıza tek tip bir aile/çocuk tasarımını dayatmaktadır. Devlet, seçimlik/gönüllü’ dahi olsa, vatandaşların hangi sitelere erişeceğine karar vermeye ne görevli ne de yetkili değildir. Çocuk ve aileyi korumak, devlet sansürünün gerekçesi yapılamaz. Güvenlik tüm vatandaşların ve pek tabi çocukların hakkı ve ihtiyacıdır. Fakat söz konusu filtreler bunun için kesinlikle çözüm değildir. İnternet’in güvenli kullanımı filtrelerle değil, dijital okur yazarlıkla mümkündür. Merkezi filtre hiçbir demokratik ülkede önerilmemektedir. AGİT üyesi ülkeler arasında merkezi filtre uygulayan tek ülke maalesef Türkiye’dir. Devlet eliyle merkezi filtre uygulayan ülkeler ise Kuzey Kore, Çin, İran ve Suudi Arabistan gibi ülkelerdir.

* Bu nedenle bir kamusal alan olan İnternetin, bilgiye erişim ve ifade özgürlüğünü sansüre tabi kılan ve gerçekte çocukları ve gençleri İnternet’teki çeşitli olumsuzluklardan korumayan, sadece “bir Çin duvarı” inşa eden BTK’nın filtreli İnternet uygulamasını desteklemiyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimizin Türkiye’de İnternet’in olanaklarından yararlanması ve çeşitli olumsuzluklardan korunması için doğru çözümün ve politikanın, dijital okuryazarlık becerilerinin kazandırılması ve devletin değil bireyin özgür iradesini kullanarak seçimi ile mümkün olduğunu biliyoruz.

Kamuoyuna ve Üniversitelerimize saygıyla duyurulur.

Destek için kayit@alternatifbilisim.org adresine eposta atabilirsiniz.

Metin ve imzalar icin: http://tinyurl.com/BTKFiltre

Economist Dergisi Intelligence Unit (EIU) Dünya 2011 Demokrasi İndeksi Raporunu “Democracy in Stress” başlığı ile yayınladı. Dünya üzerinde 165 ülke ve 2 bağımsız bölgeyi yani 167 devleti kapsıyor. Çok küçük ülkeleri (micro’laeı) kapsamıyor (vatikan, monaco gibi). EIU her ülkeye 0 ile 10 arasında bir değer (indeks) veriyor. Ülkeler indekse göre 4 gruba ayrılıyor: 8:00-10.00 arasındakiler Tam Demokrasi, 6:00-7.99 arası Kusurlu (Flawed) Demokrasi, 4:00-5:99 arası Hibrid Rejimler, ve 4:00′un altı ise Otokratik devletler grubunu oluşturuyor. Bu ise 5 kategori üzeriden veriliyor. Kategoriler seçim süreci ve çoğulculuk, sivil özgürlükler, devletin saydam ve etkin çalışması, politik sürece katılım, politik kültür (electoral process and pluralism; civil liberties; the functioning of government; political participation; and political culture). Demokrasi indeksi bu 5 kategorinin ortalaması olarak hesaplanıyor.

2011 Yılına borç krizi, Arab Baharı, ve Avrupa Ve Amerikada protestolar damgasını vurdu EIU’a göre. Demokrasi açısından önemli gözlemler:
- Pek çok ülkede kitlelerin politik kurumlara güveni azalması
- Artan toplumsal huzursuzluk bazı ülkelerde demokrasi için tehdit oluşturması
- ABD’de politik kutuplaşmanın demokrasiyi olumsuz etkilemesi
- ABD ve İlgiltere’nin tam demokrasi grubun en altında oluşu: protestoların artması, devletin saydam çalışması sorununun öne çıkması
- Avrupada populist ve göçmen karşıtı ortamın güçlenmesi
- Doğu Avrupa’da 12 ülkenin demokrasi indeksinin azalması
- Güney Amerikada şiddet ve uyuşturucu trafiğinin demokrasiyi negatif etkilemesi.

Demokrasinin beşiği kabul edilen Batı Avrupada hiç bir ülkede demokrasi indeksi artmadı ama aralarında Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz ve İrlanda bulunan 7 ülkede indeks geriledi.

2011 dünya demokrasi indeksine göre sıralaması:

31.1

No. of countries % of countries % of world population
Full democracies 25 15.0 11.3
Flawed democracies 53 31.7 37.1
Hybrid regimes 37 22.2 14.0
Authoritarian regimes 52 37.6

Tam Demokrasiler
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Norway 1 9.80 10.00 9.64 10.00 9.38 10.00
Iceland 2 9.65 10.00 9.64 8.89 10.00 9.71
Denmark 3 9.52 10.00 9.64 8.89 9.38 9.71
Sweden 4 9.50 9.58 9.64 8.89 9.38 10.00
New Zealand 5 9.26 10.00 9.29 8.89 8.13 10.00
Australia 6 9.22 10.00 8.93 7.78 9.38 10.00
Switzerland 7 9.09 9.58 9.29 7.78 9.38 9.41
Canada 8 9.08 9.58 9.29 7.78 8.75 10.00
Finland 9 9.06 10.00 9.64 7.22 8.75 9.71
Netherlands 10 8.99 9.58 8.93 8.89 8.13 9.41
Luxembourg 11 8.88 10.00 9.29 6.67 8.75 9.71
Ireland 12 8.56 9.58 7.86 7.22 8.13 10.00
Austria 13 8.49 9.58 7.86 7.78 8.13 9.12
Germany 14 8.34 9.58 8.21 6.67 8.13 9.12
Malta 15 8.28 9.17 8.21 5.56 8.75 9.71
Czech Republic 16 8.19 9.58 7.14 6.67 8.13 9.41
Uruguay 17 8.17 10.00 8.93 4.44 7.50 10.00
United Kingdom 18 8.16 9.58 7.86 6.11 8.13 9.12
United States 19 8.11 9.17 7.50 7.22 8.13 8.53
Costa Rica 20 8.10 9.58 8.21 6.11 6.88 9.71
Japan 21 8.08 9.17 8.21 6.11 7.50 9.41
South Korea 22 8.06 9.17 7.86 7.22 7.50 8.53
Belgium 23 8.05 9.58 8.21 5.56 7.50 9.41
Mauritius 24 8.04 9.17 8.21 5.00 8.13 9.71
Spain 25 8.02 9.58 7.50 6.11 7.50 9.41

tr>

Kusurlu Demokrasiler – Flawed democracies
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Cape Verde 26 7.92 9.17 7.86 7.22 6.25 9.12
Portugal 27 7.81 9.58 6.43 6.11 7.50 9.41
South Africa 28 7.79 8.75 8.21 7.22 6.25 8.53
France 29 7.77 9.58 7.14 6.11 7.50 8.53
Slovenia 30 7.76 9.58 7.50 6.67 6.25 8.82
Italy 31 7.74 9.58 6.43 6.67 7.50 8.53
Greece 32 7.65 9.58 5.71 6.67 6.88 9.41
Botswana 33 7.63 9.17 7.14 5.56 6.88 9.41
Estonia 34 7.61 9.58 7.14 5.00 7.50 8.82
Chile 35 7.54 9.58 8.57 3.89 6.25 9.41
Israel 36 7.53 8.75 7.50 8.33 7.50 5.59
Taiwan 37 7.46 9.58 7.14 5.56 5.63 9.41
Slovakia 38 7.35 9.58 7.50 5.56 5.00 9.12
India 39 7.30 9.58 7.50 5.00 5.00 9.41
Cyprus 40 7.29 9.17 6.43 6.11 5.63 9.12
Lithuania 41 7.24 9.58 5.71 5.56 6.25 9.12
Timor-Leste 42 7.22 8.67 6.79 5.56 6.88 8.24
Trinidad-Tobago 43 7.16 9.58 7.14 6.11 5.00 7.94
Jamaica 44 7.13 9.17 6.43 5.00 6.25 8.82
Poland 45 7.12 9.58 6.43 6.11 4.38 9.12
Brazil =45 7.12 9.58 7.50 5.00 4.38 9.12
Panama 47 7.08 9.58 6.43 5.56 5.00 8.82
Latvia 48 7.05 9.58 5.36 5.56 5.63 9.12
Hungary 49 7.04 9.58 6.07 4.44 6.88 8.24
Mexico 50 6.93 8.75 7.14 6.11 5.00 7.65
Argentina 51 6.84 8.75 5.71 5.56 6.25 7.94
Bulgaria 52 6.78 9.17 5.71 6.11 4.38 8.53
Croatia 53 6.73 9.17 5.71 5.56 5.00 8.24
Suriname 54 6.65 9.17 6.43 4.44 5.00 8.24
Colombia 55 6.63 9.17 7.50 3.89 3.75 8.82
Peru 56 6.59 9.17 5.00 5.56 5.00 8.24
Sri Lanka 57 6.58 7.00 6.07 5.00 6.88 7.94
Thailand 58 6.55 7.83 6.07 5.56 6.25 7.06
Romania 59 6.54 9.58 6.07 4.44 4.38 8.24
Indonesia 60 6.53 6.92 7.50 5.56 5.63 7.06
El Salvador 61 6.47 9.17 6.07 3.89 5.00 8.24
Paraguay 62 6.40 8.33 6.07 5.00 4.38 8.24
Mali 63 6.36 8.25 6.43 4.44 5.63 7.06
Serbia 64 6.33 9.17 4.64 6.11 4.38 7.35
Lesotho =64 6.33 7.42 5.71 6.11 5.63 6.76
Moldova =64 6.33 8.75 5.00 5.56 4.38 7.94
Papua 67 6.32 7.33 6.43 3.33 6.25 8.24
Namibia 68 6.24 5.67 5.00 6.67 5.63 8.24
Mongolia 69 6.23 8.33 5.71 3.89 5.00 8.24
Dominican Republic 70 6.20 8.75 5.00 2.78 6.25 8.24
Malaysia 71 6.19 6.50 6.79 5.56 6.25 5.88
Zambia =71 6.19 7.92 5.00 4.44 6.25 7.35
Macedonia 73 6.16 7.75 4.64 6.11 4.38 7.94
Montenegro 74 6.15 8.75 5.00 5.56 4.38 7.06
Philippines 75 6.12 8.33 5.00 5.00 3.13 9.12
Benin 76 6.06 7.33 6.43 4.44 5.63 6.47
Guyana 77 6.05 7.92 5.36 5.56 4.38 7.06
Ghana 78 6.02 8.33 5.00 5.00 5.00 6.76

Hybrid Regimes
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Ukraine 79 5.94 8.33 4.64 5.00 4.38 7.35
Hong Kong 80 5.92 3.50 5.36 4.44 6.88 9.41
Singapore 81 5.89 4.33 7.50 2.78 7.50 7.35
Guatemala 82 5.88 7.92 6.43 3.33 4.38 7.35
Bangladesh 83 5.86 7.42 5.43 5.00 4.38 7.06
Bolivia 84 5.84 7.00 5.00 6.11 3.75 7.35
Honduras =84 5.84 8.75 5.71 3.89 4.38 6.47
Malawi =84 5.84 7.00 5.71 5.56 5.63 5.29
Albania 87 5.81 7.00 4.71 5.00 5.00 7.35
Turkey 88 5.73 7.92 7.14 3.89 5.00 4.71
Ecuador 89 5.72 7.83 4.64 5.00 3.75 7.35
Tanzania 90 5.64 7.42 4.29 5.56 5.63 5.29
Nicaragua 91 5.56 6.58 4.36 3.89 5.63 7.35
Tunisia 92 5.53 5.33 5.00 6.67 6.25 4.41
Senegal 93 5.51 7.00 4.29 4.44 5.63 6.18
Lebanon 94 5.32 6.67 2.14 7.22 5.00 5.59
Bosnia-Hercegovina 95 5.24 6.92 3.29 3.33 5.00 7.65
Uganda 96 5.13 5.67 2.86 5.00 6.25 5.88
Venezuela 97 5.08 5.67 3.93 5.56 4.38 5.88
Liberia 98 5.07 7.83 0.79 5.56 5.00 6.18
Palestine 99 4.97 6.00 2.86 7.78 4.38 3.82
Mozambique 100 4.90 4.83 4.64 5.56 5.63 3.82
Cambodia 101 4.87 6.08 6.07 2.78 5.00 4.41
Georgia 102 4.74 6.58 2.14 4.44 4.38 6.18
Kenya 103 4.71 3.92 4.29 4.44 5.63 5.29
Bhutan 104 4.57 6.25 5.36 3.33 4.38 3.53
Pakistan 105 4.55 5.17 5.71 2.22 4.38 5.29
Sierra Leone 106 4.51 7.00 1.86 2.78 5.63 5.29
Kyrgyz Republic 107 4.34 5.75 1.86 4.44 4.38 5.29
Nepal 108 4.24 1.83 4.29 3.89 5.63 5.59
Mauritania 109 4.17 3.42 4.29 5.00 3.13 5.00
Niger 110 4.16 7.50 1.14 2.78 4.38 5.00
Armenia 111 4.09 4.33 3.21 3.89 3.13 5.88
Iraq 112 4.03 4.33 0.43 7.22 3.75 4.41
Burundi 113 4.01 3.42 3.29 3.89 5.63 3.82
Haiti 114 4.00 5.17 1.86 2.78 3.75 6.47
Egypt 115 3.95 2.08 3.21 5.00 5.63 3.82

Otokratik Rejimler – Authoritarian regimes
Rank Overall I Electoral process II Functioning III Political IV Political V Civil
score & pluralism of government participation culture liberties
Madagascar 116 3.93 2.17 2.14 5.00 5.63 4.71
Russia 117 3.92 3.92 2.86 5.00 3.13 4.71
Jordan 118 3.89 3.17 4.29 4.44 3.75 3.82
Nigeria 119 3.83 5.67 3.21 3.33 3.13 3.82
Morocco =119 3.83 3.50 4.64 2.22 4.38 4.41
Ethiopia 121 3.79 0.00 3.93 5.00 5.63 4.41
Kuwait 122 3.74 3.17 4.29 3.33 4.38 3.53
Fiji 123 3.67 0.42 2.86 3.89 5.00 6.18
Burkina Faso 124 3.59 4.00 3.57 2.22 3.75 4.41
Libya 125 3.55 0.00 2.86 3.33 6.25 5.29
Cuba 126 3.52 1.75 4.64 3.89 4.38 2.94
Comoros =126 3.52 3.92 2.21 3.89 3.75 3.82
Gabon 128 3.48 2.17 2.21 3.89 5.00 4.12
Togo 129 3.45 4.00 0.79 3.33 5.00 4.12
Algeria 130 3.44 2.17 2.21 2.78 5.63 4.41
Cameroon 131 3.41 1.17 4.29 2.78 5.00 3.82
Gambia 132 3.38 2.17 4.29 2.22 5.00 3.24
Angola 133 3.32 1.33 3.21 4.44 4.38 3.24
Oman 134 3.26 0.00 3.93 3.89 4.38 4.12
Swaziland =134 3.26 0.92 2.86 2.78 5.63 4.12
Rwanda 136 3.25 0.83 4.64 1.67 5.00 4.12
Kazakhstan 137 3.24 1.33 2.14 3.33 4.38 5.00
Qatar 138 3.18 0.00 3.93 2.22 5.63 4.12
Belarus 139 3.16 1.75 2.86 3.89 4.38 2.94
Azerbaijan 140 3.15 2.17 1.79 3.33 3.75 4.71
China 141 3.14 0.00 5.00 3.89 5.63 1.18
Côte d’Ivoire 142 3.08 0.00 1.79 4.44 5.63 3.53
Vietnam 143 2.96 0.00 4.29 2.78 6.25 1.47
Bahrain 144 2.92 1.75 2.50 3.33 4.38 2.65
Congo (Brazzaville) 145 2.89 1.25 2.86 3.33 3.75 3.24
Guinea 146 2.79 3.50 0.43 3.33 3.75 2.94
Zimbabwe 147 2.68 0.00 1.29 3.89 5.00 3.24
Djibouti =147 2.68 0.83 1.79 2.22 5.63 2.94
United Arab Emirates 149 2.58 0.00 3.57 1.11 5.00 3.24
Yemen 150 2.57 2.17 0.36 4.44 5.00 0.88
Tajikistan 151 2.51 1.83 0.79 2.22 6.25 1.47
Afghanistan 152 2.48 2.50 0.79 2.78 2.50 3.82
Sudan 153 2.38 0.00 1.79 3.33 5.00 1.76
Eritrea 154 2.34 0.00 2.86 1.11 6.25 1.47
Dem. Rep. of Congo 155 2.15 2.58 1.07 2.22 3.13 1.76
Laos 156 2.10 0.00 3.21 1.11 5.00 1.18
Guinea-Bissau 157 1.99 2.08 0.00 2.78 1.88 3.24
Syria =157 1.99 0.00 1.79 2.22 5.63 0.29
Iran 159 1.98 0.00 2.86 2.78 2.50 1.76
Central African Republic 160 1.82 1.75 1.07 1.11 2.50 2.65
Saudi Arabia 161 1.77 0.00 2.86 1.11 3.13 1.76
Equatorial Guinea =161 1.77 0.00 0.79 2.22 4.38 1.47
Myanmar =161 1.77 0.00 1.79 0.56 5.63 0.88
Uzbekistan 164 1.74 0.08 0.79 2.22 5.00 0.59
Turkmenistan 165 1.72 0.00 0.79 2.22 5.00 0.59
Chad 166 1.62 0.00 0.00 1.11 3.75 3.24
North Korea 167 1.08 0.00 2.50 1.67 1.25 0.00

Türkiye 2010 sıralamasında 5.73 indeks ile 89. idi. Ekvator ise 5.77 ile 87. idi. Ekvator bu yıl 5.77′den 5.72 ile Türkiyenin gerisine düştü: Biz 88. sıraya indik, Ekvator ise 89. oldu.

Raporun tamamı:

http://www.eiu.com/public/topical_report.aspx?campaignid=DemocracyIndex2011

http://akgul.bilkent.edu.tr/eiu/

Cumhuriyet, 13 Haziran 2011

“İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Bunu algılayıp içselleştiremeyen ülkemiz, tıpkı hattatlar işlerini kaybetmesinler diye matbaayı geciktirdiği gibi, şimdi de, çocukları korumak adına, internete zarar verecek eylemler içinde. Uygulanan yasaklar ve getirilmeye çalışılan filtreleme sistemi, demokrasimizin gelişme düzeyi ve ülkemizin bilgi toplumu düzeyini belirleyecektir.”

15 Mayıs’ta 40 kadar ilde binlerce internet kullanıcısı, 22 Ağustos’ta yürürlüğe girecek, “güvenli internet” yönetmeliğine karşı yürüdü. Bu türünde dünya rekoruydu. Yurttaşlar, bu uygulamanın ülkemiz internetine zarar vereceği, internet üzerinde kapsamlı bir izleme ve sansür yapısı kuracağı kanısındalar.

Ülkemizde 2007 seçimleri öncesinde, yangından mal kaçırırcasına 5651 No’lu yasa çıkarıldı. Sivil toplumun “yangın var” çığlıkları arasında, “çocukları korumak” iddiası ile çıkan bu yasa internet yasaklarının yaygınlaştırılmasının yasal, kültürel ve kurumsal altyapısını oluşturdu; BTK altında “İnternet (sansür) Dairesi”ni kurdu. 5651 gelişmiş Batı’ya örnek olma iddiası ile çıktı.

Sivil toplum yasaklı web sitelerin sayısının 12 bin civarında olduğunu söylüyor. Bugün hiç kimse kaç tane web’in yasaklandığını bilmiyor. Yasaklamalar, 5651, fikri haklar, medeni kanun ve diğer Ceza Kanunu maddeleri gibi 4 kategoride yapılıyor. BTK kendi yasakladığı web’lerin sayısını ve listesini vermiyor. Hukuk devleti açısından en büyük sakınca, BTK’nin mahkeme kararı olmadan, resen, yurtdışındaki web’leri 5651 kapsamında yasaklama yetkisidir. Bu hem anayasamıza, evrensel hukuk ilkelerine, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM kararlarına aykırı. Fikri Haklar ve Medeni Kanun’a dayalı yasaklamalar çeşitli mahkemelerce veriliyor, ama BTK bunlarla doğrudan muhatap olmuyor. Terör, organ kaçakçılığı gibi diğer kategorideki suçlarda BTK muhatap olabiliyor. Verilen mahkeme kararları genelde, bilirkişi raporu olmadan, savunma alınmadan, tedbir olarak veriliyor. Bu kararların çok küçük bir kısmı, mahkemeye taşınıyor. Tedbir kararına 1 hafta içinde itiraz etmek gerekir; ve kararı Yargıtay’a ya da Anayasa Mahkemesi’ne taşıma şansınız yok. Mahkeme kararları çoğunlukla, hem şikâyete bağlı alan adı ve o olan adına yönelik tüm IP’lere yasaklama getiriyor. Örneğin, wordpress.com’u yasaklamak 20 milyon blogu yasaklamaktır; Digiturk’un şikâyeti üzerine 30-40 blog nedeniyle yine milyonlarca blog ve milyonlarca Google uygulamalarını yasaklamak demektir. Kaldıki, yasağa neden olan birkaç nesneye erişimi engellemek teknik olarak mümkündür. Kanımca, ülkemizdeki internet yasakları tam bir ‘hukuk faciası’dır. Bu faciaya Adalet Bakanlığı, HSYK, Ulaştırma Bakanlığı, DPT, ABGS seyirci kalmayı tercih etmektedir.

BTK’nin İnternet konusunda uygulamaları, hukuka aykırı. İnternetin önünü açmak yerine ona sürekli zarar veriyor. Bu uygulamalar bana, fincancı dükkânına giren ‘fil’i hatırlatıyor. BTK, kendi yetkisini aşarak, yasaklamak istediği 138 kelime/ibare ile kendi sansürcü kimliğini ortaya koymuştur. Bu internet kullanıcılarının “filtre” ve “güvenli internet” uygulamalarının ne olabileceği konusunda uyarmıştır. Bunun üzerine “İnternetime Dokunma” eylemi başlamıştır.

İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Bütün dünya, internetin başı çektiği bilgi toplumuna geçişin sancılarını çekiyor; sektörler yeniden yapılıyor, bazıları çöküyor, yeni sektörler, yeni meslekler doğuyor. Böyle köklü bir değişim sancılı ve uzun süreçle gerçekleşecektir. İnternet yaşamın tüm boyutlarını etkilemekte, sınırları yok etmektedir. Bunun sonucunda internette “milli”, “yurtiçi” gibi kavramlar anlamını yitirmektedir. İnternet tüm dünyaya açılan bir pencere ve sokaktır. Tüm yurttaşların nitelikli ve güvenli internet kullanımını teşvik etmek, bunun ortamını oluşturmak tüm toplumun görevidir. Tabii ki çocukları koruyacağız. Ama bunu yaparken pire için yorgan yakmayacağız. İnternetin sorunlarını bir yönetmelikle çözmeye kalkmak, gerçekçi değildir. Çözüm insan odaklı, dinamik, öğrenen ve esnek olacaktır.

Burada devlete düşen, vatandaşı bilgilendirmek, bilinçlendirmek, güvenli internetin, araçların gelişimine destek olmak, ilgili yazılımları açık kaynak olarak dağıtmak, özel sektörde rekabeti teşvik etmektir. Bireylerin ve kullanıcı gruplarının çalışmasına yardım etmektir.

Sorunun çözümü; insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Millet olarak yasakcı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı, sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiye’nin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Dünya üzerinde şu anda 325 milyon web var. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle, bizim çocuklarımızın sadece buralara girebileceğini belirleyecek, bunları güncelleyecektir? BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana babaların bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.

Bilgiye erişim ve internete erişim artık anayasalara giren temel bir yurttaşlık hakkı haline gelmekte. Sansürlü internetle, ne demokrasi gelişir, ne de bilgi toplumu.

Gelin, interneti birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, demokrasimizi, ülkemizi geliştirmek için kullanalım!

“İnternet yaşamdır, sansürlenemez!”

15 Mayis 2011 yürüyüşü için kaleme alındı. Cumhuriyet Bilim Teknoloji 5 haziranda yayınlandı.

Bizler Sivil Toplum Kuruluşları, İnternet Girişimcileri, Blog Yazarları, web sitesi shipleri, kısaca İnternet kullanan yurttaşlar olarak BTK’nın hazırladığı ve 22 Agustosta yürürlüğe girecek “Güvenliği İnternet” yönetmeliğini ülkemiz İnternetine zarar vereceğini, internet üzerinde kapsamlı bir izleme ve sansur yapısı kuracağını düşünüyoruz. Demokratik haklarımızı kullanarak BTK’yı protesto ediyoruz, tüm toplumu da uyarıyoruz.

BTK’nın İnternet konusunda uygulamalarını, tutarsız, hukuka aykırı, çoğunlukla pire için yorgan yakmak olduğunu; İnternetin önünü açmak yerine ona sürekli zarar verdiğini düşünüyoruz.

Kanımızca, BTK İnternetin ne olduğunu anlıyamadığı için, eline aldığı balyozla, çakacak çivi arayan bir görüntüyle, kendi kafasınca zararlı bulduğu her şeyi her ne pahasına olursa engellemek azmiyle hareket ediyor. Bu arada Anayasamızın temel ilkeleri, evrensel hukuk ilkeleri, Avrupa Insan Hakları Sözleşmelerinin çiğnemiş umurunda değil. BTK’nin temel görevi, ülkemiz telekom sektöründe adil rekabeti sağlamaktır. BTK’nın bunu sağlayamadığı Devlet Denetleme ve Avrupa Birliği raporlarında,fiyat ve kapasite karşılaştırmalarında görülmektedir. Düzenleyici bir kuruluş olan BTK’nın, günlük operasyonlara girmemesi gerekirdi; girince de camcı dükkanına giren fil gibi ortalığı yıkıp duruyor.

“Güvenli İnternet” yönetmeliği demokratik bir süreçte hazırlanmamıştır. Bunun gerekçesi, işleyişi, yapılabilirliği, bilimin ışığında açık ortamlarda tartışılmamıştır. Sivil toplum kuruluşları 4 yıldır 5651 ve bu bakış açısıyla mücadele ediyoruz. Sağır kulaklara seslenip duruyoruz.

Ülkemiz, dünya deneyimlerini dışlayarak, kendi başına dünya İnternetine kurallar getirmeye çalışıyor. Youtube yasağının 3 yıla yakın sürmesinin ana nedeni buydu. 5651 çıkarken “kirli bilgi”yi temizleyip, yurttaşa sunmayı hedeflemişti. Demokratik hukuk devletinde devlet kendi bakış açısını, kendi normlarını vatandaşa empoze etmeye çalışmaz. Vatandaşın kendi fikrini oluşturmasının ortamını sağlar; vatandaş neyin temiz neyin kirli olduğuna, neyin iyi neyin kötü olduğuna kendi özgür iradesiyle karar verir. Bunun icin de temel koşul basın ve ifade özgürlüğünün tam olmasıdır.

İnternet, sanayi devrimi boyutlarında bir gelişmeyi temsil etmektedir. Bütün
dünya, internetin başı çektiği Bilgi Toplumuna geçişin sancılarını çekiyor;
sektörler yeniden yapılıyor, bazıları çöküyor, yeni sektörler, yeni meslekler
doğuyor. Böyle köklü bir değişim sancılı ve uzun süreçle gerçekleşecektir.
İnternet yaşamın tüm boyutlarını etkilemekte, sınırları yok etmektedir.
Bunun sonucunda İnternet’de “Milli”, “yurtiçi” gibi kavramlar anlamını
yitirmektedir. İnternet tüm dünyaya açılan bir pencere ve sokaktır. Tüm
yurttaşların nitelikli ve güvenli internet kullanımını teşvik etmek, bunun
ortamını oluşturmak tüm toplumun görevidir. İnternetin sorunlarını bir
yönetmelikle çözmeye kalkmak, gerçekçi değildir. Çözüm insan odaklı, dinamik, öğrenen ve esnek olacaktır.

Önerilen, çocuk, aile ve yurtiçi çözümleri, BTK’nın dünya İnternet literatürüne katkısı olacaktır; bir şeyin nasıl yapılmamasının güzel örnekleri olacaktır. BTK, kendi görev alanı dışına çıkınca, İnternete ciddi zarar vermektedir. Tanımı hiç yapılmayan, yurtiçi profili, ticareti düzenlemek demektir; ülkemizin taraf olduğu uluslarası anlaşmaları çiğnemek demektir. Adil rekabeti sağlamakla görevli bir kurumun, rekabeti yok etmesidir.

Çocuk profili, cocukların girebileceği web adresleri listesidir. Dünya üzerinde şu anda 325 milyon web var. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkğiyle, bizim çocuklarımızın sadece buralara girebileceğini belirleyecek, bunları güncelliyecektir? Ülkedeki, değişik sosyo kültürel grupları farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çoçuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar konusunda anababalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp, anababalarını atlattıklarında, BTK anababalara ne diyecektir. BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana Babaları bu konuda eğitmine katkıda bulunsun.

Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakcı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade
özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum
yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı,
sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle
bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB
projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana
turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.

Gelin, İnterneti kendimizi geliştirmek, birbirimizi anlamak, daha katılımcı, saydam bir toplum oluşturmak, toplumsal denetimi artırmak, demokrasimizi geliştirmek, ülkemizi geliştirmek için kullanalım!

İnternet Yaşamdır, Sansürlenemez!