Türkiye Bilişim Dergisi Haziran 2011 sayısında İnternet Sansürü dosya olarak incelendi. Benimle yapılan söyleşi ekte.
http://www.bilisimdergisi.org/index.php?sayi=133
——
-Sizce, “İnternet’i kullanma hakkı, hem de özgürce kullanma hakkı Türkiye’de gerçekten vatandaşlara sınırsız olarak vaat edilmiş bir hak mıdır? Bunun önündeki engeller nedir?
Önce bir genel değerlendirme yapmak isterim. Türkiye Bilişim sektörü yıllardır bir Bilişim Kurumu kurulsun, bilişimin öncü kurumu olsun diye uğraşmıştı. Telekomünikasyon Kurumu (TK) telekom sektöründe adil rekabeti sağlamak üzere sektörü düzenlemek için kuruldu. 2008 yılında adını Bilgi Teknoloji ve İletişim Kurumu (BTK) adını, almak istedi. TBMM önce reddetti, Elektronik Haberleşme Kurumu adını uygun buldu; veto sonrasında ise BTK ismi benimsendi. Düzenleyici kurum olarak kurulan TK, e-imza, telefon dinlemeleri için TIB, internet sansürü için TIB içine eklenen Internet Dairesi, ve DNS ile yarı düzenleyici yarı işletici bir yapıya döndü. Dünya üzerinde bu yapıda bir düzenleyici kuruluş yok. İyimser bir bakışla BTK’nın ana görevlerinden birinin İnternetin önünü açmak olarak düşünmek isteriz; ama BTK’nın telekom sektörünü adil rekabete açmadığını düşünüyor ve İnternet konusunda uygulamalarını, tutarsız, hukuka aykırı, çoğunlukla pire için yorgan yakmak olduğunu; İnternetin önünü açmak yerine ona sürekli zarar verdiğini düşünüyoruz.
Kanımızca, BTK İnternetin ne olduğunu anlayamadığı için, eline aldığı balyozla, çakacak çivi arayan bir görüntüyle, kendi kafasınca zararlı bulduğu her şeyi her ne pahasına olursa engellemek azmiyle hareket ediyor. Bu arada Anayasamızın temel ilkeleri, evrensel hukuk ilkeleri, Avrupa Insan Hakları Sözleşmelerinin çiğnemiş umurunda değil. BTK’nın telekom sektöründe adil rekabeti sağlayamadığı Devlet Denetleme ve Avrupa Birliği raporlarında,fiyat ve kapasite karşılaştırmalarında görülmektedir. Düzenleyici bir kuruluş olan BTK’nın, günlük operasyonlara girmemesi gerekirdi; girince de camcı dükkanına giren fil gibi ortalığı yıkıp duruyor.
Ülkemiz İnternetin devrimsel boyutta bir gelişme olduğunu içselleştirememiş; medya bağlantılı bazı uygulamalar olarak algıladığı için, matbaanın gelmesinin bazı hattatları koruma kaygısıyla engellemesine benzer bir şekilde internetin gelişimi engelleniyor.
Bu gün bilgiye erişim, internete erişim, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi temel bir insan hakkı haline gelmiştir. Bu yeni yapılan tüm anayasalara girmeye başlamıştır. Bir çok ülkde 100Mbits evrensel hizmet kategorisine girmiştir. İnternete erişim temel bir hak ama bunu savunun yöneticilerimiz, ve pire için yorgan yakmayı seven bir BTK’mız ve mahkemelerimiz var. Yapılacak yeni anayasada bunun temel yurttaşlık hakkı olduğunu tescil ettirmek hepimize düşen bir görevdir.
-İnternet ortamı ve kullanıcının erişim olanaklarını kısıtlayacak usul ve esaslar hangi durumlarda kabul edilebilir? Bu kısıtlamalar ne ve nasıl olmalı?
İnternete erişim temel bir insanlık hakkıdır. Çünkü bu bilgi edinme, ifade özgürlüğü, kendini geliştirme, siyasal katılım, eğitim, iş yapma gibi temel hakları kapsar. Kısıtlamanın çok özel koşullarda, yasalarca açık belirtildiği halde ve bağımsız yargı tarafından verilmesi gerekir. İnternetdeki bazı nesnelere erişim ise bu ilkelere ek olarak başkalarına zarar vermeden, adil, orantılı, ve savunma ve bilirkişi raporu sonrasında verilmelidir. Bunun için uzman mahkemeleri gerekli görürürüm. Kararların uygulamasının UYAP üzerinden ve modern yöntemlerle yapılması gerekir.
Şu andaki uygulamaların “bir hukuk faciası” olduğunu düşünüyorum. Bunda, düzenlemelerin yanında yargı içindeki bilgi eksikliğininde belirleyici olduğunu düşünüyorum. BTK, Adalet Bakanlığı, HSYK gibi kurumların gözlerini kapamış durumdalar. Kapatmaların çoğu, BTK İnternet Sansür dairesince hiç bir savunma almadan, yargılama yapılmadan veriliyor. Bu yasaldır ama hukuki değildir; anayasa, evrensel hukuk ilkeleri ve AİH sözleşmesine aykırıdır. BTK’nın ne kadar sayduyulu olduğunu da, hiç bir yetkisi olmadığı halde, tüm yer sağlayıcılarda gönderdiği 138’lik yasak kelime listesi ile göstermiştir. Mahkemelerin Fikri Haklar ve Medeni Kanuna dayanarak verdiği yasaklama kararları ilgili nesne ya da alan adı yerine tespit edilen tüm IP’lere uygulanmaktadır. Bir kitabın bir paragrafı nedeniyle milyonlarca kitabı içeren bir büyük kütüphaneyi yasaklamakla özdeş konumdadır. Yasağa neden olan nesnenin kaldırılmasının ardından, yasaklanan milyonlarca webin erişime açılması haftalarca sürmektedir. 5651, fikri haklar, ve medeni kanun dışında yasaklamalar da bulunmaktadır. BTK 2009 da 193 böyle yasaklama olduğunu yayınlamıştı.
- Özgürlükleri sınırlamadan çocukları koruma adına İnternet nasıl düzenlenmeli?
İnternet uluslararası bir yapı. Türkiye’nin İnterneti kendi başına düzenlemeye kalkması başarı sansı olmayan bir çabadır. Ülkemiz, dünya deneyimlerini dışlayarak, kendi başına dünya İnternetine kurallar getirmeye çalışıyor. Youtube yasağının 3 yıla yakın sürmesinin ana nedeni buydu. 5651 çıkarken “kirli bilgi”yi temizleyip, yurttaşa sunmayı hedeflemişti. Demokratik hukuk devletinde devlet kendi bakış açısını, kendi normlarını vatandaşa empoze etmeye çalışmaz. Vatandaşın kendi fikrini oluşturmasının ortamını sağlar; vatandaş neyin temiz neyin kirli olduğuna, neyin iyi neyin kötü olduğuna kendi özgür iradesiyle karar verir. Bunun icin de temel koşul basın ve ifade özgürlüğünün tam olmasıdır.
Tabii ki çocukları korumak, tüm yurttaşların nitelikli ve güvenli internet kullanımını teşvik etmek, bunun ortamını oluşturmak tüm toplumun görevidir. İnternetin sorunlarını bir yönetmelikle çözmeye kalkmak, gerçekçi değildir. Çözüm insan odaklı, dinamik, öğrenen ve esnek olacaktır. Yapılacak düzenlemelerin kapsamlı bir risk analizi sonunca, yönetişim ilkeleri ışığında, asgari, platform bağımsız olmalı, ve modern dünya ile paralel olmalıdır.
Çocuk profili, çocukların girebileceği web adresleri listesidir. Dünya üzerinde şu anda 325 milyon web var. BTK hangi insan gücüyle, hangi bilimsel yetkinlikle, hangi demokratik yetkiyle, bizim çocuklarımızın sadece buralara girebileceğini belirleyecek, bunları güncelliyecektir? Ülkedeki, değişik sosyo kültürel grupları farklı gelişme seviyesindekilere nasıl hitap edecek? Hangi dilleri esas alacak ? Çocuk profilinin pedofiller için bir av ortamı olması tehlikesinin sorumluluğunu alacak mı ? Gençler, bilgisayar konusunda ana babalardan daha yeteneklidir. Şifreleri kırıp, ana babalarını atlattıklarında, BTK ana babalara ne diyecektir. BTK bu konuda bir şeyler yapacaksa, MEB ile işbirliği yapıp, Türkçe içeriğin artmasına katkıda bulunsun, portallar oluşmasına yardımcı olsunlar. Kişisel bilgisayarlarda kullanılabilecek filtre yazılımları açık kaynak olarak üretsin, yarışmalar yapsın, ortaya çıkan iyi seçenekleri ücretsiz dağıtsın, eğitimlerini versin. Ana Babaları bu konuda eğitimine katkıda bulunsun.
Sorunun çözümü insanı temel alıp, diyalog, öğrenme ve kendini geliştirmekten geçiyor. Devletin yasakçı refleksinden kurtulup, insana güvenen, fikir ve ifade
özgürlüğünü temel alan, farklı ve aykırı düşünceleri yeşerten, bir toplum
yaratmaya çalışmalıyız. Merakı, bağımsız davranmayı, sorumluluk almayı,
sorgulamayı, girişimciliği teşvik etmeliyiz. Bilgi Toplumunun bireyleri böyle bireyler olacaktır. BTK’nin temsil ettiği sansürcü bakış açısı, Türkiyenin AB projesiyle, dünya ile bütünleşme çabalarına, “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” dedirtecek kadar ters düşmektedir.
- Neye karşı “beyaz”, neye ve kimlere karşı “siyah” filtre uygulanmalı?
Filtre eskimiş ve modern dünyada terk edilen bir bakış açıdır. Büyük haksızlıklara sebep olur. Beyaz Saray, göğüs kanseri araştırmaları hakkında bir açıklama nedeniyle “göğüs” filtresine takılmıştır. Şu anda kaldığım kurumdaki filtre nedeniyle, ABD anayasa mahkemesi, AB de Sayısal Hakları savunan bir STK’ya erişemiyorum. “sex” filtresi, tıp ve biyoloji yayınlarının ve edebiyat eserlerinin önemli bir kısmını eleyecektir. Okullar ve kamuya açık yerlerde özenli olmak, az sayıda webi engellemek gerekebilir.
Esas yaklaşım, ana babanın çocuklarla diyalog içinde olması, çocukla birlikte çalışmasıdır., Okul, Okul aile bu diyalogun parçası olabilir. Ama, bir çocuk profili ile çocukları korumak mümkün değildir. Yaş ve kültür farklılıklarını gözardı edemezsiniz. Çocuk profili ana babaları rahatlamaya yarabilir; ama çocukları pedofil’lerden korumuz, ve çocuğun yasağı delmesini engelleyemez.
Sosyal ağlar, wikipedia ve portallar beyaz listelerdir. Yetişkinler için bir yasak listesi hazırlamak, çok özel bazı istisnalar dışında, anlamsızdır; hukuksuzdur. Anti-demokratiktir. İfade özgülüğü insanlığın gelişmesinde önemli bir noktayı temsil eder; toplumun kendini düzeltmesine ortam sağlar. Farklı, aykırı, toplumu sarsan, şok edebilecek fikirlerin yayılması ve bu fikirlere erişimi kapsar. Kişiler ve gruplar kendi yasak/siyah listesini oluşturabilir. Ama, devletin bir bir liste hazırlayarak, tek tipi empoze empoze etmesi demokratik değildir. Demokrasi farklılıkların uyumu ile oluşur. Daha önemlisi, Bilgi Toplumu farklı, ve aykırı fikirlerin yeşerdiği bir ortamda yaratıcı, girişimci bireyler yetişir.
-İnternet erişimini kısıtlayacak düzenlemelere neden karşı durmalıyız?
Bunlar internetin gelişimini bu ise tüm toplumun , ekonominin, demokrasinin gelişmesine köstek olur. Biz fikri hür, vicdanı hür nesiller istiyoruz. Bunu bireye sahip çıkıp, onun sorumluluk alması, kendi kararlarını vermesi ve girişimci olması gerekir. Bizim yasakçı bakış açısından vazgeçip, bireye yetki ve sorumluluk vermemiz gerekir.
-IPS İletişim Vakfı (Bağımsız İletişim Ağı-Bianet), 13 Nisan 2011’de “yürütmenin durdurulması” talebiyle, söz konusu usul ve esaslara karşı Danıştay’ iptal davası açtı. Vakıf, Danıştay’a yapılan başvuruda, BTK’nın aldığı yeni kararın yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle tanınan temel hak ve özgürlükleri ölçüsüz şekilde kısıtladığı vurgulandı.
Çocukları zararlı içerikten korumada “ebeveynlerin yerine devlet eliyle” karar verilmesinin doğru bir uygulama olmadığı belirtilen iptal davası başvurusunda, “Gerek Avrupa Birliği gerekse Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Komisyonu, çocuklar gibi zarar görmesi mümkün grupları korumak için yasal önlemler almaktansa özdenetim yollarına gidilmesini teşvik etmektedir. Bu nedenle, üye ülkeler, ev ve okul bilgisayarları ile İnternet kafelerde filtre programlarının kullanılmasını teşvik etmeli ama devlet düzeyinde filtreleme girişimlerinden her ihtimalde kaçınmalıdır” açıklamasında bulunuldu. Bu açıklama konusundaki görüş ve değerlendirmenizi alabilir miyiz?
Güvenli İnternet Yönetmeliğini bizde INETD olarak dava açmayı düşünüyorduk. Gerekçelere katılıyoruz. Türkiye henüz demokrasiyi içselleştiremedi. Demokrasi, demokratik süreçler, saydamlık ve katılım demektir.
“Güvenli İnternet” yönetmeliği demokratik bir süreçte hazırlanmamıştır. Bunun gerekçesi, işleyişi, yapılabilirliği, bilimin ışığında açık ortamlarda tartışılmamıştır. Sivil toplum kuruluşları 4 yıldır 5651 ve bu bakış açısıyla mücadele ediyoruz. Sağır kulaklara seslenip duruyoruz. 5651 ile ilgili 2 calıştay yapıldı. Hiç bir sonuç uygulanmadı.
Önerilen, çocuk, aile ve yurtiçi çözümleri, BTK’nın dünya İnternet literatürüne katkısı olacaktır; bir şeyin nasıl yapılmamasının güzel örnekleri olacaktır. BTK, kendi görev alanı dışına çıkınca, İnternete ciddi zarar vermektedir. Tanımı hiç yapılmayan, yurtiçi profili, ticareti düzenlemek demektir; ülkemizin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları çiğnemek demektir. Adil rekabeti sağlamakla görevli bir kurumun, rekabeti yok etmesidir. Yurtici profili, interneti anlamamaktır. Wikipedia, google vsnin olmadığı bir ağa İnternet demektir. BTK ticarete engel olduğu için açılacak davalara hazır mı?
-Çocukları pornografi, müstehcenlik, kumar gibi zararlı içeriklerden korumak adı altında toplumun çoğunluğuna, özellikle de ebeveynlere “sağduyu” işlemi ile getirilecek bu düzenlemenin toplumu “iki kutuba” indirgeyeceği ve farklı olanları “potansiyel suçlu” veya “öteki” konumuna getireceği endişesi var. Bu endişeyi yaşayanlara ne söylemek istersiniz?
Yönetmelik, yeni aboneleri “aile” profiline üye alınacağı belirtir. Bir mahalle baskısı aile, çocuk, yurtiçi profilleri için mahalle baskısı oluşturacaktır. Servis sağlayıcıların ticari ürün olarak profil oluşturması ve bu hizmeti sunmasında bir sorun yok. Zaten yapıyorlar. Sivil toplumun, kullanıcı gruplarının beyaz ve siyah listesi olmasında anlaşılabilir. Ama, devletin, tek tip profil hazırlaması ve baskı kurması demokratik toplumlarda kabul edilemez. Devletin empoze ettiği profil’llerin toplumsal bölünme, “potansiyel suçlu”, “pornocu” olarak algılanması büyük olasılıktır.
İnternet Yaşamdır, sansürlenemez!